Değerli Taşların Özellikleri – Çıkarılma ve Kesilme İşlemleri

0

Değerli taşların özellikleri nelerdir? İnorganik ve organik değerli taşlar, çıkarılmaları, kesme ve parlatma işlemleri hakkında bilgi.

Advertisement

Değerli Taşların Özellikleri – Çıkarılma ve Kesilme İşlemleri

Değerli inorganik taşlar

Değerli taşların inorganik ve organik kökenlileri ayırt edilebilir. İnorganik taşlar güzellik, dayanıklılık ve az bulunurluk gibi belirli özellikler taşır. Bu minerallerin bulunduğu volkanik, tortul ve başkalaşım kayalarının bulunuş yüzdesi çok azdır ve volkanik kayalar magmanın yerkabuğunda soğumasıyla oluşur. Bu kayalar ince damarlarda yavaşça kristalleşir ve bu sırada beril, topaz, turmalin ve krisoberil gibi büyük mineral kristalleri oluşur. Daha sonraki çeşitli jeolojik oluşumlar sonucu bu kayalar yüzeye çıkarsa mineraller çıkarılabilir. Aynı şey başkalaşım kayaları için de geçerlidir. Başkalaşım kayaları, eski kayaların, çok derinlerde yüksek basınç ve ısı nedeniyle yeniden kristalleşmesi sonucu gerçek mineral bileşimlerinin değişikliğe uğramasıyla oluşur ya da safir, yeşim ve grena gibi mineraller bu yolla oluşur. Tortul kayaları, su, rüzgâr ve buzun etkisiyle aşınan eski kayaların havayla etkileşiminden doğan ürünlerdir. Belirli kayalarda bulunan mineraller burada alınıp, başka bir yere taşınabilir. Özgül ağırlıklarının öteki minerallerden daha fazla olması nedeniyle değerli taşlar, özellikle eski ırmak yataklarında birarada bulunabilirler. Yüzyıllar boyunca böyle bölgelerin çoğu, çeşitli değerli taşların yatağı olarak tanınmıştır. Kuzey Birmanya’da Mogok çevresindeki bölgede dünyanın en güzel yakutlarının yanı sıra ticarette çok az kullanılan başka ender taşlar da üretilir. Değerli taşlar adası olarak adlandırılan Sri Lanka yalnız taş çeşitlerinin çokluğuyla değil tükenmeyecek gibi görünen rezervleri de ünlüdür. Yakut ve safir, Sri Lanka ile Vietnam’dan, Kamboç ve Tayland’a uzanan bir kuşak üzerinde bulunur. Kaliforniya, Madagaskar ve Brezilyadaki pegmatit damarlarda çok çeşitli ve değerli taşlar üretilir, buraları da yukarıda belirtilen bölgelerle birlikte dünyanın en önemli yatakları arasındadır.

Değerli organik taşlar

Değerli organik taşların küçük bir bölümü insanların çok eskiden beri değer verdiği özel maddelerden oluşur. Bunların en önemlileri amber, mercan ve incidir. Amber milyonlarca yıl önce yeryüzünde yetişen kozalaklı ağaçların zamanla sertleşen sakızıdır. Bazılarında hava kabarcıkları, böcekler ve bitkisel maddeler bulunur. Amber sarı-kahverengi renklerde saydam ya da yarısaydam bir maddedir; bazen kırmızımsı ya da beyazımsı ambere de rastlanır. En ünlü amber yatağı Baltık Denizi kıyılarındadır. Mercan, koloniler biçiminde yaşayan küçük deniz hayvanlarının kurduğu iskelettir. Deniz suyunda mercanın oluşabilmesi için belirli bir duruluk (yeterli ışıkla birlikte) ve ısı gereklidir. Bu küçük canlıların iskeletlerinde büyük oranda kalsiyum karbonat bulunur. Eski kuşak öldüğün geriye iskelet kalır ve yeni kuşağın iskeleti buna eklenir. Kırmızı, beyaz, pembe ve siyah renklerde olan mercan, özellikle Akdeniz’de ve Japonya çevresinde bulunur. Yumuşakçalar tarafından üretilen inciler oldukça çeşitlidir. Bunlar arasında doğu incisi. Cinci istiridyelerinden) ve tatlısu incisi (inci midyelerinden) önemlidir. İnci oluşumu, kum ya da benzeri maddelerin istiridye içine girmesi, istridyenin de bunlara karşı bir madde salgılamasıyla oluşur. Bu salgı yabancı maddeyi bir kapsül gibi sarar. İnci üretiminde bu çekirdekçik yapay olarak hayvanın gövdesine sokulmaktadır. Japonya’da Biwa Gölündeki tatlısu midyelerinden elde edilen Biwa incileri başka bir midye dokusunun sokulmasıyla üretilmektedir. İnciyi saran salgı aragonit ve boynuzsu madde içerir. Son biçimi alan inci % 90 oranında aragonitten oluşur, inciye parlak görünümünü veren de bu maddedir.

