Haklar, Özgürlükler ve Din

0

Haklar, özgürlükler ve din konusunun anlatımının yer aldığı yazımız. Hak ve özgürlüklük kavramları ile bu kavramların din ile ilgisinden bahseden yazımız.

Hak ve Özgürlük Kavramları

Advertisement

Her insan için söz konusu olan pay, hisse, doğruluk ve sorumlu tutulmak gibi birçok anlama gelmektedir. Hak kelimesi, bizzat Yüce Allah’ın dilinden vahiy yoluyla da açıklanmıştır. İnsanın görev ve sorumlulukları ile beraber elde edeceği hakları da söz konusudur. İyilikte bulunan bir kişipin mükâfatla ödüllendirilmesi, kötülükyapanın ceza görmesi de bir hak olarak görüldüğü gibi.

Bazı Haklar, Özgürlükler ve Din

insanların sahip olduklarının bir kısmı fıtrî yani doğuştan kendisine verilmiştir. Başka ifade ile her insanın doğuştan sahip oldukları veya elde edilen haklar vardır. Bu hakları devlet ve kanun güvencesinde olduğu gibi, ferdin içerisinde yaşadığı sosyal vicdani tarafından da güvencededir. Bu haklar aşağıdaki başlıklar altında izah edilmektedir.

Yaşama ve Sağlık Hakkı

Advertisement

Canlı olan her varlığın aynı zamanda yaşama hakkı da vardır. Fakat canlılar arasında akıl sahibi olan insanın durumu sorumlulukları bakımından, sahip olduğu insana ait akıl gibi nimetten dolayı konumu çok farklıdır. Diğer bütün canlılar, bir bakıma insanoğlunun emrine verilmiştir. Onlardan yararlanmak, etinden, sütünden ve diğer şeylerinden yararlanmak için yaratılmışlardır. Bunun gibi her türlü mahsulü de öyledir. Burada insanın yaşama hakkı söz konusu olduğu için daha ziyade bu hususta söylenecek şeyler olmalıdır. Sosyal bir varlık halinde yaşayan insanlar, antlaşmalarla, hukukî yaptırımlarla, dinî ve örfî kuralları ile kişilerin vicdanî sorumlulukları dikkate alınarak ferdin yaşama hakkı muhafaza edilmesi istenmiştir.

Haksız yere bir cana kıymayı büyük günahlardan sayan islâm dini kutsal kitabımızda “Kendi kendinizi tehlikeye atmayınız” (Bakara: 195) yine “Kim, bir cana kıymayan veya yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayan bir kimseyi öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de bir kimsenin hayatını kurtarmaya sebep olursa, bütün insanları yaşatmış gibi olur” (Maide: 32) diye buyurulmaktadır. Kaldı ki her şeyin bir hak bedeli olduğu gibi, kişinin kendi bedeninin hakkını da gözetmesi gerekir. Sağlını korumak, zararlı alışkanlıklardan uzak durmak da bir hak olarak görülmelidir. Nitekim Peygamber efendimiz (sav.) “Hastalandığınızda tedavi olun; Allah, şifası olmayan bir dert vermemiştir. Yaşlılık hariç, çünkü onun ilacı yoktur.” (Buhari, Tıp,1) başka bir tavsiyede ise “Vebadan (bulaşıcı hastalık), aslandan kaçar gibi kaçınız (Uzak durunuz) uyarısında bulunulmuştur.

Eğitim Hakkı

Her insan, kendisinin Allah tarafından sevilmesini istemez mi? Yüce Allah “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer: 9) Yine Kur’ân-ı Kerim’in ilk âyeti “Seni yoktan yaratan Allah’ın adıyla oku” (Kalem:l-2) buyurmuş olması eğitimin yani öğrenmenin insan için olmazsa olmazı olarak görülmelidir. Her insan belli bir kapasiteye ve kendisine verilen yeteneklere sahiptir. Şayet bu yeteneklerini iyi bir eğitim ortamında geliştirirse, hem kendisine, hem de toplumuna ve insanlığa yararı olur.

Bu konuda Kur’an’da “Allah’tan en çok hakkıyla korkanlar ancak alimlerdir.” (Fatır:28) diye buyurulmaktadır. Peygamberimiz de bir hadislerinde “Alimin uykusu, cahilin ibadetinden daha hayırlıdır.” diye buyurarak öğrenmenin değerini ve edinilen bilgi ile amel etmeyi teşvik buyurmuşlardır. Hz. Ali (r.a) “Kişi, bilmediği şeyin düşmanıdır.” diyerek bilginin önemine değinmiştir. Cahillik ve cehaletten kaçınmakla insan ya da bir toplum hayatını kurtarmış olur.

Düşünce ve İfade Özgürlüğü

Advertisement

Şuurlu ve bilinçli olarak düşünen varlık sadece insandır, insanın aklıyla düşünmesi, tefekkür etmesi, istişârede bulunması, araştırması Allah’ın biz insanlara tavsiyesidir. Atalarımız akıl akıldan üstündür derken de insanın düşüncelerini bir başkasıyla paylaşması gerektiğini anlatmaktadır.

