Furkan Suresi Hakkında Bilgi

0

Furkan Suresi nedir? Furkan Suresi ne zaman ve nerede indirilmiştir, kaç ayetten oluşur? Furkan suresinin konusu ve anlamı hakkında bilgi

Furkan Suresi

Furkan Suresi Hakkında Bilgi

Furkan Suresi; Kuran-ı Kerim’in 25. sûresidir, 77 ayetten oluşur. Mekke’de inmiştir. Sûre’de Allah’ı yadsıyanların ve Hz. Muhammed ile alay etmeye yeltenenlerin ne biçimde ceza görecekleri, geçmişten örnekler verilerek kanıtlanır. İnananların cennetle ödüllendirilecekleri belirtilir.


Surede temel konular olarak Muhammed peygamberin tüm insanlığa gönderildiği, onun, tebliğ sırasında karşılaştığı zorluklar ve şirkin kökünün kazınacağı, geçmiş ümmetlerin hayatlarından bazı örnekler de verilerek ele alınmaktadır.

Furkan Suresi Anlamı

Rahman Rahim Allah’ın adıyla

1- Alemlere uyarıcı olsun diye, kuluna Furkan’ı indiren ne Yücedir.

2- Göklerin ve yerin mülkü O’nundur; çocuk edinmemiştir. O’na mülkünde ortak yoktur, herşeyi yaratmış, ona bir düzen vermiş, belli bir ölçüyle takdir etmiştir.

3- O’nun dışında, hiçbir şeyi yaratmayan, üstelik kendileri yaratılmış olan, kendi nefislerine bile ne zarar, ne yarar sağlayamayan, öldürmeye, yaşatmaya ve yeniden diriltip-yaymaya güçleri yetmeyen birtakım ilahlar edindiler.


4- İnkar edenler dediler ki: “Bu olsa olsa ancak Onun uydurduğu bir yalandır, kendisi düzüp uydurmuş ve Ona bir başka topluluk da yardımda bulunmuştur.” Böylelikle onlar, hiç şüphesiz haksızlık ve iftira ile geldiler.

5- Ve dediler ki: “Bu, geçmişlerin uydurduğu masallardır, bir başkasına yazdırmış olup kendisine sabah akşam okunmaktadır.”

6- De ki: “Onu, göklerde ve yerde gizli olanı bilen indirmiştir. Doğrusu O, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.”

7- Dediler ki: “Bu elçiye ne oluyor ki, yemek yemekte ve pazarlarda dolaşmaktadır? Ona, kendisiyle birlikte uyarıcı olacak bir melek indirilmesi gerekmez miydi?”

8- “Ya da kendisine bir hazinenin bırakılması veya yemekte olduğu bir bahçesi olması?” Zulmedenler dedi ki: “Siz olsa olsa, ancak büyülenmiş bir adama uyuyorsunuz.”

9- Bir bak; senin için nasıl örnekler verdiler de böylece saptılar. Artık onlar hiçbir yol bulamazlar.


10- Dilediği takdirde, sana bundan daha hayırlısı olarak altından ırmaklar akan cennetler veren ve senin için köşkler kılan ne Yücedir.

11- Hayır, onlar kıyamet-saatini yalanladılar; Biz kıyamet saatini yalan sayanlara çılgınca yanan bir ateş hazırladık.

12- Onları uzak bir yerden gördüğünde, onlar bunun gazablı öfkesini ve uğultusunu işitirler.

13- Elleri boyunlarına bağlı olarak, sıkışık bir yerine atıldıkları zaman, orada yok oluşu isteyip-çağırırlar.

14- Bugün bir yok oluşu çağırmayın, birçok yok oluşu isteyip-çağırın.

15- De ki: “Bu mu daha hayırlı, yoksa takva sahiplerine va’dedilen ebedi cennet mi? Ki onlar için bir mükafat ve son duraktır.”

16- “İçinde ebedi kalıcılar olarak, orada her istedikleri onlarındır; bu, Rabbinin üzerine aldığı, istenen bir vaaddir.”


17- Onları ve Allah’tan başka taptıklarını biraraya getirip toplayacağı ve: “Şu kullarımı siz mi saptırdınız, yoksa kendileri mi yoldan saptılar?” diyeceği gün;

18- Derler ki: “Sen Yücesin; Senin dışında başka veliler edinmemiz bize yakışmaz, ancak onları ve atalarını Sen meta verip yararlandırdın, öyle ki zikri unuttular ve böylece yıkıma uğrayan bir kavim oldular.”

19- “İşte sizin söylediklerinizi yalanladılar; bundan böyle ne geri çevirmeye gücünüz yetebilir, ne de bir yardıma. Sizden kim zulmederse, ona büyük bir azap tattırırız.”

