Gölge Nasıl Oluşur?

21

Gölge nedir? Gölge nasıl meydana gelir? Tam gölge ve yarı gölge ve genel anlamda gölgenin oluşumu hakkında genel bilgiler.

Gölge Nasıl Oluşur?


Gölge Nasıl Oluşur?

Gölge; Işığın yolunu kesen bir cismin, ışıklı yerde meydana getirdiği karartıdır. Gölge, durumuna göre cismin az çok biçimini belirtir. Işık bir cisme sağdan geliyorsa gölge sola; soldan geliyorsa sağa düşer. Cisimler ancak yoğun oldukları, ışık iletmedikleri zaman gölge verirler.

Günlük hayatta birçok gölgelere rastlarız. Deniz ve kırlar üzerindeki bulut gölgeleri, yol üzerindeki bina gölgeleri, duvar üzerindeki ağaç gölgeleri, gece ışıklı bir yolda yürürken bizi bazen önümüzden, bazen arkamızdan takip eden kendi gölgemiz gibi.

Güneş ışığının yolunda bulunan dünyamızın da uzaya düşen büyük bir gölgesi vardır. Ay, dünyanın çevresinde dönerken bu karartıya rastladığı zaman, bütünü, ya da bir bölümü dünyadan görünmez. Biz buna «ay tutulması» diyoruz.

Şimdi gölgelerin genel olarak nasıl meydana geldiğini inceleyelim :

1.— Tam Gölge: Işığı sağlayan kaynak küçükse, yoğun olan cisim, ışınların tamını keser, karşıya hiç ışık geçmez. Bu durumda cisimle cismin gölgesinin düştüğü duvar arasındaki mesafe tam olarak kararır. Bu karanlığa «tam gölge» (umbra) denir. Küçük bir ışık kaynağı ile meydana gelen gölgenin, duvarda, aydınlık bölümle karanlık bölüm arasında, kesin bir sınırı vardır, biçimi de cismin biçiminin aynıdır. Tam gölgeden ışık kaynağına doğru bakılırsa bu kaynağı göremeyiz, çünkü cisim görüşe engel olur.


2.— Yarı Gölge: Işığı sağlayan kaynak büyükse, yoğun olan cisim, ışınların ancak kendi ölçüsüne düşen kısmını keser. Karşı duvarda, ışık kaynağının büyüklüğüne göre meydana gelen gölgenin cisim büyüklüğündeki ve tam o hizadaki bölümü tam gölge, geri kalan bölümü «yarı gölge» (penumbra) dır. Yarı gölge, ışık kaynağından gelen ışınların bir kısmının kesilmesi, bir kısmının da geçmesiyle meydana gelir. Bu durumda, tam gölgenin duvarda kesin bir sınırı yoktur, çünkü tam karanlıkla tam aydınlık arasında yarı karanlık vardır. Duvara düşen yarı gölgede içten dışa doğru karanlık gittikçe azalır. Yarı gölgeden, ışığı sağlayan kaynağa doğru bakılırsa, bu kaynağın yalnız bir bölümü görülebilir; öteki bölümün görülmesine cisim engel olur.

Gölgeler, bir ışık kaynağından gelen ışınların yolunu kesen yoğun bir cisim olmaksızın da meydana gelebilirler. Saydam bir cisim, ya yansıma, ya da kırılma yolu ile, ışığın bazı yerlerde daha çok toplanarak aydınlıkların, karartıların yan yana meydana gelmesine sebep olabilir. Bu çeşit olaylara örnek olarak odada bulunan bir bardak suyun, güneş ışınlarını yansıtarak tavanda gölge meydana getirmesini gösterebiliriz. Bu durumda tavanda oluşan ışıklı, gölgeli şekilleri, suyun çalkantılı olan yüzeyi meydana getirir.





