Fenikeliler Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Fenikeliler nasıl bir halktır, nerede, ne zaman yaşamışlardır? Neyi bulmuşlardır, kültürleri, Fenikeliler ile ilgili bilgi.

Fenikeliler; Doğu Akdeniz kıyılarında bugünkü tüm Lübnan ile Suriye’nin güney ve İsrail’in kuzey kesimlerini de içeren topraklarda yaşamış halktır. Fenikelilerin başlıca kentleri olan (koloni kentleri dışında) Byblos, Sidon (Sayda) ve Sur (Tyre) günümüz Lübnan sınırları içinde yer alırlar. Fenikeliler yurtlarını Kenan, kendilerini de Kenanlı adıyla anarlardı. İÖ 3.000’lerde doğu çöllerindeki Bedevi kabilelerini önlerine katan bir dalga halinde batıya göçen Kenanlılar, daha sonra Kuzey Suriye’de Amoritler ve bunun güneyindeki bölgede Kenanlılar olarak anıldılar. Aramiler ise ülkeye geleceğin İbranileri ile birlikte sonrası bir tarihte göçtüler. Ormanlık ve geçit vermez sıra dağlarla deniz arasındaki dar bir düzlükte sıkışıp kalan yerleşik toplulukların geçim için önce balıkçılık sonra da ticaret amacıyla denize yönelmeleri sonucu, dünyanın ilk büyük denizcileri ve uluslararası tüccarları olup doğu mallarını batınınkilerle değiş tokuş ettiler. Gubla ya da Byblos (bugünkü Cubayil) tarih sahnesine çıkan ilk Fenike kentidir. Daha sonra önem kazanan Araduks’u (bugün Ruad ya da Evrad) zamanla Sidon (Sayda) ve Sur izledi. Aşağı ve Yukarı Mısır ek krallık olarak birleşmeden önce yöresel krallıklar ağaçsız beldelerinde tapınaklar, saraylar ve gemiler yapmak için Fenike kent devleti Gubla’dan sedir ağacı ve başka kozalaklı ağaçlar satın alırken, Gublalılar da buna karşılık Nil Vadisi’nden altın, madeni eşya, papirüs vb gibi ürünlerin dışalımını yaptılar. İÖ 16. yüzyıl ortalarında kuzeyde el Nahr-ül Kebir Irmağı’na kadar olan tüm Fenike toprakları Mısırlıların etki alanı içine girdi. İÖ 1200-10 900 arasında, Fenike kent devletleri yaklaşık üç yüzyıl bir iç barış ve refah ve bir bağımsızlık süreci yaşadılar. Her devletçiğin başında bir kral vardı. İÖ 16. yüzyıl sonlarına Ugarit; 14. yüzyılda Aradus ve Gubla, 12. yüzyılda Sidon ve 11. yüzyılda da Sur federasyonunun önderliğini üstlendiler.Bağımsızlık döneminde Fenike’nin ticareti, el ve güzel sanatları erişilmez boyutlara yükseldi. Fenikeliler bu dönemde açık denizleri fethettiler. Akdeniz kısa sürede bir Fenike gölü oldu. Kereste, buğday, zeytinyağı ve şarap öteki Akdeniz ülkelerinde bulunmayan ve Fenikeli gemicilerin yabancı limanlara taşıdıkları dört başlıca dışsatım maddesiydi. Cam ve el boya yapımcılığı ise eşsiz oldukları iki endüstri dalıydı. Bu dönemde Sidon ile Sur Akdeniz’in ticaret merkezleri olarak sivrildiler. Hz. Süleyman’ın dostu ve müttefiği I. Hiram (İÖ 10. yüzyıl Sur’un en ünlü kralıdır). Sur kralının gönderdiği mimarlarla yapıcılar kendi dağlarından getirdikleri sedir ağacı kerestesiyle Hz. Süleyman için Kudüs Tapınağı’nı yaptılar. Surlular ayrıca İbrani tarihinde ilk kez olarak Hz. Süleyman için gemiler yapıp ona bir donanma da kurdular. Fenikeli gemiciler ayak bastıkları her yerde yerleşimler kurdular. Bu yerleşimler zamanla kolonilere dönüştü. İÖ 11. yüzyıl ile İÖ 9. yüzyıl arasında Fenike kolonileri Kilikya’dan Mısır’a, Yunanistan’dan Sicilya’ya, Güney Galya’dan İspanya’ya ve Kuzey Afrika’dan Numidya’ya kadar tüm Akdeniz havzasına yayıldı. Tüm Fenike kolonileri arasında Kartaca en önemli rolü oynadı. İÖ 814’te Surlu göçmenler tarafından kurulan kent, egemenliğini Kuzey Afrika’nın büyük bölümüyle Güney İspanya’ya kadar yaydı. İÖ 8. yüzyıl sonlarıyla İÖ 7. yüzyıl başlarında Sur’ un üstünlüğü, giderek güçlenen Yunanlılar karşısında ticari açıdan sarsılmaya başladıkça, kardeş komşu kolonileri koruma görevini Kartaca’nın üstlenmesi sonucu Cirenaica’dan (Barka) Cebelitarık’a kadar uzanan koca bir imparatorluk doğdu. İÖ 539’da Pers İmparatorluğu’nun kurucusu Büyük Kyros komutasındaki bir Pers Ordusu, Fenike topraklarını ele geçirdi. Sidon bölgenin başkenti ve Persli valinin yönetim merkezi seçildi. İÖ 333’te III. Darius’u Kuzey Suriye’de yenen İskender, tüm Ortadoğu’ya kısa sürede egemen oldu. Aradus, Byblos, Beritus (bugün Beyrut) ve Sidon yeni fatihi iyi karşıladılar. Yalnız Sur direndi. İÖ 332’de yedi aylık bir kuşatmadan sonra Sur teslim oldu. Yaklaşık 8 bin kişi kılıçtan geçirilirken, 30 bin kişi köle olarak satıldı. İÖ 323’te İskender’in zamansız ölümünden sonra Fenike, Seleukosların yönetimi altındaki Suriye krallığının bir parçasını oluşturdu. Güney bölümü ise Filsitin ile birlikte Mısır’ın Ptolemaiosları tarafından kendi topraklarına katıldı. İö 64’te Roma yönetiminin Seleukosların yerini alması sonucu bir varlık olarak Fenikeliler gibi, Fenike kent devletleri de tarih sahnesinden silindiler.

