Evrim Nedir? Evrim Teorisi Hakkında Bilgi (Darwin ve Lamarck Kuramları)

0
Advertisement

Evrim nedir? Evrim nasıl oluşur, Darwin’in ve Lamarck’ın evrim teorisi nasıldır? Evrim kuramları ve dayandıkları ilkeler, Evrim hakkında bilgi.

Evrim

Evrim Nedir? Evrim Teorisi Hakkında Bilgi

Evrim; zaman içinde, birdenbire olmayan sürekli, niteliğe ve inceliğe bağlı gelişme sürecidir. Canlı türlerin aynı kökenden geldiklerini ve uzun süreçler içinde değiştiklerini savunan kuram. Radyoaktif saat yöntemiyle yapılan ölçümlerde dünyadaki en eski canlıların da yaşı saptandı ve 3 milyar yıl olarak bulundu. Yani canlıların evrimi yaklaşık 3 milyar yıldır sürmektedir. Farklılaşmamış bir protoplazmadan tekhücreli ve çok hücreli bitkilerin ve hayvanların oluşumu da canlıların evrimidir.

Evrim Kuramları

İlk canlının evrimleşmesi ile ilgili iki kuram ileri sürülmüştür. Birincisi abiyogenez kuramıdır. Bunu savunanlar canlıların canlı maddelerde bulunan aktif bir özden uygun koşullar oluşunca ortaya çıkabileceğini ileri sürdüler. Buna karşı biyagonez kuramı ileri sürüldü. Bu kurama göre ilk canlılar uzun bir biyokimyasal evrim sonucu geliştiler. Daha sonra da her canlı bir canlıda gelişti. Bu kuramlar tarihin akışı içinde çeşitli farklılıklar geçirdi. Evrim kuramını savunan düşünürler arasında Antonio Vallhisnieri (1961-1730), Charles Bonnet (1720-1793), Erasmus Darwin (1731-1802 Charles Darwin‘in dedesi), Etienne Geoffroy Saint-Hilaire (1770-1744) ve Jean Baptiste de Lamarck (1744-1829) sayılabiliri Lamarck evrimle ilgili kuramını açıkladığı 1809’da yayımlanan Philosophie Zoologugue (Zooloji Felsefesi) adlı eserinde değişime uğrayan ve kazanılan özelliklerin başlıca iki nedeni olduğunu ileri sürdü.

lamarck

Advertisement

Jean Baptiste de Lamarck

Bunlardan biri organizmaların farklılaşma ve daha karmaşık bir biçime yönelme eğilimi, öbürü çevrenin, bu eğilimi organizmaya zararlı olacak biçimde yönlendiren etkisidir. Koşullara göre bu değişim gelişme, farklılaşma, atropi ya da yeni organların oluşumu biçiminde olabilir. Kazanılmış özelliklerin kalıtım yoluyla soydan soya aktarıldığını varsayan Lamarck, fosil zürafalardan anlaşıldığına göre zürafaların atalarının boyunlarının kısa olduğunu ancak ağaçların üst dallarındaki yaprakları yiyemedikleri için zamanla boyunlarının uzadığını ve zürafaların sonraki nesillerinin uzun boyunlu olarak doğduklarını belirtti. Lamarck, ayrıca yılanların fosillerinde bacakları olduğu halde, döneminde yaşayan yılanların bacaklarının olmamasını yılanların yaşadıkları koşullar nedeniyle sürünerek hareket etmeleri sonucu bacaklarını kullanmamalarına bağlıdır. Lamarck‘ın bütün örnekleri birbirine benzer, bütün bunların sonucunda şu kuramı ileri sürdü:

