Felsefede Hellenistik Dönem Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Hellenistik dönem nedir, özellikleri nelerdir? Hellenistik dönem belli başlı akımlar ve filozoflar, felsefede hellenistik dönem hakkında bilgi.

HELLENİSTİK ÇAĞ

Hellenistik çağın ana özellikleri:

a) İskender’in Asya seferleriyle başlayan bu dönem, Yunan kültürünün, doğu kültürüyle karşılaşma ve kaynaşma dönemidir.

b) Bilim ve felsefe alanında belli bir merkez olmamasına karşılık, İskenderiye Doğu ve Batı kültürünün etkileşip kaynaştığı önemli bir yer olarak dikkati çeker.

Advertisement

c) Felsefede en çok din ve mantık alanında tartışmalar içeren çalışmalar görülür.

d) Teorik bilimsel çalışmalarda, tek tek bilimlerde, özellikle, geometri, fizik ve astronomide önemli gelişmeler olmuştur. Bu alanda Öklit, Arşimet, Hiparkos, Aristarkos, Eratostenes, Ptolemaıos (Batlamyus) dikkati çeken bilim adamlarıdır.

Bu çağda görülen belli başlı akımlar ve filozoflar şunlardır:

1- Epikürosçular (Epikürcüler): Bu akım adını, kurucusu olan Epikür’den alır. Epikür un (M.Ö 341-270) M.Ö 310’da Mytilene’de kurduğu ve M.Ö 306 yılında Atina’ya taşıdığı okul, belli bir felsefeyi benimsemiş bir kardeşler grubunun toplandığı bir manastır görünümündedir.

Advertisement

Epikür, fiziğinde Demokritos’un atomcu anlayışını temele alır. Buna göre, evrendeki herşeyi yapan atomlar sonsuz bir hareket içindedir. Atomlar bazen, önceden kestirilmesi olanaksız dolanımlar yapar. Buna “atomların sapması” denir. Bu olgu, Epikür’e göre doğa yasalarının kesin ve mutlak olmadığının göstergesidir.

Epikür’e göre, duyularımızdan gelen bilgi, duyularımıza geldiği anda apaçıktır, ancak aklımız işe karışınca bilgi karışır, apaçıklığım kaybeder ve sanı olur. Bu bakımdan Epikür bilgi anlayışı açısından “duyumcu”dur.

Ona göre “ruh” maddidir. Ateş, soluk, hava ve logukon olmak üzere dört öğeden oluşur. Ölümle bu öğeler birbirinden ayrılır. Ölümsüzlük diye bir şey yoktur. Ancak, ölümden de korkmamalıdır. Çünkü, kendi deyimiyle “Ben varsam ölüm yok, ölüm varsa ben yokum.”

Epikür’e göre, zevkler derece derecedir ve her zevk, az çok belli bir sıkıntıyla birlikte gelir. Bilge kişi, zevklerin hesabını ustaca yaparak, onlardan en çok hoşlanmayı beceren kişidir. Özet olarak, kendi deyimiyle “En büyük zevk, yanında hiç acı ve sıkıntı getirmeyendir.”

Advertisement

2- Stoacılar: Bu akım adını Atina’da kurulduğu yerden almıştır. Stoa Paikile (Boyalı Kemer) Kurucusu Kıbrıslı Zenon (M.Ö 336 – 264) dur. Zenon, Kleanthes, Khrysippos tarafından temsil edilen “Eski Stoa” döneminde; gökbilimsel, mantıksal ve dinsel sorunlarla; Seneca, Epiktetos, Marcus Aurelius tarafından temsil edilen “Yeni Stoa” döneminde (Roma Çağı, M.S. I ve II. Y.Y.) ise daha çok ahlak sorunlarıyla ilgilenilmiştir.

Materyalist bir akım olan Stoacılıkta şeyler, Platon’da olduğu gibi idealarla değil, yine şeylerle, nesnelerle açıklanabilir.

Ahlak açısından Stoa felsefesi yeni bir kavram ortaya atmıştır: “Yazgı (Kader)”. Stoacılara göre evrende zorunluluklar vardır. Bu zorunluluklar varlıkların yazgısıdır. Evrenin ortasında yıldızlarla güneşle ve denizlerle çevrilmiş olan dünya, insan için yapılmış ve bilgece düzenlenmiştir. Uygun sıcaklık ve soğukluk dünyayı yaşanabilir kılar. Meyvalar, insanoğlu beslensin diye olgunlaşır. Hayvanlar onu doyurur ya da erdemlerini ortaya çıkarır. Aslan, ona yiğitliğini kullanma olanağı verir; pire, bilgenin çok uyumasını önler. Kötülük, dünyayı kötülüklerden temizleme isteğini insana verdiği için vardır. Savaşlar ve hastalıklar, kentlerdeki işe yaramayan kalabalığı kırar. Dertler, bilgenin erdem ve direncini sınar.

Biz istesek de istemesek de yazgımız bizi yedecektir. Nasıl bir köpek, ya efendisinin çekmesiyle, ya da kendiliğinden uslu uslu yürür giderse, insan da ya yazgısına karşı çıkarak (ve böylece yalancı bir özgürlük düşüyle aldanarak) ya da bu “yazgı”yı anlayıp ona uyarak (gerçek özgürlük budur) yaşamını sürdürür.

Advertisement

3- Septikler: Kurucusu Elealı Pirrhon (M.Ö 365 – 275)dur. Diğer önemli filozofları arasında Timon, Arkezilaos ve Karneades yer alır. Septiklerin (şüpheci) en önemli özelliklerinden biri kendilerinden önceki görüşleri ciddi bir eleştiriden geçirmiş olmalarıdır. Örneğin, Septiklere göre, Stoacıların doğru bilginin ölçüsü saydıkları “katalepsis” sağlam bir ölçü değildir. Çünkü, algı yanılmalarında, rüyalarda ve delilikte de tasarımları açıktır ama, bunların doğruluğu kesin olarak bilinemez.

Bilgi anlayışındaki bu şüphecilik (kuşkuculuk) ahlak anlayışlarında da görülür. Madem dünyada değişik bir yoktur, öyleyse duygu ve isteklerimizi de yok etmeliyiz. Ölümdeki duygusuzluğa, isteksizliğe ulaşmalıyız.


Leave A Reply