Hak İle İlgili Deyimler ve Anlamları

0

İçinde ve anlamında Hak, hakkı olmak geçen deyimler ve anlamları. Hak ile ilgili deyimler ve açıklamaları.

***(…) hakkı tanımak
izin vermek: “Saliha, anneye çocuğunu haftada iki kere görme hakkı tanıyan kararı yazdırıyor.” -A. Kulin.

Advertisement

***bileğinin hakkıyla (gücüyle, kuvvetiyle, zoruyla)
kendi gücü ve kendi çalışması ile.

***(birine) hak vermek
birinin düşüncesini, davasını, iddiasını doğru bulmak: “Annem de ağzının içinde sessizce söylenmeye koyulduğunda ona da hak vermiyordum.” -A. Kutlu.

***dinim hakkı için (aşkına)
“dinimi tanık tutarım” anlamında kullanılan bir ant sözü: “Şevki Bey dedi, dinin aşkına sen Romenlerin gemi yaptıklarını işittin mi?” -M. Ş. Esendal.

***hak etmek
1) bir emek karşılığı hakkı olan şeyi elde etmek, hak kazanmak: “Mutlu, başarılı, kendine güvenmeyi hak etmiş birisi.” -T. Buğra. 2) layık olduğu kötü karşılığı almak; 3) bir başarı dolayısıyla ödüllendirilmek: “Kadın dergileri bizi göklere çıkarıyorlardı, bunu da hak etmemiştik.” -A. Ağaoğlu.

Advertisement

***hak getire
“yoktur, bulunmaz, ne arar” anlamında kullanılan bir söz: “Senin gibi yakışıklı değildi. Boy bos desen hak getire.” -E. Şafak.

***hak (hakkını) yemek
başkalarının hakkını vermemek: “Hem benden haber bekleyen okuyucularımın hakkını yiyor, öteki genç okuyucularımın kalbini kırıyorum.” -O. V. Kanık.

***hâk ile yeksan etmek (olmak)
1) yapı, şehir vb. için temelinden yıkıp harap etmek, bütünüyle ortadan kaldırmak veya kalkmak; 2) yapı, şehir vb. için temelinden yıkıp harap olmak, bütünüyle ortadan kaldırmak veya kalkmak.

***hak kazanmak
emeğin karşılığını alabilecek duruma gelmek: “Senin kadar kimse kendi vatanına sahip olmaya hak kazanamamıştır.” -A. H. Müftüoğlu.

***hakk’ın rahmetine kavuşmak (hakk’a kavuşmak, hakk’a yürümek)
ölmek: “Hüsmen hakk’a kavuştu diye mırıldandı.” -R. H. Karay.

Advertisement

***hakkı geçmek
1) birinin payından başkası almış olmak; 2) birinde veya bir şeyde emeği olmak: “Hemen hanım teyzemin elini öpmeye gi, dedim. Az hakkı mı geçmiştir bana?” -H. R. Gürpınar.

***hakkı olmak
1) payı, alacağı, hissesi olmak; 2) sözünde, düşüncesinde, iddiasında haklı olmak.

***hakkı ödenmemek
birinin iyiliklerine, emeklerine karşılık olarak ne yapılsa az olmak.

***hakkı var
“doğru düşünüyor, doğru söylüyor, doğru davranıyor” anlamında kullanılan bir söz: “hakkınız var; dağ, çöl ve deniz hasreti dinmez hasretlerdenmiş.” -R. H. Karay.

***hakkını aramak
hakkı olduğuna inandığı şeyi elde etmeye çalışmak.

Advertisement

***hakkını helal etmek
hakkını, emeğini bağışlamak: “Bu bahtiyar hanımcağızı sordular, iyi biliriz, dedik, hakkımızı helal ettik.” -M. Ş. Esendal.

***hakkını vermek
1) gereğini bütün olarak yerine getirmek: Bu yemeğin hakkını vermişsin. 2) birinin çalışmasının karşılığını gereğince değerlendirmek: O öğretmen, öğrencilerin her zaman hakkını verir.

***haklı bulmak
davasını, iddiasını, düşüncesini, davranışını doğru bulmak, yerinde görmek: Müdür onu haklı buldu.

***haklı çıkmak
davasının, iddiasının, düşüncesinin veya davranışının doğru olduğu anlaşılmak: Bu tartışmada o haklı çıktı.

***haksız bulmak
bir iddiayı, düşünceyi, davranışı doğru ve yerinde bulmamak.

Advertisement

***haksızlığa uğramak
adalete aykırı bir duruma düşmek, haksızlıkla karşılaşmak: “Gücenik, haksızlığa uğramaktan bezmiş gibi susuyor.” -İ. Aral.

***Rabbena hakkı için
ant içerken inandırmak için kullanılan bir söz.

***sureti haktan görünmek
1) kendisini iyi niyetli imiş gibi göstermek: “İstanbul’a sureti haktan görünen öyle belediye başkanları geldi ki Anadolu’dan gelen hemşehrilerinin gecekondularına göz yumdu.” -A. Boysan. 2) birinin iyiliği için çalışıyor görünmek.

***üstünde hakkı olmak
birinde emeği, iyiliği, hakkı bulunmak: “Hanımının, çocuklarının üstünde bunca yıllık hakkım var diye ağlamaya başladı.” -R. N. Güntekin.

***yanıt hakkı doğmak
cevap hakkı doğmak: “Anlamamı istediler. Yanıt hakkı doğarmış, bu da gereksiz dediydim dediydin meselesine götürürmüş işi.” -N. Meriç.

Advertisement


Leave A Reply