Ekonomide Tüketim Nedir?

0

Ekonomide tüketim nedir? Ekonomide tüketim faktörünün özellikleri, etkileri, unsuru ve yapısı hakkında bilgi.

Ekonomide Tüketim

Tüketim

Malların insan ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kullanılmasına tüketim adı verilir. Ekonomideki tüketim kavramıyla günlük dilde kullandığımız tüketim terimi birbirinden farklı anlam taşır. Halk dilinde tüketim, bir şeyin niceliksel olarak azalması, bitmesi anlamında kullanılır. Ekonomide tüketim, malların insan ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla kullanılmasıdır. Kullanılan şeyin mutlaka niceliksel olarak azalması, bitmesi gerekmez. Örneğin; güzel bir müzik kaseti dinlenir, ihtiyaç giderilir ama kaset aynen kalır.

Üretim sırasında bir fabrikada kömürün kullanılması tüketim değildir. Üretim amaçlı bir kullanımdır. Bir yumurta çiftliğinde tavuklara yem verilmesi olayında da yemin ta-vuklarca bitirilmesi, tüketim değil; yumurta üretiminin bir aşamasıdır.

Tüketim malları, dayanıklı ve dayanıksız tüketim malları olarak ikiye ayrılır. Dayanıksız tüketim malları, bir kullanışta yok olur ya da çabuk aşınır, yıpranır. Örneğin; yiyecekler, giyecekler dayanıksız tüketim mallarıdır. Dayanıklı tüketim malları, uzun süre kullanılabilen mallardır. Halı, bulaşık makinesi gibi mallar dayanıklı tüketim mallarıdır.

Tüketim üzerinde kültürel etmenlerin rolü vardır. Yeni buluşlar ve teknolojik gelişme düzeyi, insanların eğitim düzeyi, dinsel inançlar, gelenek, görenek, âdet, töre ve moda tüketimi etkiler. Örneğin; bilgisayar, bulunuşundan sonra günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olmuştur. Kitap, eğitim düzeyi yüksek olmayan bir insan için hiçbir şey ifade etmezken, eğitim düzeyi yüksek bir kişi için çok gerekli tüketim malıdır. Hristiyanlar tarafından fazla tüketilen domuz eti, Müslüman ülkelerde çok az tüketilir. Önceleri işçiler için üretilen kot pantolonlar, moda olduktan sonra özellikle gençler için ihtiyaç duyulan bir mal durumuna gelmiştir.

Gelir, Tasarruf, Yatırım

Gelir, üretime yapılan katkı karşılığında belirli bir sürede elde edilen değerlerin toplamıdır. Gelirin tüketim amacıyla kullanılmayan kısmına tasarruf denir. Bireyler, çeşitli nedenlerle tasarrufta bulunurlar.

Bunlar;

• Gelecek endişesi,

• Bir şeye sahip olma arzusu,

• Parayı harcama istek veya ihtiyacının olmaması durumudur.

Gelecek endişesi; ihtiyarlık, hastalık, işsizlik gibi nedenlerle zor durumda kalma endişesidir. Bu durum insanları zorunlu olarak tasarrufa teşvik eder. Ayrıca ev, araba alma isteği gibi bir şeye sahip olma arzusu da tasarruf sebebidir. Gelirleri çok olan ya da para harcamaktan hoşlanmayan kişiler de para harcama, istek ve ihtiyaçlarının olmaması nedeniyle tasarrufta bulunurlar.

Tasarruflar genel olarak gönüllü ve zorunlu tasarruflar olmak üzere ikiye ayrılır. Gönüllü tasarruflar, bireylerin kendi istek ve iradeleriyle yaptıkları tasarruflardır. Özel şirket tasarrufları, özel şirketlerdş ortakların ya da büyük bir işletme sahibinin yaptıkları tasarruflar olarak gönüllü tasarruflardır. Kâr eden işletmeler, kârlarının tüketime harcadıkları kısmından geri kalanını tasarruf etmiş olur. Zorunlu tasarruflar ise birey ya da kurumların zorunlu tutulduğu için yaptıkları tasarruflardır. Vergiler, sigorta primleri ve kamu iktisadi teşebbüslerinin kârları zorunlu tasarruftur.

