Edebiyatın Tarihçesi

0

Türk ve Dünya edebiyatının tarih boyunca gelişimi, tarihteki edebiyatta önemli ilkler, maddeler halinde adım adım edebiyatın tarihi, tarihçesi.

Advertisement

Edebiyatın Tarihçesi

Dünyanın belli başlı ilk edebi eserleri Gılgamış Destanı, Hamurabi Kanunları‘dır. Milâttan Önce büyük medeniyetler kurulmuş olan Mezopotamya ülkelerinde büyük kitaplıkların bulunduğu yapılan kazılardan meydana çıkmıştır. Sümer ve Babil’de büyük lûgatlar, çeşitli öğretici kitaplar bulunuyordu. Eski Mısır’da Firavunlar çağında edebiyata çok önem verilirdi. Yalnız, Eski Mısır’ın edebi eserlerinden pek azı gönümüze kadar gelebilmiştir. Mısır’da hikâyeye çok önem veriliyordu. Hortlak hikâyelerinden en tatlı aşk hikâyelerine kadar hikâyenin her çeşidine rastlamak mümkündü. İlk edebiyat eserlerinin çoğunda dini konular işlenmişti. Mısır’ın en eski şiir örneklerini ehramlara yazılan ağıtlar teşkil eder.

• Eski Yunan Edebiyatı: Eski Yunan edebiyatının bugünkü dünya edebiyatı üzerindeki etkileri çok büyük olmuştur. Ünlü Yunanlı şair Homeros’un eserleri günümüze kadar gelmiştir. Yunanlılar piyes yazmakta çok ustaydılar. Yunan şairlerinin yazdıkları «tragedyalar» (trajediler) bugün bütün dünya sahnelerinde klâsik eserler arasında sık sık oynanır. Yunanlı filozofların eserleri de bugünkü felsefenin temelini kurmuştur.

• Eski Roma’da Edebiyat: Eski Yunan medeniyetinin yerini alarak Akdeniz medeniyetinin önderi haline gelen Roma’da başlangıçta edebiyata pek önem verilmiyordu. Yunanistan’dan gelen esirler, Romalı çocuklara Yunan edebiyatını öğretince Romalılar da edebiyata önem vermeye başladılar. Roma edebiyatı, Yunan edebiyatının etkisi altında kalmıştır. Böylece doğan Lâtin edebiyatı, daha sonra bütün dünya dillerini, edebiyatlarını etkilemiştir

• Ortaçağ’da Edebiyat: Roma devleti ortadan kalktıktan sonra Kilise, Roma İmparatorluğunun yerini aldı. Edebiyat da Roma Katolik Kilisesi mensuplarının hükmü altına girdi. Eski Yunan ve Roma şairlerinin eserleri unutuldu, yerlerini dini eserler aldı. Daha önceki çağlarda pek çok rağbet gören Lâtincenin yerine Fransızca, İtalyanca ve İspanyolca geçti. Zamanla Lâtince konuşma dili olmaktan çıktı. Avrupa karanlık bir devreye girmişti. Yazılan eserler, savaş ve acıklı aşk destanlarıydı. İtalyan şairi Boccacio’nun «Dekameron» u, İngiliz şairi Chaucer’in «Canterbury Masalları» gibi manzum masallar bu devirlerin en önemli edebi eserleridir. Bu arada dini konularda da bir sürü eser yazılıyordu. Dante‘nin «ilâhi Komedi» si de Ortaçağ’ ın dinî konudaki eserleri arasına girer.

Advertisement

• Rönesans’ta ve Reform’da Edebiyat: Dinin baskısından bıkan milletler, yeni bir uyanış devresine girmeye başlamışlardı. Fransa, İtalya, İngiltere ve ispanya’da birçok kıymetli yazarlar ortaya çıktılar. İtalya’da Petrarca, Fransa’da Montaigne, İngiltere’de Shakespeare, Francis Bacon, Thomas Marlowe bu devrin edebiyatında önemli yer tutan yazarların başlıcalarıdır.