İncinin tabaka yapısı, dişe sürüldüğünde anlaşılır. Dişle duyulan pürüzler incinin doğal ya da yapay inci olduğunu gösterir. Yapay incilerin yüzeyi düzdür. Bazen siyah ancak, genellikle sarımsı, mavimsi ya da pembemsi beyaz olan inciler, Basra Körfezi, Avustralya, Sri Lanka, Japonya ve Amerikadaki bazı büyük ırmaklarda bulunur.

Özellikleri

Herhangi bir değerli taşın fiziksel özellikleri belirli koşullar altında aynıdır. Bunlardan renk, özgül ağırlık, kırınım indisi en önemli özelliklerdir. Renk, taşın ışığı emme ve yansıtma derecesiyle belirlenir. Doğadaki minerallere renkli görünümlerini veren içerdikleri metal karışımlarıdır. Yakut ve safirin temel bileşimleri aynıdır (alüminyum oksit), ancak yakut, kırmızı rengini krom oksitten alır (zümrüte özel rengini veren de bu metaldir). Safirse az oranda titanyum oksit ve demir oksit içerdiğinden mavi renktedir. Değerli taşların özgül ağırlığı genellikle 1.08 gr/cm³ (amber) ile 4.7 gr/cm³ (zirkon) arasında değişir. Değerli taşların ilk bakışta ayırt edilmelerine bu özgül ağırlıkları yardımcı olur. Kırınım indisi refraktometre yardımıyla belirlenir. Taşın içinden geçen .ışığın sapma açısı ölçülür. Kırınım indisi.,değerleri 1°45′ (opal) ile 2° 42′ arasında değişir. İç yapıları nedeniyle bazı minerallerde, içeri giren ışık bir yöne değil, iki ayrı yöne sapar. Değerli taşların belirlenmesinde bu etkinin yardımı önemlidir. Genellikle yapay işlemlerde kullanılan cam her zaman tek kırınım gösterir. Kırınım indisi ve parıltı (parlatmayla elde edilir) bir değerli taşın “parlaklığını” belirler. Bu özellikler değerli taşın “alevi” ya da “ömrü” ile karıştırılmamalıdır. Taşın, beyaz ışığı tayf renklerine ayırma özelliği, ömrü ve alevini belirler. Bu özellik,elmasta bilinen renk kıvılcımlarına neden olur. Değerli taşın dayanıklılığı,taşın sertliğine bağlı olup, maddeden maddeye değişir. 1812’de Alman bilim adamı Mohs 10 birimlik bir sertlik tablosu hazırlamıştır. Buna göre, elmasın değeri 10, talkın değeri de l’dir. Düşük sertlikteki maddelerle kazınabilir. Toz ve ev süprüntülerinin sertliği en fazla 7 olduğuna göre (kuvars kadar) daha sert taşlar aşınmaya karşı dayanıklıdır.

