Gottfried Wilhelm Leibniz Kimdir?

0
Advertisement

Gottfried Wilhelm Leibniz Kimdir? Gottfried Wilhelm Leibniz hayatı, biyografisi, eserleri, hakkında bilgi.

Gottfried Wilhelm LeibnizGottfried Wilhelm Leibniz; Alman filozofu, bilim adamıdır (Leipzig 1646-Hannover 1716).

Jena Üniversitesinde felsefe ve hukuk öğretimi gördü. Alt-dorf Üniversitesi’nde yine felsefe ve hukuka ilişkin bir tezle hukuk doktoru oldu. Mainz seçici prensinin hizmetinde çalışmaya başlamasıyla diplomatik alanda da etkinlik gösterdi. 1672’de Paris’e gitti, Almanya ve Avrupa bütünlüğü uğruna Kral IV. Louis’nin saldırganlık eğilimini Mısır’a ve Osmanlı Devleti üstüne yönlendirmek istediyse de başarılı olamadı. Orada çağının ünlü Fransız düşünürleriyle karşılaştı, tanıştı: Arnauld, Malebranche, Huygens ile konuşmaları bilimsel ve felsefece görüşünü güçlendirdi, zenginleştirdi.

Paris’te Fransız Bilimler Akademisi’ne girmek istediyse de kabul edilmedi. Londra’ya gitti, Royal Society üyeleriyle tanıştı. Hannover dükünün kütüphanecisi ve saray danışmanı olmak üzere yurduna dönerken Hollanda’da Spinoza ile tanıştı. 1776’da hizmetine girdiği Hannover dükünün yanında ölene kadar, 40 yıl süreyle kaldı. Bu sırada Berlin Bilimler Akademisi’ni kurdu. Rus Çarı Büyük Petro’yu bir akademi kurmak için yönlendirdi. Almanya’da değişik kiliseleri birleştirmeye ve bilimsel yaşamı canlandırmaya çabaladı. Bilimsel ve felsefe konularında eserler verdi. Onda felsefe, matematik, doğa bilimleri, tarihçilik, ilahiyat ve hukukçuluk aynı evrensel boyutlarda ve aynı deha ile ortaya çıkar. Kuramla olduğu ölçüde uygulamayla da güncel sorunlarla da içli dışlı yaşayan, onlara çözümler arayan bir filozoftur.