21 yorum

  1. FURKAN DEMİRKIRAN on

    Çok Güzel yapmışlar bayıldım 🙂 😉 Harika – bir tasarım Bravo 🙂 😀 😉

  2. İçinde yaşadığımız evreni algılamamızı sağlayan beş duyu organından biri ve belki de en önemlisi olan görme duyusunun anlam kazanmasını sağlayan gölgeler, insanın dış dünyayı boyutlu bir biçimde algılamasını sağlayan ve derinlik kavramını yaratan karanlık alanlardır. İnsan herhangi bir nesneyi görebilmesi ve dolayısı ile “görme” işleminin beyinde yapılabilmesi için o cisimden yansıyan ışığın göze ulaşması gerekir. Saydam olmayan yani güneş ışınlarının geçmesine izin vermeyen cisimlerin ışığı engellemesi de, ışığın hakim olduğu yüzeyde karanlık bir bölgenin yani gölgenin oluşmasına neden olur.

    Herhangi bir cismin ön yüzüne ışık vurduğunda bu yüz aydınlanırken, cismin arka kısmıysa karanlıkta yani gölgede kalır. Tüm ışık kaynaklarından çıkan ışınların doğrusal bir izlediği düşünüldüğünde, herhangi bir noktasal ışık kaynağının ışınlarına maruz kalan tüm cisimlerin arka yüzeyinde gölge oluşmaktadır. Ancak her ne kadar noktasal ışık kaynağının önüne konan cisim saydam olmasa da, yine de cismin arka kısmına çevreden ya da bizzat cismin kendisinden yansıyan ışınlar da ulaşmaktadır. Bu nedenle gölge, çevreden yansıyan ışınlara ne kadar az maruz kalırsa o kadar daha karanlık olmaktadır.

    Noktasal herhangi bir ışık kaynağından çıkan ışınların ön yüzünü aydınlattığı bir cismin, arka yüzeyine şayet herhangi bir yerden yansıyan ışınlar ulaşmıyorsa bu cismin arkasında “tam gölge” oluşuyor demektir. Gölgelerin boyutları da cisim ve ışık kaynağının uzaklığı ile doğru orantılı olarak değişir. Cismin ışık kaynağına olan uzaklığı gibi cisme gelen ışınların açısı da gölgenin boyutlarını doğrudan etkiler. Örneğin güneş ışınların yoğun olduğu bulutsuz bir günde tam öğlen saati dışarı çıkan bir kişinin gölgesi an itibarıyla oluşmaz. Zira kişiye gelen güneş ışınları tam 90 derecelik bir açıya sahip olduğundan, kişinin gölgesi de olduğu yere düşer.

    Noktasal bir ışık kaynağına yakın olan ve gölge oluşturacak bir açıyla ışığa maruz kalan bir cismin bölgesi uzunken, cisim ışınların açısını değiştirmemek kaidesiyle ışık kaynağından uzaklaştıkça gölgesi de küçülür. Bu nedenle cismin bölgesi kendisinden ne kadar çok uzaklaşırsa o kadar büyür. İnsanoğlu gölgenin sahip olduğu bu özellikleri kullanarak güneş saatleri yapmış ve zamanı büyük bir doğrulukla saptamayı başarmıştır. Günümüzde kullanılan saatlerse güneş saatlerine nazaran zamanın hata payı olmadan tam olarak ölçülmesini sağlamaktadır

  3. süper derslerimde kontorole yardımcı oluyor bilemeddiklerimi bu siteden yapıyorum çoooook teşekkür ederiz

  4. söylemiyeceğim on

    çok teşekkür ederim.güzel olmuş fakat benim yazamiyacağım kadar fazla olmuş.olsun yinede çok teşekkür ederim.

  5. Muhteşem UZUN DİYENLER sizler bunu okumaya yazmaya üşeniyonuz galiba benim fen dersi için harika bir proje ödevi siz kısa işte uzun diyenler kendi avcunuzu yalayın fen dersi nedir bilmiyorsunuz😄

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?