Freud’un Topografik Kişilik Kuramı

0

Sigmund Freud’un topografik kişilik kuramı nedir? Freud’un topografik kişilik kuramına göre kişiliğin oluşumu, gelişmesi konu anlatımı.

Topografik Kişilik Kuramı


Freud’un Topografik Kişilik Kuramına Göre Kişiliğin Oluşumu

Freud’un kişilik gelişimini açıklamakta kullandığı bir diğer kuram da topografik kişilik kuramıdır. Freud’a göre bu kuram sayesinde id, ego ve süperegonun nasıl işlev gördüğü de daha iyi anlaşılır. Bu kurama göre insanlar yaşantılarını kayıt altına almaktadırlar.

Ancak bireyler kayıt altına aldıkları her yaşantıyı aynı şekilde ve aynı yere kaydetmedikleri için aynı netlikte hatırlayamazlar. En üst düzeyde farkında olduğumuz yaşantıların kayıt edildiği bölüme bilinç denilmektedir. Yani bilinç dış dünyadan ya da bedenin içinden gelen, uyarıcılarını farkında olan zihin bölgesidir. Bedensel algıları, düşünce süreçlerini, heyecansal durumları ve farkında olarak, isteyerek yaptığımız davranışları kapsar.

Bilinç zaman ve ortamı dikkate alarak gerçekçi bir şekilde çalışır. Ayrıca bilincin içeriğini konuşmalarımız ve bilinçli davranışlarımızla ifade edip açığa vururuz, kendimizi onunla tanımlarız. Kısmen hatırlanan yaşantıların bulunduğu zihin bölgesi ise bilinç öncesidir. Bilinç öncesindeki bilgiler, hafızadan silinmiş gibi görünen, fakat dikkatin zorlaması, çağrışım ya da benzer uyaranların etkisi ile bilinç düzeyine çıkabilen zihinsel olaylarla ilgili bilgilerdir.

Normal yollarla bilinç alanlarına getirilmesi imkansız veya çok zor olan bilgilerin bulunduğu alan ise bilinç dışıdır. Bilinç dışındaki bilgiler arasında farkında olmadığımız ancak duygularımızı, ifadelerimizi ve davranışlarımızı etkileyen dürtü veya içgüdüler de vardır. Bilinç dışının diğer bir parçası ise, hatırlanması kaygı yarattığı için bastırılmış yaşantılar ve isteklerdir.


Bilinç, bilinç ötesi ve bilinçdışının ilişkisi karanlık bir ortalama vuran güçlü bir projektör ışığı örneği ile açıklanabilir. Karanlık yüzeye vuran projektör ışığının aydınlattığı bölge bilinç, azıcık aydınlattığı bölgeler bilinç öncesi, karanlıkta kalan bölgeler ise bilinç dışı alanıdır.

Freud bir başka örnekte bilinç, bilinç öncesi ve bilinçdışını aysberge (buzdağına) benzeterek açıklamaya çalışmaktadır. Bu örneğe göre buzdağının suyun üstünde kalan ve rahatlıkla görülebilen kısmı bilinç, suyun hemen altında olan ve suyun üstünden bakıldığında görülebilecek kadar altta kalan kısmı bilinç öncesi, dibe yakın olan ve suyun üstünden görünmeyen kısmı ise bilinç dışıdır.


Kaynak – 2

TOPOGRAFİK KİŞİLİK KURAMI

Freud’un insan davranışlarının bilinç, bilinçaltı ve bilinçdışı olarak üç bölümden meydana geldiğini ileri sürdüğü kurama Topografik kuram adı verilir. Buradaki amaç, zihinsel içerikleri belirli zihin bölgelerine yerleştirerek bölümlemedir.

Freud, insanın zihni yapısını kişiliğin oluşumu bakımından üç farklı biçimde ele alır; Bunlar, bilinç, bilinç öncesi ve bilinçaltı süreçleridir.


> Bilinç; insanın yaptıklarının ve düşündüklerinin farkında olmasıdır. Bilinç aydınlık bölgeye benzer. Bilinç, algı ve bilgilerin açık seçik izlendiği bir alandır. Bu alandaki tutum ve davranışlara ait her şeyi biliriz. Freud’a göre bilincin görevi, yaşama süreci içindeki ilkel dürtü ve istekleri toplumun onay verebileceği duruma getirmek ya da engellemektir.

> Bilinç öncesi (bulanık bilinç); Hâlihazırda apaçık bilincinde olmadığımız ama olduğumuzda da kolayca hatırlayabildiğimiz geçmiş yaşantı ve deneyimlerimizin saklandığı yerdir. Burası alaca karanlığa benzer. Bilinç öncesinde bulunanlar, çoğu zaman bilinçli duruma getirilmeye elverişlidir. Bilinenlerini saklandığı bir depo gibidir.

> Bilinçaltı; İlkel dürtü ve isteklerimizin merkezidir. Benlik tarafından hoş karşılanmayan anı ve deneyimlerimizin depolandığı bölgedir. Bu bölgeye bilinç istese de ulaşamaz. Bilinçaltına itilenler burada edilgin(pasif) biçimde durmazlar. Bilinç düzeyine çıkmaya çalışırlar. Bilinçaltına itilen, duygu, düşünce ve anılarlardan bilincin onaylamadığı durumlar söz konusudur. Bunlar bilincin zayıf olduğu zamanlarda şekil değiştirerek ve dolaylı yollarla varlıklarını gösterirler. Örneğin; alkolün ortaya çıkardığı sarhoşluklarda, düşlerde, ateşli hastalıklarda ve dil sürçmelerinde yön ve şekil değiştirerek, bilinç alanına çıkmaya çalışırlar.

Freud’un bilinçaltını incelemek için geliştirdiği metoda “Psikanaliz” denir. Psikanaliz, bilinçaltına ittiğimiz arzu ve düşüncelerimizin yeniden bilinçli hale gelmesine yardım eden bir metottur. Freud’a göre, bireyin bilinçaltı dünyasında ne kadar az malzeme olursa kişi o derece ruhsal olarak sağlıklıdır. Bu nedenle Psikoanali-tik terapinin gayesi bilinçdışını bilince çıkarmaktır.

Freud bir açıklamasında bilinç, bilinç öncesi ve bilinçaltını aysberge (buzdağı) benzetir. Bu doğrultuda buzdağının suyun üstünde kalan ve rahatlıkla görülen kısmı bilinç; suyun hemen altında bulunan ve suyun üstünden bakıldığında görülebilecek kadar altta kalan kısmı bilinç öncesi, dibe yakın ve suyun üstünden görünmeyen kısmı ise bilinç dışıdır.






Bir Yorum Yazmak İster misiniz?