Leibniz bir 17. yüzyıl düşünürü olarak felsefenin yeniden kurulması ve kesin bir bilim olarak belirlenmesinin yöntemle olabileceğini ve uygun yöntemin de matematik yöntem olduğuna inanıyordu. Eğer matematikteki rakamların yerine felsefe kavramları koyulursa ve kavramlarla matematikdeki rakamların yerine felsefe kavramları koyulursa ve kavramlarla matematikteki gibi işlemler yapılırsa, sağm bir felsefe elde edilebilirdi. Felsefenin matematikleşmesi olan bu yolda önce evrensel bir matematiği ilde etmek gerekir. Buradaki bilgilerin başlıca özellikleri şunlardır:
Leibniz’in akılcı bir filozof olarak ortaya çıkışı, bilgiyi, upuygun bilgiler, açıkduyu bilgisi, duyu bilgisi olarak ele alışıyla belirginleşir: Bilgi, duyulardan akla doğru yükseldikçe güvenilirlik kazanır, son aşamada, artık upuygun bilgiye ulaşılmakta, aklın hiç bulaşmadığı duyu bilgisinde ise güvenilir hiçbir yan bulunmamaktadır. Bilgilerimizin nasıl kurulacağı sorununa Leibniz’in getirdiği yanıt Descartes’in getirdiği yanıttan pek ayrı değildir. Bilgi nasıl oluşur? en güvenilir bilgi aklın bilgisi ise duyu verilerden sağlanan bilgilerin durumu nedir, nasıldır? Leibniz’e göre insan bilgileri iki kaynaktan oluşur: Duyu verileri ve anlık. Dış dünya üstüne bilgilerimiz içni elbette duyu veriler gerekir. Fakat aıılık olmadan duyu verileri hiçbir şey öğretmezler. Anlığın deneyden önce gene doğuştan kavramları, bilgiler olan Tanrı düşüncesi, geometrinin şekilleri, aritmetiğin rakamları, mantığın temel ilkeleri olan çelişmezlik ve özdeşlik birer olanak olarak ruhta bulunurlar. Bunlar olmadan dış dünyanın sağın bilgisine ulaşmak olanaksızdır. Çünkü bu bilgiler karşıdan kesin çelişme olan öncesiz, sonrasız doğrular ya da zorunlu olan doğrulardır. Aklın bu kesin doğrulan karşısında deneyin ya da duyu verilerinden sağlanan olası doğrular bulunur. Bunların doğruluğu için “Yeter Neden”in bulunması gerekir. Bilgilerin olgusal yanını oluşturan bu doğrularla akla yanyana getiren Leibniz, tüm akılcı tavrına karşın, yine de bilginin deneysiz, duyuverisiz olamayacağını birlikteliği vurgular. Leibniz’in bilgilerin dizilişinde belirlediği düzen doğa görüşüne de yansır. Onun doğa görüşünün temel taşı monad’dır. Doğa öğretisi, giderek ruh ve ahlak öğretisi de monad öğretisinde temellenir. Monad sonsuz sayıdaki tözlerden her birinin adıdır. Monadlar her biri kendine özgü, bölünmez, birbirleriyle etkileşme girmeyen, her biri ayn, maddi olmayan, ruhsal ve tasarlayabilen kuvvetlerdir. Monadların her biri evrenin bütünüyle ilişkidedir. İlişki monadın evreni tasarlamasındaki açık ve seçik olma derecesi bakımındandır ve aynı bakımından da monadın ötekileri arasındaki yeri belli olur: Tıpkı duyu bilgisinden upuygun bilgiye doğru bilgilerin dizilişi gibi monadlar da duyumlanabilen monadlardan, yani en alttaki, edilgin, maddeyi tasarlayan monadlardan seçik düşünce tasarımı olan, yani en üstteki, en yetkin ve Tanrıya değin olan tek monada kadar sıralanır. Leibniz’in monadları en üstteki tek Tanrı monadından en alttaki maddi ve çok monadlara doğru dizişi, ne denli ayrılsa Spinoza’yı ve daha geride Aristoteles’i anımsatır. Monad öğretisinin benzeşen Demokritos’un atom öğretisinden ayrımı, monadların hiç birisinin ötekilere benzememesi, ötekileriyle aynı olmamasıdır. Bu nedenle Leibniz felsefesisinde monadlardan oluşan evren sonsuzca çok yönlü olan bir bütünlüktür. Böylece, Leibniz, evreni sonsuzca küçük parçalardan oluşmuş, tabakalan, aşamalr ama organik bir bütün olarak tasarlar.

Advertisement

Ahlak anlayışı bakımından da Leiniz 18. yüzyıl felsefesinin genel çizgisi olan akılcılık bağlamında kalır. Eylemleri, etkinlikleri insanın özgür ya da tutsak, etkin ya da edilgin, erdemli ve mutlu olur. Bu ise bireysel değildir: Apaçık bilgi nedeniyle öteki insanlar da tanınır ve önceden kurulmuş uyuma ilişkin bağlamı gören kişi her türlü olumsuz, bireysel duygularından uzaklaşır.

Başlıca eserleri: Bilgi Hakikat ve İdeler Üstüne Düşünceler (Meditaitions Sulla Connaissancela Verite et les Idees) 1648, Theodicee (1710), Monodologie (1714), Doğanın ve İnayetin İlkeleri (Principes de la nature et de la grace) 1714, İnsan Anlığı Üstüne Yeni Denemeler (Nouveaux essais sur I’entendement humain) ö.s. 1765.


Leave A Reply