Tasarrufların yeni bir üretim kapasitesi oluşturmak için kullanılmasına yatırım adı verilir. Halk dilinde yatırım terimi farklı anlamda kullanılır. Örneğin; bir kimsenin parasıyla arsa alması, altın alması halk dilinde yatırım olarak adlandırılır. Oysa bunlar yeni bir üretim kapasitesi yaratma amacıyla yapılmadığından yatırım değildir.

Bir ülkede sermaye birikimi için iki ayrı işin yapılması gerekir. Bunlar;

1. Toplumda üretim sonucu elde edilen gelirin ya da malın hepsini tüketmeyip bir kısmını bir kenara ayırma (tasarruf etme),

2. Bu toplumsal tasarrufu yeni bir üretim kapasitesi yaratmak amacıyla kullanmadır (yatırım yapma).

Bir toplumun sadece tasarruf yapması sermaye birikimini sağlamaz. Yapılan toplumsal tasarrufun mutlaka sermayeye dönüştürülmesi gerekir. Eğer tasarruflar iyi değerlendirilip yatırım yapılmazsa o ülkede üretim miktarı azalır. Piyasadaki para miktarı, mal miktarından fazla olacağından paranın alım gücü düşer. Aksi olursa, yani yatırım çabaları tasarruftan fazla olursa o ülkede piyasadaki mal miktarı para miktarından fazla olacağından paranın alım gücü artar. Bu durumlardan ilki enflasyon, ikincisi deflasyon adını alır.

Enflasyon, Deflasyon, Stagflasyon, Devalüasyon, Revalüasyon

ENFLASYON NEDİR? ENFLASYONUN NEDENLERİ VE SONUÇLARI

Deflasyon, enflasyonun tersi olan bir durumdur. Piyasadaki mal miktarına göre para miktarının az olması ve paranın değerinin artmasıdır. Deflasyon sonucu piyasadaki para miktarı az olacağından üretim azalır, işsizlik artar, gelirler düşer. Kısaca, ekonomik etkinlikler daralır. Deflasyonda paranın değerinde artış vardır ama fiyatlarda pek düşme görülmez. Üretim azaldığı için millî gelir de azalır.

Stagflasyon, deflasyonda olduğu gibi üretimin azalması ve işsizliğin artması ama bunun yanında enflasyondaki gibi fiyatların da artmasıdır. Stagflasyon, enflasyonun olduğu bir ortamda, fiyat artışlarının işsizliği azaltmaması, tersine artırması durumudur. Bu durumda, hem deflasyonda olduğu gibi piyasa durgundur hem de enflasyon görülür.

Devalüasyon, millî para değerinin altına ya da dövize (yabancı ülke paralarına) göre düşürülmesidir. Devalüasyon ithal mallarının millî para cinsinden fiyatlarını yükseltir, ihraç mallarının da yabancı para cinsinden fiyatlarını düşürür. Bu nedenle de devalüasyon ithalatı azaltır, ihracatı artırır.

Her ülkenin parası, kendi millî sınırları içinde geçerlidir. Yabancı ülkelerden mal satın alabilmek için o ülkenin parasını kullanmak gerekir. Bunun için de öncelikle o ülkenin parasıyla yabancı paralar arasındaki değişim oranını (dövizlerin fiyatını) saptamak gerekir. İşte, bu değişim oranına döviz kuru adı verilir. Döviz kuru, yabancı paraların millî para cinsinden değerini ifade eder.

Devalüasyona, yabancı paraların gerçek değerleri, resmî döviz kurlarının çok üstüne çıktığı zaman başvurulur.

Revalüasyon; millî para değerinin altına ya da dövize göre yükseltilmesidir. Devalüasyonun karşıtı olan bir durumdur.


Leave A Reply