Gezi Yazısı Örnekleri

2

Gezi yazısı örnekleri. Aşağıda iki adet örnek olarak kabul etmeniz gereken gezi yazısı bulunmaktadır. Kendi gezi yazınızı yazarken örnek olarak inceleyebilirsiniz.

Gizemli Antik Mısır Gezi Fotoğrafları (30)

Advertisement

Gezi Yazısı Örnekleri

MANİSA MESİR’İ

Yakınlarımızdan her zaman duyardım: «Bu yıl Mesir’e gideceğiz» diye. Mesir, Manisa’ya özgü bir çeşit festivaldir. Bu festivali merak eder, görmek isterdim. Nihayet, gördüm.

Akhisar’dan çok erken yola çıkacaktık. İçimde çocuksu bir sevinç vardı. Hani şu, çok istediğimiz bir yere giderken duyduğumuz sevinçten. Göğüslerin kalkmaları ve oradan oraya koşuşlar…

Oh, nihayet otomobildeyim. Yolların kalabalığı görülmeye değerdi. Arabalar, yarışa çıkmış gibi son hızla birbirinin peşinden gidip geliyordu. Öyle ki insan, bakarken yoruluyordu bunlara.

Mesir festivali, Sultan Camiinin çevresinde düzenleniyor. Türkiye’nin dört bucağından gelen insanlar burada toplanmışlar. Müthiş bir kalabalık var. Yağmur yerine insan yağmış gibi. Bayılan mı ararsınız? dolu. Ezilen mi ararsınız? Ezilmeyen yok ki. Satıcı mı ararsınız? İstediğiniz kadar. Dedim ya, herşey burada…

Advertisement

Yitmek tehlikesiyle daima karşı karşıyasmız. Birbirinizin elini hiç bırakmıyacaksmız. Bıraktığınız an hapı yuttunuz demektir.

Güneş, bütün yakıcılığı ile tepenize binmiş. Ama kimsenin sıcağa aldırdığı yok. Şemsiyeler mantar gibi. Doğru tutarsam^ sizi güneşten koruyor, içini çevirirseniz. Mesir macununu yakalamanıza yarıyor.

Sultan Camii minaresinden ve ya uçaklardan Mesir macunu atıldığı zaman büyük bir uğultu kopuyor. Herkes, bu her derde deva olan dualı macunu kapmak için birbiriyle yarışıyor.

Çok şükür, benim de şansıma bir tane düştü. Hemen ağzıma attım. Fakat neredeyse dişlerim sökülecek; öylesine yapışkandı çünkü. Yalnız, kırkbir baharattan yapıldığı söylenen bu macunun kokusu çok güzeldi. Bunu söylememek haksızlık olur.-

Bu macunun gerçekten şifalı olduğunu, her derde deva olacağını bilmem ama, halk bir kez buna inanmış. Süre geliyor çok eskiden beri bu macun atmalar, macun kapmalar. Bir bakıma fena da olmuyor. Manisa, kendine özgü güzel günlerinden birini yaşıyor.


YERYÜZÜ CENNETİ

Temmuzun yirmisi… Biz, Köroğlu’nun ülkesi Bolu dağlarında ilerliyoruz. İki yanımız, çam, köknar ve iğne yapraklı ağaçlarla dolu Manzara gerçekten göz kamaştırıcı…

Advertisement

Zaman, ne kadar çabuk akıp gitmiş. Abant’a yaklaştığımızı, daha da güzelleşen manzaradan anlıyoruz. Yeşille mavi kucak kucağa burada,

Otelimiz, tertemiz, şirin ve konforlu. Odalarımıza yerleşince gördüğüm şeyler karşısında elimde olmadan güldüm. İzmir’dekiler bugünlerde buram buram terlerken biz burada çift battaniye altında yatacaktık demek. «İzmir’e dönüşümde arkadaşlarıma anlatılacak ilginç anılarım olacak» diye geçti içimden.

Gece, bu serin cennette rahat bir uyku uyuduk. Sabahleyin, gözlerimize vuran güneş ışmlariyle uyandık. Hemen giyinip göl kenarında bir geziye çıktık.

Abant, gerçekten de bir harikaydı: Yeşil, mavi ve beyaz renkler cümbüşü… Bembeyaz nilüferler, yeşil yapraklar arasında, mavi suları kendisine beşik yaparak tatlı bir uykuya dalmışlardı. Sandalımız, berrak sularda kayarken biz, onları uyandırmaktan korkuyor gibi hiç konuşmuyorduk. Kimbilir, belki de sesimiz, bu sihri bozacak gibi geliyordu da ondan susuyorduk…


2 yorum

Leave A Reply