Geçmişten Günümüze Tıptaki Gelişmeler

1

Tıp bilimi ne zaman doğmuştur? Tıbbın doğuşu, tarihçesi ve gelişimi, tıp alanındaki ilerlemeler nelerdir, hakkında bilgi.

tip-1Tıp; insan sağlığı ve hastalıkların nedenlerini, korunma ve hastalıkları önleme yollarını inceleyen bilimdir. İnsanın sağlığını korumaya yönelik çabaları, onun doğal içgüdüleri içinde yer alır. Bu nedenle tıbbın başlangıcı insanlık tarihinin başlangıcına kadar iner.

Advertisement

Başlangıçta insanlar hastalıklara yol açan etkenlerin doğaüstü güçler olduğunu sandıklarından hastalıklardan korunma’ yollarını din adamlarının ve büyücülerinin güçlerinde aradılar. Bu dönemde hastalıkların nedenleri değil, sonuçlan üzerinde durarak hastalıklar Tanrısal kökenli kötülükler olarak değerlendirildiğinden tedavide dualar ve kehanetler önemli bir yer tutardı. Hekimlik mesleğinin beşiği Mısır sayılır. Hindistan da Mısır kadar eski bir geçmişe sahiptir. Bu bakımdan eski Hint cerrahları dünyanın en eski estetik cerrahları olarak kabul edilir. Eski Yunanlılar bilimsel anlamda tıbbın gelişmesinde en önemli yere sahiptirler. Bazı hastalıkların belirtilerinin hemen her zaman bir arada bulunduğu ve bunların genellikle aynı ilaçlarla tedavi edilebildiklerini de ilk ortaya koyan eski Yunanlılardır. Hipokrates (İÖ 460 -375) bilimsel tıbbın babası sayılır. Hipokrates’i İS 2. yüzyılda yaşamış olan Bergamalı heki Galenos izler. Etkisi 16. yüzyıla kadar süren Galenos ile birlikte başlayan dönem tıpta önemli bir dönüm noktası oldu. Rönesans’a kadar Batı tıbbının temelini Hipokrates ve Galenos oluşturur. Araplar, Yunanlılardan kalma birçok yazılı belgeyi kendi dillerine çevirerek ve bu bilgilere hekim Razi’nin çiçek ve kızamık hastalıkları arasındaki farkı ortaya koyan ilk kişi olduğu bilinir. İS 980-1037 arasında yaşamış olan Türk bilgini İbni Sina’nın yazmış olduğu Canon Medicinea adlı tıp kitabı da Avrupa üniversitelerinde 17. yüzyıla kadar tıp öğrencilerinin el kitabı olma özelliğini korudu. 14. yüzyılda ölüler üzerinde otopsi yapılarak, ölüm nedeninin araştırılmasına yönelik çalışmalara girişilmiş olması, tıbbın gelişmesinde önemli bir dönüm noktası oldu.

Tıp alandaki en önemli adımlardan biri de Edward Jenner‘in 1798’de çiçek aşısını bulmasıyla atıldı. Böylece Jenner bağışıklık biliminin (immünoloji) temellerini attı. 1858’de Rudolf Virchow adlı patoloji bilgini insan organizmasının hücrelerden yapılı olduğunu ve hastalıkların da bu hücrelerin dış etkenlere karşı gösterdikleri tepkiler olduğunu ortaya koyarken, Avustralyalı hekim İgnaz Semmelweis’in gebe kadınların muayeneleri sırasında onlarla temasta bulunan tıp öğrencilerinin ve hekimlerin bunlara mikrop bulaştırdıklarını, ebe, hekim ve tıp öğrencilerinin ellerinin ve kullanılan tıbbi gereçlerin dezenfekte edilmesi gerektiğini ileri sürmesi birçok kadının yaşamını kurtardı.

19. yüzyılda birçok hastalığın bakterilerle olan ilişkilerinin Fransız hekim Casimir Devaine tarafından ortaya konulması tıp alanında bir başka önemli gelişmeyi başlattı, birçok hastalığın mikrobu bulundu. Louis Pasteur bakterilerin havada her an bulundukları ve uygun koşullar altında kolayca çoğalabildiklerini kanıtladı. Pasteur yüksek ısı etkisiyle mikrobik özelliği zayıflatılmış virüs ve bakterilerin aşı olarak kullanılabileceğini savundu. Bu yöndeki görüşlerini kuduz virüslerini zayıflatarak elde ettiği kuduz aşısını kuduz bir köpeğin ısırdığı bir çocuğa uygulayarak kanıtladı.

20. yüzyılda hastalıkların kapsamında bir genişleme olduğu görülür. Bu genişlemeyle birlikte, o güne kadar yalnızca hastalıklara ve sakatlıklara karşı yürütülen mücadele, sağlığın ruhsal ve toplumsal öneminin ortaya konulasıyla birlikte, tedavi hekimliğinin yanı sıra, hastalıkları önlemeyi amaçlayan koruyucu hekimlik daimin da önem kazanmasına yol açtı. Teknik gelişmeler bir yandan hastalıkların tanısında kolaylık sağlarken, öte yandan hastalıkların yan etkilerinin araştırılması büyük önem kazandı, tıp alanına bilgisayarların girmesiyle de bilgi akımı ve edinilmesi için harcanan zaman en aza indi. Ayrıca lazer ve röntgen gibi ışınların kullanılmaya başlanması, tıp alanında tanı ve tedavide önemli bir dönüm noktası oldu. 20. yüzyıl tıp alanındaki gelişmelerin en önemlilerinden bir de organ nakilleridir. Beyin dışında kalan hemen tüm organların nakli başarıyla gerçekleştirildi. İlaç endüstrisindeki gelişmeler sayesinde, hastalıkların tedavisinde antibiyotik ve vitaminlerin yaygın olarak kullanılmaya başladı.

Advertisement


1 Yorum

Leave A Reply