20- Senden önce gönderdiklerimizden, gerçekten yemek yiyen ve pazarlarda gezenlerden başkasını göndermiş değiliz. Biz, sizin kiminizi kimi için deneme yaptık. Sabredecek misiniz? Senin Rabbin görendir.

21- Bize kavuşmayı ummayanlar, dediler ki: “Bize meleklerin indirilmesi ya da Rabbimiz’i görmemiz gerekmez miydi?” Andolsun, onlar kendi nefislerinde büyüklüğe kapıldılar ve büyük bir azgınlıkla baş kaldırdılar.

22- Melekleri görecekleri gün, suçlu-günahkarlara bir müjde yoktur. Ve o gün derler ki: “Yasaktır, yasak.”

23- Onların yaptıkları her işin önüne geçtik, böylece onu savurulmuş toz zerreleri kılıverdik.


24- O gün, cennet halkının kalacakları yer daha hayırlı, dinlenecekleri yer çok daha güzeldir.

25- Göğün bulutlarla parçalanacağı ve meleklerin bir indirilme ile indirileceği gün;

26- İşte o gün, gerçek mülk, Rahman’ındır. İnkar edenler için oldukça zorlu bir gündür.

27- O gün, zulmeden, ellerini ısırarak der: “Ah keşke, elçiyle birlikte bir yol edinmiş olsaydım,”

28- “Vah yazıklar bana, ne olurdu da filanı dost edinmeseydim.”

29- “Çünkü o, gerçekten bana geldikten sonra beni zikirden saptırmış oldu. Şeytan da insanı ‘yapayalnız ve yardımsız” bırakandır.”

30- Ve elçi dedi ki: “Rabbim gerçekten benim kavmim, bu Kur’an’ı terk edilmiş olarak bıraktılar.”

31- İşte böyle; Biz, her peygambere suçlu-günahkarlardan bir düşman kıldık. Yol gösterici ve yardımcı olarak Rabbin yeter.


32- İnkar edenler dediler ki: “Kur’an Ona tek bir defada, toplu olarak indirilmeli değil miydi?” Biz onunla kalbini sağlamlaştırıp-pekiştirmek için böylece ve onu ‘belli bir okuma düzeniyle düzene koyup’ okuduk.

33- Onların sana getirdikleri hiçbir örnek yoktur ki, Biz sana hakkı ve en güzel açıklama tarzını getirmiş olmayalım.

34- O yüzükoyun cehenneme doğru sürülüp-toplanacak olanlar; işte onlar, yer bakımından çok kötü, yol bakımından sapmış olanlardır.

35- Andolsun, Biz Musa’ya kitabı verdik ve onunla birlikte kardeşi Harun’u yardımcı kıldık.

36- Böylece onlara: “Ayetlerimizi yalanlayan kavme gidin” dedik; sonunda onları kökünden darmadağın ettik.

37- Nuh’un kavmi de, elçileri yalanlandıklarında onları suda boğduk ve insanlar için bir ayet kıldık. Biz zulmedenlere acıklı bir azap hazırladık.

38- Ad’ı, Semud’u, Ress halkını ve bunlar arasında birçok nesilleri.

Ress halkı, taşlarla örülmüş kuyuların etrafında yerleşen topluluk demektir. Putlara tapan bu insanlar bir görüşe göre Şu’ayb peygamberin kavmi idi.

39- Biz (onlardan) her birine örnekler verdik ve her birini darmadağın edip mahvettik.

40- Andolsun, onlar, üstüne felaket yağmuru yağdırılmış bulunan o ülkeye uğramışlardır; yine de onu görmüyorlar mıydı? Hayır, onlar dirilmeyi ummuyorlardı.

41- Seni gördükleri zaman, seni yalnızca alay konusu edinmektedirler: “Allah’ın, elçi olarak gönderdiği bu mu?”

42- “Eğer onlara karşı kararlılık göstermeseydik, neredeyse bizi ilahlarımızdan saptıracaktı.” Azabı görecekleri zaman, kim yol bakımından daha sapıkmış, öğreneceklerdir.

43- Kendi istek ve tutkularını ilah edineni gördün mü? Şimdi ona karşı sen mi vekil olacaksın?

44- Yoksa sen, onların çoğunu işitir ya da aklını kullanır mı sayıyorsun? Onlar, ancak hayvanlar gibidirler; hayır, onlar yol bakımından daha şaşkındırlar.

45- Rabbini görmedin mi, gölgeyi nasıl uzatıvermiştir? Eğer dilemiş olsaydı onu durgun kılardı. Sonra Biz Güneş’i ona bir delil kılmışızdır.

46- Sonra da onu tutup Kendimize ağır ağır çekmişizdir.


