Cumhuriyet Dönemi Dış Politikası

0

Cumhuriyetin ilanından sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin dış siyaseti, dış politikada izlediği yol, gelişmeler hakkında bilgi.

TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN DIŞ SİYASETİ

Advertisement

Atatürkçü Düşüncede Ulusal Dış Politika:

a) Her şeyden önce ulusal gücümüze dayanmak
b) Ulusal sınırlarımız içinde kalmak
c) Gerçekleşmesi mümkün olmayan idealler peşinde koşmamak
d) Ulusal politikayı uygularken her zaman iç teşkilatı dikkate almak
e) Başka devletlerin iç politikalarından ve yönetim sistemlerinden etkilenmemek
f) Uluslararası ilişkilerde, eşitliğe dayanan karşılıklı dostluklar ve bağlaşmalar kurmak
g) Dış politikada diplomaside, bilim ve teknolojiyi yol gösterici olarak kullanmak

Not: Atatürk dış politikada, bağımsızlığa saygı ve devletlerin eşitliği ilkesinden taviz vermemiştir. Bu ilke “Yurtta Barış, Dünyada, Barış”tır.

LOZAN BARIŞINDAN SONRA SİYASET YOLU İLE ÇÖZÜMLENEN SORUNLAR

Advertisement

1) Yabancı Okullar Sorunu:

a) Osmanlı Devletinde bağımsız bir yönetime sahip olan yabancı okulların varlıkları Lozan Antlaşmasında bazı şartlarla kabul edildi.
b) 1925-1926’da Türk Hükümeti bu okullarda Tarih ve Coğrafya nın Türkçe olarak Türk öğretmenler tarafından okutulmasını, Milli Eğitimin denetimde olması kararı aldı.
c) Dini tören ve derslere okulun mensup olduğu dinden olan öğrencilerin girmesi, okul kitaplarında Türklük aleyhine yazıların bulunmaması kararları alındı.
d) Bu kararlara karşı çıkan yabancı devletler muhatap alınmayarak, hükümet bunu iç sorunu sayarak görüşme konusu yapmadı.
e) Bu esaslara uymayan bazı yabancı okullar kapatıldı, bir kısmı hükümetin isteğini kabul etti. Sorun çözümlendi.

2) Nüfus Değişimi:

Lozan Barışına göre, İstanbul Rumları ile Batı Trakya Türkleri dışında Türkiye’de yaşayan Rumlarla Yunanistan’daki Türkler karşılıklı olarak değiştirilecekti. Uzun süre bu sorun Yunan hükümetinin tutumu yüzünden çözülemedi. 10 Haziran 1930’da Türk hükümetinin kararlı tutumu sonucu barışçı yolla çözümlendi.

3) Irak Sınırı ve Musul Sorunu:

a) Lozan barış görüşmelerinde, Musul konusunda bir anlaşma sağlanamadı. Irak’la olan sınırda çizilemedi.
Not: Mondros Ateşkeş Antlaşması imzalandığı zaman Musul savaş sonunda kaybedilmemişti. İngiltere Mondros’un 7. maddesine dayanarak Musul’u işgal etmiştir.
b) Lozan Barışına göre; Musul sorunu, Türkiye ile İngiltere arasında yapılacak görüşmelerle çözülecekti.
c) Görüşmeler 1924’te başladı. İngiltere Musul’un Irak’a ait olduğunu savundu. Zengin petrol yataklarını elden bırakmamak istiyordu. Görüşmelerden sonuç alınamadı.
d) Konu, İngiltere tarafından Milletler Cemiyetine götürüldü.
e) Milletler Cemiyeti bu sorunu çözmekle kendisini yetkili görmediği için konu Lahey Adalet Divanına götürüldü.
f) Alınan kararları Türk hükümeti kabul etmedi. İngiltere ile yeniden ikili görüşmeler başladı.
g) 5 Haziran 1926’da Ankara’da bir antlaşma imzalandı.

Advertisement

Sonuç:

a) Türkiye-Irak sının çizildi.
b) Musul Irak’a bırakıldı.
c) Irak’ta elde ettiği petrol gelirinin %10’nu, 25 yıllık bir süre için Türkiye’ye verecekti.

4) Milletler Cemiyetine Girişimiz (18 Temmuz 1932)

Türkiye’nin Dünya Barışının korunması için gösterdiği çabayı gören Milletler Cemiyeti 1932’de Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cemiyete girmek için resmen davet etti.

Türk Hükümeti, cemiyetin işlemesindeki aksaklıkları bilmesine rağmen çağrıya olumlu cevap verdi. Cemiyetin bir üyesi oldu.

