Çocuklarda Çekingenlik

0

Çocuklarda çekingenlik nedenleri nelerdir? Çocuğun çekingenliği nasıl yenilir? Çocuklarda ve bebeklerde çekingenlik hakkında bilgi.

ÇEKİNGENLİK

Advertisement

Çocuğunuzun çekingen olması sizi canınızdan bezmiş duruma getirebilir; çünkü çekingenliğin sonucu hemen her zaman, çocuğunuzun size olan bağımlılığının daha da artmasıdır. Mutluluk ve kendine güven duygularının yetersizliğinden ötürü, size her zamankinden daha çok gereksinme duyar duruma “gelmiştir. Oğlunuz ya da kızınızla yaşıt öbür çocukların bakışları dışa, dünyaya ve çevrenin bütün meydan okumalarına dönük görünürken, sizinki hep eteğinize yapışmış, bacaklarınız arasında kalmak istiyormuş gibi görünür. Bu da hem sizin için daha az özgürlük anlamına, hem de bu durumun denetiminin elinizden çıkması anlamına gelir. Hattâ, bir bakıma, kendinizi bir başkasının yönetimi altındaymış gibi hisseder duruma gelebilirsiniz.

Çocuklarda Çekingenlik

Gerçek, bebekler ile yeni yürümeye başlayan çocukların çekingenliklerinin son derece doğal olabileceğidir. Çekingenlik gerçekten de, çocuğunuzun gelişmesinde kısa süreli bir aşama olabilir. Ama aynı zamanda da, kendi yaş grubu içindeki daha sessiz ve daha az dışa dönük çocuklardan biri olacağının belirtisi olabilir. Her iki durumda da, hem sizin, hem de çocuğunuzun mutluluğunuzu sürdürebilmeniz için, yapabileceğiniz bazı şeyler vardır.

BEBEKLERDE ÇEKİNGENLİK

Advertisement

Bebekler, yaşamlarında bir ya da iki kişinin en önemli yeri tuttuğunu, başka hiç kimsenin buna erişemeyeceğinin farkında olduklarını ilk kez sekizinci aya doğru gösterdiklerinden, bazı psikologlar bebeklerdeki bu çekingenliğe, “sekizinci ay çekingenliği” adını verirler. Aslında, sekizinci ay, bu tür davranışların “en yüksek noktasına” ulaştığı ay olabilir; pek çok bebek, dört ay ile bir yaş -ya da daha ilerideki yaşlar- arasında, aynı sinirliliği göstermeye başlar. Alışık olmadığı bir yüz -hattâ alışık olduğu bir yüz- mutlu, dostça bir gülücük u-yandırmaz; tersine, bebeğiniz yüzünü öbür yana çevirir; hattâ ağlamaya başlayabilir. Annesi ve babası gözlük takmıyorlarsa gözlüklü kimseler ya da baba sakalsızsa, sakallı kişiler, bebekte bu tepkileri uyandırırlar.

Bununla başa çıkmanın en iyi yolu, tempoyu zorlamamaktır: Bebeklerin çoğu, bu dönemi birkaç ay içinde aşarlar. Ne var ki bazıları, çekingen, anne eteğine yapışık küçük çocuklar olarak kalmayı sürdürürler. Küçük çocuklarda çekingenlik, daha önce hiçbir belirtisi olmadan da gelişebilir. Bunu bebeğinizin gelişmesinde normal bir aşama olarak kabul edin; avaz avaz ağlamaya başlıyorsa, anneannesinin kucağında oturmasında diretmeyin. Gücenebilecek kimselere, bunun onların kişiliğiyle ilgili olmadığını çok iyi bildiğinizi, bebeğinizin başkalarına da aynı biçimde davrandığını anlatın.

YÜRÜME DÖNEMİNDE ÇEKİNGENLİK

Anneler, yeni yürümeye başlayan çocuklarını “hep eteğimde” diye tanımlarlar. Böylece, çocuklarını tuvalete giderken bile yalnız başına bırakamadıklarını, küçük çocukların bir arada oldukları bir yere gittiklerinde ya da başka birinin evinde çocuklarının hep kucak istediğini anlatmaya çalışırlar.

Bu tür bir çocuk, başka insanların yanında son derece çekingendir; herkesi, annesi, babası ya da ailede kendine yakın hissettiği başka biri ile kendisi arasında bir engel gibi görür. Genellikle konuşurken, evinin dışında ağzını bıçak açmayabilir; sözgelimi gece bir yere gitmek için onu bir bebek bakıcısına bırakmak, uyanıp da sizi orada bulamayınca çok ağlayacağını bildiğiniz için, size düşünülemeyecek bir şey gibi görünebilir.

Bu dönem boyunca, çocuğunuzu yalnızca tanıdığı biriyle bırakmanızın yararı vardır. Bir bebek bakıcısı tutacaksanız, bakıcının bu göreve tam olarak başlamasından önce, onu birçok kez çocuğunuzla bir araya getirin. Ayrıca, çocuğunuzla konuşurken sözü sık sık bu kimseye getirerek, ona daha az yabancılık duymasını sağlayın. Bu arada, çocuğunuzdan uzak kalacağınız saatlerin sizin için önemli olduğunu, çocuğunuzun uyanıp üzülme riskine kesinlikle değdiğini unutmayın. Çocuğunuz eninde sonunda, yokluğunuza alışacak ve siz olmadan da kendisini mutlu hissedecektir.

