Danimarka Edebiyatı Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Küçük bir Kuzey Avrupa ülkesi olan Danimarka edebiyatı ile ilgili genel bilgiler ile yazar ve eserleri hakkında bilgiler.

Danimarka BayrağıDanimarka Edebiyatı’nın kökleri Alman, Anglo-Sakson ve İskandinav halklarının ürünlerine dayanır. Latince’nin yüzyıllar boyu egemen olduğu bu edebiyat, sonraları Alman, Fransız ve İngiliz dillerinin etkisinde kaldı. Danimarka ile İsveç’in edebiyat ve dilleri ancak İS. 1000’lerde birbirinden ayrıldı. 14. yüzyıldan 1814’e kadar Danimarka ile Norveç siyasal, kültürel, sanatsal bir birlik içinde yaşadılar. Ortaçağ başlarında Danimarka’da, kronikler, tarihler, azizlerin yaşam öyküleri hep din adamlarınca yazılırdı. İngiliz keşişi Elnoth’un 1120’lerde yazdığı The Legend of st. Canute (St. Canute Efsanesi) ile Chronicon Roskildense (Roskilden Kroniği) 1150 önde gelir. Ortaçağ Danimarka Edebiyatı’ nın en parlak eseri sayılan Gesta Danorum (Danimarkalıların Kahramanlıkları) 16 kitaptan oluştu, Saxo Grammaticus’ca tarafından 1180-1219 arasında yazıldı. Lund Piskoposu Anders Suneson (1164-1228), Skolastik düşünceyi yansıtan, Hexameron (6 gün) adlı Latince şiirinde, yaratılışı tanımlayıp yorumladı.

Danca yayımlanmış pek çok kronikten en önemlisi içinde her kralın kendi yaşam öyküsünü anlattığı, Rimkronike dir (Uyaklı Kronik) 1495. Reformasyon döneminde, ilk Lutherci piskopos olan Palladius (1503-1560) 1544’lerde bitirdiği Visitatsbog (Araştırmalar Kitabı) ile ünlüdür. Niels Hemmingsen;De Lege Naturae (1572) adlı eseriyle adını tüm Avrupa’da duyurdu. Gerçek Rönesans ruhuna sahip bazı büyük soylular, sanat ve edebiyatla, bilimle ilgilenip uğraştılar. Soylu bir bilim adamı olan, Arild Huitfeld; Danmarks Riges Kronike (Danimarka Krallık Tarihi) adlı 10 ciltlik bir eser yayımladı (1595-1603). Din adamı Hieronimus Justesen Ranch’ın yazdığı Karrig Nidding, komik fars türü özgün bir eserdir.

Rönesans hareketi Danimarka’ya 1620’lerde ulaştı. Serbest, betimlemeli şiirleriyle dikkati çeken ve Danimarka’da gazeteciliğin babası sayılan, Bohemyalı Anders Bording (1619-1677) ve dinsel şiirleriyle ve güçlü ilahileriyle Thomas Kingo (1643-1703), bu çağın düz yazı eserlerini yazdılar. 18. yüzyılın ilk yarısı, “Danimarka Edebiyatı’nın Babası” sayılan, Norveç kökenli Prof. Johan Ludvig Holberg (1648-1754) çağıdır. Yazdığı Moliere üslupla Kopenhag özelliklerine sahip komedilerle (1722-1728’lerde), Ulusal Danimarka Tiyatrosu’nun kurulmasına önderlik etti.

Norveçli Christian Braumann Tullin, İngiliz şairlerinden etkilenerek didaktik şiirler ve doğa betimlemeleri yazdı; Johannes Ewald (1743-1803) Danimarka’da Erken Romantizm dönemini başlattı. Wald’ın ölümüyle şiir, canlılığını yitirdi. Alman örneği oyunlar yazan, Knud Lyhne Rahber, ulusal trajedi ve komedi yazarı Oluf Christian Olufsen ile Holberg’in izinden giden P. A. Hieberg (1758-1841) bu dönemin temsilcilerindendir. Yetenekli bir şair olan Jens Baggesen (1746-1826), komedi, duygu ve serüveni birleştirerek, Romantizmi 19. yüzyıla taşıdı.