5) Balkan Antantı (9 Şubat 1934)

Amaç: Sınırları karşılıklı olarak güvenceye almak, ortaya çıkabilecek tehlikeleri birlikte önlemektir.

a) Avrupa’da devletler 1930’dan itibaren silahlanmaya hız verdiler. İtalya ve Almanya’nın Balkanlar ve Orta Doğuyu hedef alan politikaları Balkan devletlerini endişelendirdi.
b) Balkan devletleri arasında ortak tehlikeye karşı birleşme eğilimleri doğdu.
c) Türkiye, Yunanistan yakınlaşmasına Yugoslavya ve Romanya’da katıldı.

Önemi:

Türkiye, hem batı sınırının güvenliğini sağlamış, hem de bölgede barış ortamı yaratarak dünya barışma katkıda bulunmuştur.

6) Montrö (Montreux) Şözleşmesi (20 Temmuz 1936)

Advertisement

Lozan Barış Antlaşması ile Boğazların yönetimi Türkiye’nin başkanlığmda Milletlerarası bir komisyona bırakılmış. Boğazların her iki yakasında belirli bir alanda asker bulundurulmayacaktı.

Not: Bu hükümler, Lozan konferansına katılan devletlerin silahlarını azaltacaklarına söz vermeleri üzerine kabul edilmişti.
Fakat bu devletler;

a) 1933’den sonra silahlanmaya önem verdiler.
b) Almanya’nın Ren bölgesine girmesi, İtalya’nın Habeşistan’a, Japonya’nın Mançurya’ya saldırması dünyayı yeni bir bunalıma soktu.
c) Bu gelişmeler, ilgili devletlerin Boğazlar konusunda verdikleri ortak güvenceyi işlemez duruma getirdi.
d) Türkiye Akdeniz’deki güvenliğinin tehlikeye düşmesi üzerine Lozan barışını imzalayan devletlere birer nota göndererek bir konferans toplanmasını istedi.

Konferans toplandı, katılan devletler Montrö (Montreux) Boğazlar Sözleşmesini 20 Temmuz 1936’da imzaladılar.

Sözleşmeye göre;

1. “Boğazlar Komisyonu” kaldırıldı.
Bu komisyonun bütün görevleri Türk Hükümetine bırakıldı.
2. Boğazlar ve çevresinde Türkiye’nin istediği kadar asker bulundurması kabul edildi.
3. Ticaret gemileri barış zamanında Boğazlardan serbestçe, geçebileceklerdi.
4. Türkiye, savaşa girer veya bir savaş tehlikesi ile karşılaşırsa boğazları istediği gibi açıp kapayabilecektir.
5. Barış ve Savaşta Karadeniz’de kıyısı olmayan devletlerin Karadeniz’e geçirebilecekleri gemiler sayı ağırlık ve zaman bakımından sınırlandırılmıştır.

Önemi:

a) Boğazlar üzerinde Türk Devleti’nin egemenlik haklarını zedeleyen, Boğazların güvenliğini tehlikeye düşüren bütün sınırlamaları ortadan kaldırdı.
b) 1933 “Hünkar İskelesi Antlaşması” ile başlayan “Boğazlar Sorunu” tamamen ortadan kalktı.
c) Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki durumu güçlendi.
d) Uluslararası dengede önemi artan Türkiye’nin dünya devletleriyle dostluğu daha da değer kazandı.

7) Sadabat Paktı (9 Temmuz 1937)

Amaç: Yakın Doğu’da barış ve güvenliği sağlayarak, dünya barışma katkıda bulunmak.

1935’te İtalya’nın Habeşistan’a saldırması, Doğu Akdeniz ve Orta Doğu’da güvenliği tehlikeye düşürdü.

Advertisement

Türkiye, dostluk ilişkileri içinde bulunduğu İran, Irak, Afganistan’la Sâdâbat Paktı’nı imzaladı. (9 Temmuz 1937)

Önemi:

a) Türkiye doğu sınırlarını güvenlik altına almıştır.
b) İlgili devletlerin smırlarıda güvenlik altına alınmıştır.

8) Hatay Sorunu ve Sonucu:

a) Fransa 1936’da Suriye üzerindeki manda yönetimine son verince, Hatay sorunu yeniden önem kazandı.
b) Milletler Cemiyetine başvuran Türkiye, Hatay’ın geleceğine bura halkının karar vermesini istedi. Öneri kabul edildi.
c) Milletler Cemiyeti aracılığı ile Türkiye-Fransa arasında görüşmeler başladı.
d) Hatay’da bağımsız bir Türk Devleti’nin kurulmasında anlaşma sağlandı. Anayasa, hazırlandı, seçimler yapıldı. 2 Eylül 1938’de Hatay devleti kuruldu.
e) Hatay Meclisinin, yapılan halk oylaması sonucunda Türkiye’ye katılma kararı almasıyla 29 Haziran 1939 Hatay Anavatana katıldı.
f) Birgün sonra TBMM Hatay’ın Türkiye’ye katılmasını kabul etti.


Leave A Reply