Advertisement

Çıkarılma, kesme ve parlatma

Değerli minerallerin çıkarılmasında kullanılan yöntemler, genellikle basit, bazen de ilkeldir. Mineraller (örneğin elmas) çok derinde olmadığından modern teknikler ve makine kullanımı gerekli değildir. Yatakların çoğu hâlâ insan gücüyle işletildiğinden ürün en üst düzeyde değildir; ancak çok sayıda insan geçimini bu yolla kazanır ve bu durum, özellikle başka iş olanaklarının olmadığı zaman geçerlidir. Çıkarma yöntemi toprağın yapısına, sertliğine ve değerli taşı içeren tabakanın durumuna bağlıdır. Yumuşak kayalar elle bile kazılabilir. Kolombiyadaki Chivor madeninde zümrüt çıkarmak için az eğimli tepelerde çalışılır; bazen de kısa tüneller kazılır. Çoğu değerli taşlar bazen kurumuş ırmak yataklarında, toprağın birkaç metre altında bulunur; bu değerli taşlar eski çağlarda başka yerlerden buralara taşınmıştır. “Cevher çakılı”nı işlemek için önce işlenilen derinliğe kadar çukur kazılır, sonra cevheri içeren tabaka ya bir tünel açılarak işlenir. Çukurlar basit yollarla işlenir ve gerektiğinde motorla çalışan pompalarla su dışarı çıkarılır. Madde yüzeye getirildiğinde suyun içinde hızla döndürülerek hasır sepetlerde yıkanır. Sepette kalan mineraller arasında istenilen minerallerin olup olmadığı kontrol edilir. Bu çıkarma yöntemi Birmanya, Tayland ve Sri Lanka’da uygulanır. Eğer maddenin çevresinde çok fazla su varsa, toprak su motorları yardımıyla gevşetilir. Bu yöntem Tayland ve Brezilya’da uygulanır. Değerli taşların, bunları çıkaran işçilerce kaçırılmasını önlemek için sıkı bir denetim gereklidir. Ancak bu madenlerde çalışanlar bazen denetimin etkili olamayacağı yöntemler geliştirirler; örneğin tavukların küçük zümrüt kristallerini yutmak için alıştırıldığı ortaya çıkarılmıştır.

Kesim

Değerli taşların birkaç parlak kristal yüzü olduğu ya da su aşındırmasıyla parlaklık kazandığının anlaşılması çok eskilere dayanır. Bunun anlaşılmasıyla insanlar mineralleri kesmeye ve parlatmaya başlamışlardır. En eski kesimler, işlenebilecek düz ya da yuvarlak bir yüzey oluşturmak içindi. Günümüzdeki güzel görünümlü ve parlak taşların üretiminde kullanılan teknikler, ortaçağdaki kesicilerinin kullandıkları tekniklerden pek farklı değildir. Bunun baş nedeni, kesiciler loncasının çok kapalı bir toplum olması ve bilgiyle yeteneğin babadan oğula geçmesidir. Bir taş, kesilmeden önce madde üzerinde istenilen rengi parlaklığı ve öteki ışık etkilerini elde etmek için kesme ve parlatma işleminden sonra çok fazla şey yitirmeyecek çalışmalar yapılır. Taş,bundan sonra elle kullanılan bir aracın içine yerleştirilerek kesilir. Bu işlem, taşın cinsine göre bakır ya da kurşun bir disk üzerinde yapılır. Korindon (zımpara), karborundum (yapay olarak üretilen silikon karpit) ya da çok sert (ve pahalı) elmas tozu, cila için kullanılır. İşlemin en son aşaması taşın son parlaklığım aldığı, parlatma işlemidir. Turkuvaz ya da yeşim gibi yarısaydam taşlar ya da yıldız safiri, aytaşı ve opal gibi özel ışık etkileri olan mineraller üzerinde kesilir. Taş bundan sonra yuvarlak ya da elips, düz bir tabanı ve içbükey bir üst yüzeyi olur. Gül kesimi en eski değirmi yüz biçimi olarak kabul edilir. Gerçekte, bu içiçe iki daire içinde üçgen yüzlerin kesildiği bir kesim biçimidir. Geçmişte gül kesimi bütün saydam taşlar için kullanmaktaydı. Renkli taşlar değerli taşlar için basamak kesimi uygulanır. Basamaklı kesimin kare ya da dikdörtgen biçimli bir kesiti vardır, öteki yüzler bu kesite koşut olarak işlenir. Yassı köşeli basamak kesimi, zümrüt kesimi olarak bilinir. Bunlara ek olarak karışık kesimler de vardır Bunlar genellikle üst yanda parlak kesim, alt yanda da basamak kesiminin uygulanmasıyla elde edilir. Böyle ilginç kesimler renkli taşlara da uygulanır. Sonuçta elde edilen taşın değeri kıratla (1 kırat: 0.2 gr) ölçülür. Bu birim metalin saflığını ölçen altın kıratıyla (ayar) karıştırılmamalıdır (saf altın 24 kırattır ve 18 kıratlık altın % 75 altın ve °7o 25 başka madde içerir). İncinin ağırlığıysa “grain” ile ölçülür (1 grain: 0.05 gr).


Leave A Reply