Çocuğun Yalan Söylemesi Nasıl Önlenir? Nedenleri Nelerdir?

0
Advertisement

Çocuğunuzun yalan söylediğini nasıl anlarsınız, neden yalan söylerler? Çocukların yalan söylemesi nasıl önlenir, ne yapılmalıdır, hakkında yazı.

cocuk-ve-yalanÇocuk Ve Yalan; Ünlü bir Alman psikologu «Çocuklar en tabiî birer yalancıdırlar» diyor. Bu sözden yalan söylemenin bir basitlik meselesi olduğu, çocukların da henüz basitlikten kurtulamamış, olgunluk çağına ulaşamamış kişiler olarak yalan söyledikleri sonucunu çıkarabiliriz. Gerçek de aşağı yukarı böyledir. Çocuk, yaşı, görgüsü, deneyişleri gereği olarak söylediği, söyleyeceği sözlerin etkisini, sonucunu değerlendirebilmek yeteneğinden yoksundur. Böyle olduğu için çıkarma, kolayına nasıl, hangisi gelirse öyle konuşur; bu konuşmalarından doğacak sonuçları akıl edemez.

Durum böyle olunca çocuktaki yalan eğiliminin gelişip ileride kendisinde bir alışkanlık halinde yerleşmemesine gayret etmek gerekir. Çocuklarda genellikle zor olan doğrudan çok, kolay olan yalana eğilim bulunduğuna göre onları bu eğilimden kurtarıp doğruyu görmeye, söylemeye yöneltmek işi okul çağında öğretmene, daha önce de ana-babaya düşer.

Çocukların yalana alışmasını istemeyen ana-babanın her şeyden önce, onlara örnek olmamaları, yalan söylememeleri gerekir. Yalan söylememek konusunda, bütün tutumları ile önce onlar örnek olmalı, ondan sonra da, gerekirse, öğütlerde bulunmalıdırlar. Çocuklarına yeri, sırası gelince yalanın, yalancılığın çirkinliği, kötülüğü hakkında öğütlerde bulunan annenin, babanın kendilerinin de bu öğütlerin ışığında yürümeleri şarttır; çünkü çocuk verilen öğütlere onların da uyup uymadığını araştırmakta pek ustadır. Öğüt verenin sözleri ile davranışının birbirini tutmadığını görmek çocukta çok olumsuz izlenimler, tepkiler yaratır.

“Bir musibet bin nasihatten iyidir” sözünde olduğu gibi ana-babanın birkaç örnek tutumu, davranışı çocukları için pek çok öğütten faydalıdır. Bir çocuğun gözünde en seçkin, en yüksek, en değerli, en sevgili varlıklar annesiyle babasıdır. Çocuk onların sözlerini her zaman duymayabilir ama, davranışlarını hiç sektirmeden izler, inceler, bunun taklitçisi, tekrarlayıcısı olur. Çocuklarının yalancılığa alışmamasını isteyen anneler, babalar, aşırı öğütlerle yalan kavramı hakkında onlarda bir merak uyandırmaktan da kaçınmalıdırlar. Kendileri onların yanında yalan söylememeli, çocuk yalan söyleyince de, onu korkutup dehşete düşürmeden tatlı sözlerle, kısa süren tekrarlarla telkinlerini yapmalıdırlar.

Advertisement

Çocuk Niçin Yalan Uydurur?

Çocukta yalan söyleme alışkanlığının her hangi bir zarar vermek isteğinden çok, hayalle gerçeği birbirine karıştırmalarından ileri geldiği de yapılan testler sonunda anlaşılmıştır.

Çocuklardaki yalan söyleme alışkanlığı zaman zaman büyükleri de zor durumda bırakır. Eskilerin «çocuktan al haberi» deyimini bugünün şartlarına uygulamak imkânsızdır. Çocuklardan haber alınsa bile bunun doğru olacağına kimse yüzde yüz inanamaz.

Çocukların önemli özelliklerinden, yalan söylemelerine sebep olan meselelerden biri de onların kolayca telkin altında kalmalarıdır. Fransa’ da bir öğretmen bu hususta bir inceleme yapmak istemiş, çocuklara kokuların yayılmasıyla ilgili bir deneme yapacağını bildirmiştir. Biraz sonra kürsüsünün gözünden bir kutu çıkaran öğretmen yüzünü buruşturup burnunu mendille kapamıştır. Daha sonra da’kutunun kapağı açılınca yayılan kötü kokuyu duyan çocukların parmak kaldırmalarını istemiştir. Birkaç saniye sonra ön sıralarda oturan çocuklardan biri parmağını kaldırıyor, ondan sonra öteki çocuklar da hemen parmak kaldırıyorlar. Bu arada birkaç çocuğun da kötü kokudan baygınlık geçirdikleri görülüyor. Gerçekte ise kutunun içinde sudan başka bir şey bulunmuyordu.

Advertisement

Bu deneyden de anlaşılacağı gibi, bir çocuğun belirli bir şekilde karşılık vermesini sağlamak için sorunun ona belirli bir telkinle sorulması yeter.

Çocuklara yalanın kötü bir şey olduğunu sözle anlatmaya çalışmaktan çok, sonucu kötü olan yalanlarla ilgili olayları anlatmak çok daha faydalıdır. Bunun her günkü hayatta birçok örnekleri kolayca bulunabilir. Meselâ, annesine, babasına yalan söyleyerek onları kandıran, böylece evden kaçan bir çocuğun başına gelmiş bir felâket çocuğun kulağına küpe olacak bir olaydır. Çocuğunuza dersiniz ki: “Bak, gördün mü, o çocuk annesine, babasına doğru söyleseydi, onlar tehlikeyi ona gösterirler, çocuğun da başına bu felâket gelmezdi. Yalan söylediği, gerçeği annesinden, babasından sakladığı için o çocuk böyle bir cezaya kendiliğinden çarpılmıştır.”

Burada çocuğa iki ders vardır: Birincisi, yalan söylemenin insanı akla gelmedik sonuçlara sürükleyebileceği; ikincisi de bir çocuğun daima bilmediği, henüz öğrenemediği şeyler bulunabileceği için bunları anasına, babasına sorup öğrenmenin faydalı olabileceği. Çocuğa böylece, daha esaslı, daha gerçeğe dayanan bir ders verilmiş olur.

Çocukların her şeyi kendilerine göre ele almaları, her şeyde, kendilerinin de büyük bir payı olduğunu düşünmeleri, çok önemli olaylara yol açabilir.

Advertisement

Çocuk yalan söylerken bunun nasıl bir sonuç vereceğini tahmin etmediği gibi yalanım da bir gerçek olarak kabul eder, çoğu kere, yalanını gerçek bir olay çevresinde örer. Hâfızası henüz genç olduğu için de bazen akılları durduracak kadar geniş teferruat verir.

Çocukların henüz yorulmamış olan duyuları, büyük insanlarınkine göre çok daha kuvvetlidir. Bu da onlara gerekince, akıllara durgunluk verecek hikâyeler uydurma yeteneğini kazandırır.

Bunun için, çocuğun zararsız yalanlarını şiddetle karşılamak doğru değildir. Onun size söylediği, yalan değil, bir masaldır; çocuk bu yalanı, masal anlatır gibi söyler. Bunu bilmeli, çocuğa yalancılık kondurmamalıdır. Çocuğa ikide bir: “Yalancı!” demek ona, yalanın ne olduğunu öğretmekten başka bir işe yaramaz. Söyledikleri gerçeğe uygun değilse ona doğruyu anlatmalı, böylece zihnini hayalden gerçeğe çekmelidir.

Advertisement

Leave A Reply