Advertisement

Ewald ve Baggesen’in öncülük ettiği Romantizm dönemi, Danimarka Edebiyatı’nın altın çağını oluşturdu. Henrik Steffens (1774-1841), Adam Oehlenschlâger (1779-1850); Guldhornene (Altın Boynuzlar, 1802) adlı şiiri; lirik dramı, Aladdin (1805) ve güçlü trajedisi, Hakon Jarl (1807) eserleriyle Lund Ewald’ın yerini aldı.

Genç romantiklerden Johan Ludvig Heiberg (1791-1860), Hegelci felsefeyi savunarak, Oehlenschlâger’in yerini aldı, Fransız örneği vodvilleri ve bir festival oyunu olan, Elverhoj (Elves Tepesi, 1828), sevilen eserleri arasındadır. Gerçekçiliği kısa öykü ve hareketli şiirlerle ayakta tutan Jyllandlı Steen steensen Blicker (1782-1848); Christian Winther (1796-1876), Emil Aarestrup (1800-1856), Adam Homo (İnsan Adem, 1841-1848) adlı romanıyla lirik şair Frederik Paludan-Müller (1809-1876) bu dönemin yazarlarındandır. Bu çağda uluslararası üne kavuşan iki yazardan biri, masallarıyla tanınan büyük deha Hans Christian Andersen (1805-1875); eleştirmen, düşünür; Soren Kierkegaard idi (1803-1855).

19. yüzyıl sonlarında ünlü eleştirmen Georg Brandes (1842-1927), edebiyatın toplumla bağlantılı olmasını savundu. Danimarka’da Doğalcılık (Natüralizm) döneminde, Fransız sembolizmine koşut, şiir alanında bir Rönesans yaşandı: L. Holstein (1864-1943), V. Stuckenberg (1863-1905), J. Jörgensen (1866-1956) ve S. Clauseen (1865-1931). Bu dönemde Henrik Pontopiddan (1857-1943), De Dodes, Rige (Ölüm Krallığı, 1912-1916) adlı romanıyla 1917 Nobel Ödülü’nü kazandı.

20.yüzyıl yeni doğacılık ve yeni romantizm dönemidir. Bu dönemde edebiyatta da yeni akımlar görüldü. J. Aakjaer (1866-1930), J. Knudsen (1858-1917), Johannes V. Jensen (1873-1950), Den Gotiske Renaissance (Gotik Rönesansı, 1901) adlı bildiri yazısında, çağdaş teknik ilerlemeleri övdü. 1944 Nobel Ödülü’nü aldığı halde dış ülkelerde pek az tanınır. Büyük roman dizileri yazarı M. Andersen Nexo (1872-1954) Pelle Erobreren (Fatih Pelle, 1906-1910) romanıyla tanındı. Coşkulu romanlarıyla Harald Kidde ve Karin Michaelis (1827-1950) dış ülkelerde de adlarını duyurdular. Birinci Dünya Savaşı sonrasında Tom Kristensen (1893-1974) ile Jacob Paludan (1896-1975) ve E. Bönnelycke (1893-1953) dışavurumculuğu seçtiler. 1930’larda, sosyal doğalcılık yerini yeni romantik akıma bıraktı. Danimarka Tiyatrosu’nun verimsiz bir döneminden sonra, oyun yazarı, rahip Kaj Munk (1898-1944) canlı eserler verdi; En idealist (Bir İdealist, 1928), Niels Ebbesen (1942). Kjeld Abell (1901-1961) ve C. Soya (1869) sosyal eleştirili oyunlar yazdılar. Martin Alfred Hansen (1909-1955) özlü, ağdalı bir dille yazdı. Hans Christian Branner (1903-1966) duygusal kısa öyküler yazdı. Romancı; Aage Dons roman ve oyun yazarı, Knud Sonderby, lirik şair; Paul la Cour (1902-1956) tanınmış yazarlardır.

Advertisement

Böylece 1940’lı yıllar şiir çağı oldu. Modernizm yanlısı genç kuşak şairleri, yaşamın anlamsızlığı görüşünde birleştiler. 1960’ların ortasında ortaya çıkan gerçekçi akımın yazarlarından; A. Bodelsen (1937),C.Kampmann (1939), L.Panduro (1923-1977) yergili ve grotesk bir eleştiriyi gerçekleştirdiler. T. Hansen (1927) tarihsel-belgesel romanları, Else Gress (1919), S. Brögger kadın sorunlarını içeren eserleriyle tanındılar. 1970’lerde şiirde modernizm; L.Christensen (1935), U. Harder, K. Rifbjerg gibi şairler tarafından sürdürüldü.


Leave A Reply