47- O, geceyi sizin için bir elbise, uykuyu bir dinlenme ve gündüzü de yayılıp-çalışma kılandır.

48- Ve Kendi rahmetinin önünde rüzgarları müjdeciler olarak gönderen O’dur. Biz, gökten tertemiz su indirdik;

49- Onunla ölü bir beldeyi canlandırmak ve yarattığımız hayvanlardan ve insanlardan birçoğunu onunla sulamak için.

50- Andolsun bunu, onların arasında öğüt alıp-düşünsünler diye çeşitli biçimlerde açıkladık. Ama insanların çoğu nankörlük edip ayak direttiler.

51- Eğer dilemiş olsaydık, her kasabaya bir uyarıcı gönderirdik.

52- Öyleyse kafirlere itaat etme ve onlara büyük bir mücadele ver.

53- İki denizi salıp katan O’dur; bu, tatlı, susuzluğu giderici, bu da tuzlu ve acıdır. İkisinin arasında bir engel ve aşılmayan bir sınır koymuştur.

54- Ve insanı bir sudan yaratıp onu, neseb ve sihriyyet kılan O’dur. Senin Rabbin güç yetirendir.

55- Allah’ı bırakıp kendilerine yarar ve zarar sağlayamayacak şeylere ibadet ediyorlar. Kafir, kendi Rabbine karşı arka çıkandır.

56- Biz seni yalnızca bir müjde verici ve uyarıp-korkutucu olarak gönderdik.

57- De ki: “Ben buna karşılık, Rabbine doğru bir yol tutmayı dileyen (insanlar olmanız) dışında sizden bir ücret istemiyorum.”

58- Sen, asla ölmeyen ve daima diri olana tevekkül et ve O’nu hamd ile tesbih et. Kullarının günahlarından O’nun haberdar olması yeter.

59- O, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yaratan ve sonra arşa istiva edendir. Rahmandır. Bunu (bundan) haberi olana sor.

Arş, kudret ve hâkimiyet tahtı, sınırsız kudret makamı demektir.

60- Onlara: “Rahmana secde edin” denildiği zaman, “Rahman da neymiş? Biz senin bize emrettiğine mi secde edecek mişiz?” derler ve onların nefretini arttırır.

61- Gökte burçlar kılan, onların içinde bir aydınlık ve nurlu bir ay vareden ne Yücedir.


62- O, gece ile gündüzü birbiri ardınca kılandır; öğüt alıp-düşünmek isteyenler ya da şükretmek isteyenler için.

63- O Rahman (olan Allah)ın kulları, yeryüzü üzerinde alçak gönüllü olarak yürürler ve cahiller kendileriyle muhatap oldukları zaman “Selam” derler.

64- Onlar, Rablerine secde ederek ve kıyama durarak gecelerler.

65- Onlar: “Rabbimiz, cehennem azabını bizden geri çevir; gerçekten, onun azabı ödenmesi kaçınılmaz bir borç derler.

66- “Şüphesiz o, ne kötü bir karargah ve ne kötü bir konaklama yeridir.”

67- Onlar, harcadıkları zaman, ne israf ederler, ne kısarlar; ikisi arasında orta bir yoldur.

68- Ve onlar, Allah ile beraber başka bir İlah’a tapmazlar. Allah’ın haram kıldığı canı haksız yere öldürmezler ve zina etmezler. Kim bunları yaparsa ‘ağır bir ceza ile’ karşılaşır.

69- Kıyamet günü, azap ona kat kat artırılır ve içinde aşağılanmış olarak temelli kalır.

70- Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amellerde bulunup davranan başka; işte onların günahlarını Allah iyiliklere çevirir. Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir.

71- Kim tevbe eder ve salih amellerde bulunursa, gerçekten o, tevbesi (ve kendisi) kabul edilmiş olarak Allah’a döner.

72- Ki onlar, yalan şahidlikte bulunmayanlar, boş ve yararsız sözle karşılaştıkları zaman onurlu olarak geçenlerdir.

73- Onlar, kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığı zaman, onun üstünde sağır ve körler olarak kapanıp kalmayanlardır.

74- Ve onlar: “Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, gözün aydınlığı olacak armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl,” diyenlerdir.

75- İşte onlar, sabretmelerine karşılık odalarla ödüllendirilirler ve orada esenlik dileği ve selamla karşılanırlar.

76- Orda ebedi olarak kalıcıdırlar; o, ne güzel bir karargah ve ne güzel bir konaklama yeridir.


77- De ki: “Sizin duanız olmasaydı Rabbim size değer verir miydi? Fakat siz gerçekten yalanladınız; artık kaçınılmaz olacaktır.”



Bir Yorum Yazmak İster misiniz?