Reform’u yaratanlar, insanın mutlaka bir şeye bağlanması gerektiğini düşünerek mantık üzerinde önemle durdular. Dünyanın her yanında insanlar, mantık yolu ile daima aynı sonuca varacaklardı. Mantığa itaat bütün cemiyetleri bir arada tutacaktı.

Bu devirde Eski Yunan ve Roma klâsikleri yeniden rağbet görmeye başladı. İngiltere’de Bacon, Hobbes, Locke ve Newton mantık çağının öncü yazarları arasına katıldılar. İngiltere’de John Milton, Fransa’da Voltaire Mantık Çağı’nın şiirini temsil ettiler. Ayrıca, İngiliz yazarlarından Dryden, Pope ve Swift de bu devir edebiyatına önemli eserler’ kazandırdılar.

• Romantizm Çağı : Her sorunun karşılığını mantık yolu ile bulmaya çalışan insanlar duygu ve tabiî davranışlar konusunda bir şey düşünemez olmuşlardı. Duyunun gerçekle bir ilgisi bulunabileceğine inanmıyorlardı. Aşk, nefret, korku gibi duyguların varlığına da onları inandırabilmek güçtü. Mantık Çağı, insanlara düşünmesini öğretmişti ama, edebiyatı tek kalıba sokmuş, yapmacıklaştırmıştı.

Mantıkçılar aleyhine kıpırdanmalar İlk önce Almanya’da başladı. Bu hareket daha sonra Fransa’ya da geçti, zamanla dünyanın her yanında yazarlar, daha çok duygulara hitap eden eserler yazmaya başladılar. Yapmacık her şey ağır tenkide uğruyordu. İnsanlar, her şeye rağmen, biraz da duygularına önem vermeliydiler. Böylece, romantizm çağı başladı.

Romantik yazarlar aynı zamanda tabiata da âşıktılar. Eserlerinde tabiat sevgisinin etkileri kolayca görülüyordu. Fransa’da Jean-Jacques Rousseau, Lamartine, İngiltere’de Robert Burns, Wordsworth, Shelley, Byron, Keats, Almanya’da Goethe gibi yazar ve şairler, eserlerinde gerçeğin çirkinliğinden, hayalin güzelliğinden bahsediyorlardı. Romantik yazarlar hayatın güzelliği, iyiliği konularını biraz aşırı işlemişlerdir. Tabiat tasvirlerinde, aşk hikâyelerinde romantizmin aşırı gidişi zamanla hoşnutsuzluk yarattı, ingiliz romancısı Charles Dickens gibi yazarlar, fakir halkın dertleriyle ilgilenip eserlerinde bunları belirtmeye başladılar. Artık his ve hayal çağı kapanmış, gerçekçilik çağı başlamıştı.

Advertisement

• 20. yüzyılda Edebiyat : 20. yüzyılın edebiyatında gerçekçilik başta geliyor. Yeni bilimsel buluşlar, edebiyatta gerçekçiliğin ilerlemesini sağlamıştır. 20. yüzyılda hayale dayanan romantik eserlerine pek yer verilmemiştir.

Gerçekçiler için edebiyatın en uygun kolları roman ve piyesti. Gerçekçi edebiyatın öncüleri arasında Fransız romancısı Emile Zola, Rus yazarlarından Dostoyevski ile Tolstoy, Norveçli yazar Ibsen, İngiliz şairi Bernard Shaw başta gelir.

Şiir de, roman ve piyesi etkileyen unsurların etkisi altında kalarak gerçekçiliğe doğru yöneldi. 20. yüzyılın şairi artık eskisi gibi vezin, kafiye kuralları arasında bunalmıyor, içinden geleni, içinden geldiği şekilde yazıyor. Gerçekçi şairler arasında İngilizler’den T. S. Eliot‘u, Amerikalılar’ dan Walt Whitman, Carl Sandburg ve Amy Lowell’i sayabiliriz.


Leave A Reply