Divan-ı Hümayun Nedir?

10

Divan-ı Hümayun neye denir? Divan-ı Hümayun nasıl kurulmuştur, üyeleri ve özellikleri nelerdir? Divan-ı Hümayun ile ilgili bilgi.

Dîvân-ı Hümâyun Üyeleri ve Görevleri

Divan-ı Hümayun

Devletin askeri, idari, mali ve hukuki işlerinin görüşülüp karara bağlandığı yerdir.


Orhan Bey döneminde kuruldu. Divan’a Fatih’e kadar padişah başkanlık yapmış, Fatih’ten sonra sadrazamlar başkanlık yapmaya başlamıştır.

Divan toplantısından çıkan kararlar padişah onayına sunulmadan yürürlüğe girmezdi. Bu nedenle Divan, danışma meclisi özelliği göstermektedir.

Divan-ı Hûmayun’a bugünkü anlamda Bakanlar Kurulu denilebilir. Davalara yapılan itirazlar da burada sonuçlandırılırdı. Dolayısıyla yüksek mahkeme görevi de yapmaktadır.

II. Mahmut döneminde Divan teşkilatı kaldırılarak yerine Nazırlıklar (bakanlıklar) kurulmuştur.

Sadrazam


Padişahtan sonra yönetimde en yetkili kişidir. Birinci vezirdir. Padişahın vekilidir. Serasker olarak ordunun başında sefere çıkar. Bugünün başbakanı ile aynı konumdadır.

Vezirler

Sadrazamın yardımcılarıdır. Sadrazamın devlet işlerinde verdiği görevleri yerine getirirler. Sayıları sınırların genişlemesine ve devlet teşkilatının büyümesine bağlı olarak artar. Bugünün bakanlık mevki ile aynı konumdadır.

Nişancı

Kanunları çok iyi bilir. Yabancı elçilerle görüşür. Hükümdarların emirlerine hükümdarın tuğra ve nişanını çeker. Devletin malını korur. Fethedilen toprakları tapulaştırır, toprakları gelirine göre tahrir defterine yazıp dirliklere dağıtımını yapar. Bugünün dışişleri bakanı ile aynı konumdadır.

Kazasker


Yani hem kadı (hakim), hem de askerdir. Görevleri arasında kadı ve müderrislerin tayin ve terfi işlemlerini yapmak, devlet memurlarının ve halkın davalarına bakmak gelir. Bugünün hem adalet hem de eğitimden sorumlu bakanı ile aynı konumdadır.

Defterdar

Devletin tüm gelir ve giderlerini tutar. Devletin yıllık bütçesini hazırlar. Kriz dönemlerinde bütçeyi dengelemek için tasarruf tedbirleri uygular. Bugünün maliye bakanı ile aynı konumdadır.

Kaynak – 2

Divan-ı Hümayun

DİVAN-I HÜMAYUN, Osmanlı Devleti’nde en yüksek yönetim organıdır. En önemli devlet işlerinden birinci derecede sorumlu olan sadrazam, Divan-ı Hümayun’un başkanıdır. Bu kurum, Osmanlı Devleti’nin kuruluş yıllarında, Orhan Bey döneminde oluşturuldu. Tanzimat’tan sonra yerini Nazırlar Kurulu aldı.

Divan-ı Hümayun ile ilgili belirgin bilgiler, Yıldırım Bayezit döneminde ortaya çıkar. Divana üye olan beylerin başlarına burma sarıklar giymesi de ilk dönemlerde başladı. Bu dönemde, Divan-ı Hümayun, her gün sabah toplanır, divana padişah başkanlık eder ve devletin önemli işleri burada görüşülürdü. Divan-ı Hümayun, Fatih Sultan Mehmet’in çıkardığı kanunnameyle yeniden düzenlendi. Buna göre, divan başkanlığı görev ve yetkisini sadrazama bırakan padişah, görüşmeleri istediği zaman, kafes arkasından dinlemeye başladı. Divan-ı Hümayun’a sadrazam, şeyhülislam, kubbealtı vezirleri, nişancı, kazaskerler ve defterdarlarla kaptanıderya katılırdı. Burada, yönetsel, adli ve şer’i konular görüşülür ve karara bağlanırdı. Divan üyeleri, toplantılardan sonra karar alırlar ve bu kararları sadrazam, padişaha bildirirdi. 16. yüzyılda önce haftada beş gün toplanan Divan-ı Hümayun, daha sonra, cumartesi, pazar, pazartesi ve salı olmak üzere dört gün toplanmaya başladı. IV. Mehmet döneminde toplantı günleri ikiye indirildi. 17. yüzyılın sonlarında görüşme günü dörde çıkarıldıysa da divanın önemi giderek azaldı.

Halk dilinde kubbealtı adıyla bilinen Divan-ı Hümayun, Topkapı Sarayı’nda Ortakapı ile Babüssade arasında, saray meydanına bakan önü revaklı bir bölümde çalışmalarını sürdürdü. Bu salonun yanında Divan-ı Hümayun memurlarının çalıştığı ayrı odalar da bulunurdu. Divan-ı Hümayun, hemen her yurttaşa açıktı ve Müslüman ya da Hıristiyan olsun herkesin başvurma ve yakınma hakkı vardı. Bu gibi konular gün divanı adı verilen normal divanlarda görüşülürdü. Bunun dışında devletin yönetim işleriyle dış sorunlarının ele alındığı genel divan toplantıları da yapılırdı. Yine ordunun sorunları da bu günlerde görüşülürdü. Böyle konuların görüşüldüğü bazı divanların özel adları da vardı. Örneğin, ulufe divanı. Ayrıca, padişah tahtının Babüssaade ağasının önüne kurulması ve padişahın üzerine oturarak, halkın ya da askerlerin isteklerini dinlemesine de ayak divanı adı verilirdi.




10 yorum

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?