Advertisement

YUVAYA BAŞLAMAK

Çocuğunuz, yuvaya gitmekten hoşlanacağını umduğunuz üç yaşına geldiği sıralarda, hâlâ çok çekingense, bu işe onu, alıştıra alıştıra başlatın. Kuşkusuz, daha ilk günden yanağınıza bir “hoşça kal” öpücüğü kondurarak, arkasına hiç bakmadan tıpış tıpış yuvaya girmesi olasılığı da vardır. Ama daha büyük olasılıkla, eteğinize yapışacak, yuva öğretmenine somurtmakta inat edecek, siz yanında olmadıkça oyun hamurundan bir şeyler yapmaya yanaşmayacaktır. Umutsuzluğa kapılmayın. İlk birkaç gün yuvada onunla kalıp, çok kısa sürelerle -belki her seferinde 15’er dakika-yuvadan ayrılın.

Bu davranışınız işe yarayacakmış gibi görünürse, birkaç gün daha, yanından ayrılma sürelerinizi sürekli artırarak böylece devam edin. Aslında çok çekingen bir çocuğun yuvaya -annesinin yokluğuna!-alışması, uzun bir dönem boyunca sürebilir. Bazı çocuklar dört yaşına gelinceye, hatta daha da büyüyünceye kadar, annelerinin eteğinden ayrılmaya hazır olmazlar ve yuvanın ilk aylarında oldukça sorun yaratabilirler.

ÇEKİNGENLİK GERÇEK BİR SORUN MUDUR?

Günümüzde, kendinize ne kadar güven duyar ve ne kadar dışa dönük olursanız, hayatta da o kadar başarılı olmanız olasılığı yüksek gibi görülmekte. Toplum yaşamında, özellikle de iş dünyasında çekingenlik, kişinin kendini değersiz görmesi duygusuyla özdeşleştirilmekte; çekingenliğe, gerçek bir “toplumsal özürlülük” gibi bakılmakta. Dolayısıyla, anne-babaların, küçük çocuklarının, büyüdüklerinde öbür insanların gözünde hiç “parlak olmayan” biri ya da kendi gizli yeteneklerinin tam olarak farkında olmayan, içine kapanık biri haline gelmesinden kaygı duymaları normaldir. Oysa, çekingenlik, mutlaka olumsuz bir özellik de değildir. Büyük bir duyarlılığın, hoş bir alçakgönüllülüğün ve daha gürültücü, daha açık bir özgüven duygusu kadar değerli bir “gösterişsiz zekânın” belirtisi olabilir. Çocuğunuzu olduğu gibi sevin. Öbür çocuklardan biraz daha geç arkadaş edinebilmesi, çok da kötü bir şey değildir: Belki de kuracağı arkadaşlıklar daha uzun ömürlü olacaktır.

Yukarıda da belirtildiği gibi, birçok çocukta çekingenlik, yalnızca gelişmelerinin bir aşamasıdır. Dünya, insanın kafasını karıştıran, karmakarışık bir yer gibi geliyorsa, çekingenlik çocuğunuzun, kendini bilinmeyene açık bırakacak yerde, alışılmışın kanatları altına sığınmaya yönelten bir özünü koruma aracı olabilir. Aynı zamanda, çocuğunuzun kişiliğinin de bir parçası -biraz daha büyüdüğünde okulda ve evden uzaktayken karşısına çıkacak ve kendi başına aşmak zorunda olduğu şeylerle baş etmesine gerçekten yardım edecek bir parçası- olabilir.

ÇEKİNGENLİK NEDENLERİ

Yalnız, bazı çocuklarda çekingenliğin, onların -ya da ailelerinden birinin- yaşamış oldukları bir olayın, durumun sonucu olabildiğini unutmamak gerekir. Sözgelimi, sizin, babasının ya da kendisinin, durup dururken kısa süreyle de olsa hastanede kalmasını gerektiren bir durum, kendine güvenini sarsabilir. Hastaneye yatacak olan çocuğunuzsa, elinizden geldiği kadar onun yanında kalmaya bakın. Hastaneye yatması gereken sizseniz, ona sık sık telefon edin ve sizi sık sık ziyarete gelmesini ayarlayın.

Çok sevilen bir kimsenin ölümü, yeni bir kardeşin eve gelmesi, evden taşınmak, vb. yaşamını değiştiren olgulardan her biri, çocuğunuzu çekingenliğe sığınmaya yönetebilir. Bazı çocuklar, kafalarındaki bu karışıklığı saldırganlıkla açığa vururlar; bazıları da içine kapanır. Bu gibi durumlarda, çocuğunuz sizin, onun hissetmekte olduğu şeyleri anladığınızı bilsin. Kendi başına toparlanması ve “normal bir biçimde” davranması için baskı yapmaya kalkmayın. Küçük çocuğunuza en iyi yardımı, sizinle birlikte olmasına fırsat vererek yapabilirsiniz. Akşamları 15 dakikalık bir kucağa alma ve sevip okşama bile, kendine güvenini yeniden kazanmasına yeterli olacaktır.


Leave A Reply