Fotoğraf Makinesi Çalışma Prensibi ve Tarihçesi

0

Fotoğraf ve fotoğraf makinesi nedir nasıl çalışır hangi kısımları bulunmaktadır. Fotoğraf makinesi ve film basma nasıl olur ve tarihçesi.

FotoğrafçılıkFotoğraf gözle görülen şeylerin kâğıt üzerine aktarılmış şeklidir. Fotoğraf çekmek için fotoğraf makinesi, fotoğraf filmi, fotoğraf kâğıdı kullanılır. (Klasik fotoğraf makineleri)

Advertisement

Fotoğraf makinesi, üzerinde objektif, ayar düzeni, film yeri olan, her yanı kapalı bir kutudur.

Objektif. — Fotoğraf makinesinin önünde bulunur, bir ya da birkaç mercekten yapılmıştır. Fotoğraf makinesine giren ışınların dağılmasını önleyerek filmin üzerine düşmesini sağlar.

Ayar Düzeni. — Fotoğraf makinesinde objektiften giren ışığı ayarlamak için iki ayrı düzen vardır. Bunlardan birincisi diyafram’dır. Diyafram gelen ışığın az ya da çokluğuna göre objektifin önünde bir engel meydana getirir. Işık çoksa diyafram kısılır, azsa açılarak ayarlı bir ışık sağlanır.

İkinci düzen, obtüratör’dür. Bu da, ışığın film üstüne düşme süresini ayarlar. Obtüratör, yapılan ayara göre az, ya da çok açık kalarak, ışığın belirli bir süre film üzerine düşmesini sağlar.

Advertisement

Fotoğrafı çekilecek konuya, fotoğraf makinesinin vizör denen özel bir kısmından bakılır. Gerekli diyafram, obtüratör ayarı yapıldıktan sonra obtüratörün düğmesine basılarak fotoğraf çekilir. Düğmeye basıldığı zaman, objektiften geçen ışınlar, ayarlı olarak filmin üzerine düşer. Filmin üzerine gümüş bromür gibi ışığa duyarlı bir madde sürülmüştür. Işığın etkisi, gümüşle kromu birbirinden ayırır. Ancak, bu ayırma gözle ayırd edilemez. Filmin üzerine düşen görüntüyü görebilmek için filmi banyo etmek gerekir.

Film banyosu, filmin özel, kimyasal sıvılarla yıkanması demektir. Fotoğrafçılıkta buna devolopman denir. Çekilmiş film karanlık oda’da fotoğraf makinesinden çıkarılır, hiç ışığa gösterilmeden, gene karanlıkta banyo edilir.

Filmdeki görüntünün belirmesi için iki banyodan geçmesi gereklidir. Birinci banyo, genel olarak, metol, hidrokinon, potasyum sülfit, potasyum karbonat, potasyum bromür’den ibarettir. Bu banyo ışığın etkisiyle serbest kalan brom atomlarının filmden ayrılmasını sağlar.

Bu durumda film gene de ışıktan etkilenir. Bunu önlemek için film tespit banyosu denilen ikinci banyoya sokulur. Bu banyoda sodyum hiposülfit, potasyum metabisülfit vardır. Adından anlaşılacağı gibi bu ikinci banyo film üzerindeki görüntünün sabitleşmesini, artık bozulmamasını sağlar.

Fotoğraf Makinesi Nasıl Çalışır?

Fotoğraf Makinesi Nasıl Çalışır?

Filmdeki görüntü, fotoğrafın negatifidir. Fotoğraf ancak karta basılınca gerçekteki gibi görünür.

Yıkanıp kurutulan filmler, ya doğrudan doğruya kartın üstüne konarak, ya da agrandisör aracılığı ile karta basılır.

Advertisement

Agrandisör çekilen filmdeki görüntüyü büyütmeye yarar. Bu makinede ışık kaynağından gelen ışınlar, filmden geçerek karta düşer, görüntünün oraya aktarılmasını sağlar. Doğrudan doğruya basılacaksa o zaman filmle kâğıt üst üste konur, bir süre ışığa gösterilir. Bütün bu işlemler, gene karanlık odada yapılmalıdır.

Film fotoğraf kağıdına basıldıktan sonra, sıra kağıdın yıkanmasına gelir. Kağıt da tıpkı film gibi iki banyodan geçirildikten sonra bol su ile yıkanır.

Karanlık yerlerde fotoğraf çekmek için flaş denen bir ışık düzeni kullanılır. Flaş obtüratör düzenine bağlıdır. Öyle ki, obtüratörün düğmesine basılınca flaş da yanıp söner, böylece karanlık yer bir an için aydınlanmış olur.

Fotoğrafçılık, bugünkü anlamıyla Louis Daguerre, Joseph Niepce adında iki Fransız’ın icadıyla başlar. Ancak, fotoğraf makinesinin tarihi çok daha eskilere kadar uzanır. Ünlü italyan bilgini Leonardo da Vinci fotoğraf makinesine benzeyen bir araçtan söz etmiştir. Bu ilkel makine bir yanında delik bulunan bir kutudan ibaretti. 1550 yılında Nürnberg’li Kardan bu deliğe bir cam yuvarlak koyarak meydana gelen görüntüyü belirli bir hale getirdi, İngiliz bilgini Newton ise, doğrudan doğruya mercek kullandı. Ancak bütün bunlar kutunun arkasında bir görüntü meydana getirebiliyordu. Yalnız, önemli olan görüntünün kağıda tespit edilmesi, saklanmasıydı.

İşte Joseph Nicéphore Niepce, 1816’da ilk defa görüntüyü tesbit etmeyi başardı. Daha sonra Louis Daguerre ile tanışarak birlikte çalışmaya başladılar. Bu sıralarda Reed adında bir İngiliz de görüntüyü kağıda geçirmeyi başarmıştı. Louis Daguerre’de 1837’de görüntüyü kağıda geçirmeyi başardı. Daha sonra buluşu, Fransız bilimler akademisince kabul edildi, fotoğrafçılık böylece resmen doğmuş oldu. Ondan sonra fotoğrafçılık hızla gelişti ve günümüzdeki dijital fotoğraf makinelerine kadar gelmiştir.


Leave A Reply