“Kullanılan organlar gelişir, kullanılmayan körelir, kazanılan karakterler ise dölden döle aktarılır”. Bu kuram Herbert Spencer (1820-1903), Edward Cope (1840-1897), tarafından olumlu karşılandıysa da yine bu kişiler çevrenin etkilerini öne çıkararak organizmaların iç eğilimini kanıtlanması güç ve metafiziksel olduğu gerekçesiyle reddettiler. Lamarckçılığın bu yeni biçimine neolamarckçılık denir. Ancak bu kuram tam anlamıyla kanıtlanmadı. 19. yüzyılda evrimle ilgili çok sayıda kanıt bulunduysa da evrimin hareket ve oluş mekanizması çözülemedi. Türlerin evrim sırasını açıklamak üzere çeşitli fosil serileri bulundu. Fosiller arasındaki ilişki ve fosillerin sıralanışıyla ilgili ilkeler ve yöntemler William Smith tarafından (1769-1839) açıklandı. 1858’de Charles Darwin (1809-1882) ve Alfred Russel Wallace (1823-1913) evrimi açıklayan yeni bir kuram ortaya attılar. Darwin ve Wallace birbirlerinden ayn ve habersiz çalışarak aynı sonuçlara ulaştılar.

darwin

Darwin

Darwin, 1831-1836 HMS Beagle adlı gemiyle Güney Amerika ve Galapagos Adaları’nı dolaştı, bölgenin hayvanları (fauna) üzerinde incelemeler yaptı, Galapagos Adaları’nda yaşayan dev kaplumbağaların adadan adaya kesin farklar göstermesini ilginç bulan Darwin, bunun nedenini öğrenmek istedi. Fakat evrim düşüncesine en açık kanıtları Galapagos Kuşları sağladı. 12 türü olan bu kuşların değişik adalardaki beslenme koşullarına uygun olarak değişik biçimde gagaları vardı. Wallace ise Amazon ve Doğu Hint Adalarındaki hayvanları inceledi.

Advertisement

Darwin, oluşturduğu kuramını 1859’da On the Origin of Species (Türlerin Kökeni Üzerine) adlı kitabında açıkladı. Darwin kuramı şu ilkelere dayanıyordu: 1. İki ayrı kişi birbirine tamamen benzemez, 2. Hareketsiz bir populasyonda milyonlarca yavru doğmasına karşın (balıklarda olduğu gibi) bir ana babadan ortalama iki yavru yaşamını sürdürebilir. 3. Bu yaşam mücadelesinde doğa koşullarına ayak uydurabilecek nitelikleri olan canlılar yaşar, gerekli özellikleri olmayanların soyu tükenir, yani canlı türleri doğal olarak ayıklanmış olur (doğal seçilim). 4. Yaşamı sürdürmeyi sağlayan uygun özellikler gelecek kuşaklara aktarılır. Darwincilik ile Lamarckçılık arasındaki en önemli fark, Darwinin uygun özellikleri bazı canlılarda bulunup bulunmayışının rastlantı olduğunu ve bunların sonradan kazanılmış özellikler olmadığı için katılım yoluyla gelecek kuşaklara aktarılabileceğini ileri sürmesidir. Çiftçilerin seçici çiftleştirme yoluyla yeni bitki ve hayvan türleri üretmeleri gibi, doğada doğal seçilim sonucu yaşamaya elverişli özellikleri olan yeni türler ürer.

Dinsel Çevrelerin Tepkisi

Darwin‘in evrim kuramının bir sonucu olan insanın maymunla ortak bir atadan geldiği düşüncesine dinsel çevreler karşı çıktı. Bu konuya karşı çıkarken günümüzde de olduğu gibi Darwin‘in hiç ileri sürmediği bir savı Darwin söylemiş gibi kullandılar. Bu sav insanın maymundan türediği savıdır. Oysa Darwin insan maymundan türemiştir demeyip, ikisinin, atasının ortak olduğunu ileri sürdü. Darwin‘in evrim kuramının benimsenmesini güçleştiren en önemli etken o yıllarda canlıların özelliklerinin kanda taşındığının ve çiftleşme sırasında karıştığının düşünülmesiydi. Kanların karışması sonucunda bireyler arasındaki farklılıkları oluşturan özelliklerin de karışarak tek bir özelliğin ortaya çıkacağına ve böylece bazı üstün özelliklerin yerleşemeden yok olacağına inanılıyordu.


Leave A Reply