Kenan dili, İbraniceyi de içeren Sami dil ailesinin batı kolunun bir üyesi olup, Aramcanın da kardeşidir. Kenancanın bir lehçesi olan Fenike dili, alfabeye dayalı bir yazı sisteminden özel ve etkili olarak yararlanan ilk dildir. Fenikelilerin buluşu olan bu alfabe daha sonra İbranilere, Aramilere, Araplara, Yunanlılara ve Romalılara geçti.

Sanat: Fenike sanatının ilk örnekleri Ugarit (Ras Şamra) ve Gebal-Byblos (Cebail) kazılarında ele geçirilen 3. ve 2. bin yıllarına ait buluntulardır. Tapınak ve saraylar taştan olup belli bir inceliği yansıtır. Ugarit’teki İÖ 14. ve 13. yüzyıl krallarının sarayı kuşkusuz Fenike’nin en görkemli yapılarıydı. Aynı kentin kalesini kuşatan surlar, günümüzde bu görkemliliğin örneği durumundadır. Byblos’ta içlerinden biri dikili taşlarla süslü, öteki taçkapılı ve Mısır tipi dev heykelleri olan birçok tapınak yükseliyordu. Bu kral sarayları ve dinsel yapılarda çok sayıda buluntular ele geçirildi. Maden işlemeciliği açısından ön planda kuyumculuk gelir. Dövme yöntemiyle yapılmış çok sayıda bronz işlemelere de rastlanır. Fenikelilerde 2. ve 1. binlerde fildişi işçiliğinin de büyük bir yeri vardır.

Advertisement

Leave A Reply