Düşünmek de doğuştan verilmiş bir nimettir. Bilinci ve hür iradesiyle bir şeyi yapmaya karar vermesi en tabii olanıdır. Toplumlar, hür düşüncelerin ortaya koyduğu teoriler ve önerilerle gelişmelerini sağlarlar. Peygamber efendimiz işlerinde yakın çevresiyle istişare ederdi. Bir Hadis-i Şerifte “İstişâre, akılların aşılanmasıdır” buyurmuşlardır. İstişare eden aldanmaz denilmiştir.

İnanç Özgürlüğü

inanç her insanın doğuştan hissettiği bir ihtiyaçtır. Tıpkı yaşamak için yemek-içmek, su, hava almak, kendisini emniyette hissetmesi için savunma yapması gibi. inanç, aklın kalple birleşmesidir. Yaratanı kalben kabul ve tasdik etmektir. İnanmak bütünüyle kişinin iç dünyasıyla alakalıdır. Samimiyetle inanmış olan bir insan, başkalarına zarar veremez. Çünkü o kişi Allah’a inanıyor ve seviyor. Allah’tan korkmayanlar, Allah’a gerçekte inancı olmayanlardır. İslam dini insanları dine davet ederken, zorla veya tehditle çağırmaz. Dileyen kendi hür ve serbest iradesiyle inanır ya da red eder. Çünkü Kur’an’da “Dinde zorlama yoktur. Artık hak ile batıl tamamen ayrılmıştır.” (Ba-kara:256) diye buyurulmuştur. Peygamberimiz zamanında ashaptan biri, yolda bir kuyunun yanında uyumuş olan ve onların Müslüman olmadıklarını zannettiği iki kişiyi öldürmüştü. Öldürülenlerin çocukları Peygamberimize gelerek;

-Ya Resulallah, babalarımız İslam dinine girmek için size geliyorlardı. Bunun için Medine’ye doğru yola
çıkmışlardı söyleyince; Peygamber efendimiz o saha-biye -Niçin onları öldürdün? Sahabi:

-Onlar kafir idiler.

Peygamberimiz, -Onların kalbini yarıp ta mı baktın! diyerek yapılan eylemin doğru olmadığını söylemiştir.

İbadet Hakkı

Hemen her toplumda din ve vicdan hürriyetine dair hükümler bulunmaktadır. Her kes inandığı ilaha ibadet etmekte hürdür, ibadet, birileri bilsin diye gösteriş için yapılmaz, insanın nasıl ve hangi dualarla rabbine yalvaracağına karışılmaz. Bu konu bütün dünyada kabul gördüğü içindir ki, Birleşmiş Milletler insan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 18. Maddesi gereğince özel veya toplu halde, gizli ya da açık ifade etmekten men olunamaz. Bu kişilerin hakları garanti altına alınmıştır.

Özel Yaşamın Gizliliği Hakkı

islam dini, başkasının özeli olan şeylere kulak vermesini, izni olmadan açıp bakmasını ya da görüp, onu başkasıyla paylaşmasını men etmiştir. Hane mahremiyeti de bunlardan birisidir. Nitekim Hz. Mu-hammed (sav.) efendimiz, selam vermeden, kapıyı çalarak izin verilmeden veya başkasının ev ortamını onların penceresinden gözlemeyi şiddetle reddetmiş ve kınamıştır. Kur’ân-ı Kerim’de Allah (c.c.): “Ey İman edenler, kendi evinizden başka evlere, seslenip izin alarak ev halkına selam vermeden girmeyiniz… Eğer evde kimseyi bulamazsanız, yine de size izin verilmedikçe içeri girmeyiniz. Size “dönün!” denirse , dönün…” (Nur: 27) diye buyurulmaktadır.

Advertisement

Ekonomik Haklar

Mülkiyet hakkı her insan için geçerlidir, İslam dini bu hususu kul hakları arasında görmüş ve sık sık Müslümanlar uyarılmıştır. Allah’ın affetmediği suçlar arasında başkalarının kul hakkını yemek ya da gasp etmektir, insanın,çalışıp, helâlinden kazanmasını tavsiye etmektedir. Dilenmeyi, asalak yaşamayı, tembelliği çirkin saymıştır. Var olan her şey Allah’ın mülküdür. Fakat rabbimizin bizlere nasip ettiği şeylerde kulun mülkü sayılmıştır. Onun tasarrufunu yani dilediği şekilde harcamanın da insanın kendisine bırakmıştır. Ne var ki çalışıp kazanan kimseler Allah’ın sevgili kulları olma şerefine nail olanlardır. Mülkiyet hakkı gibi çalışma hakkı da vardır. Çalıştığının karşılığını almak

hakkına da sahiptir. Öyle ki bu hususta Peygamber efendimiz “İşçinin alın teri kurumadan ücretini veriniz” yine efendimiz “Allah’ın hoşuna giden en güzel şey, kişinin kendi el emeği ile kazanmış olduğu rızık-t/r” diye buyurmuşlardır.

Hak ve Özgürlüklerin Kullanımı

Her insanın hak ve özgürlüğü, bir başkasının hak ve özgürlüklerinin başladığı yerde biter. Öyle ise hak ve özgürlükler kullanılırken, başka bir insana zarar vermek veya onu rahatsız etme hakkı kişiye verilmemiştir. Hak ya da hürriyeti elinden alınan kimse, bu haklarını ve mağduriyetini ancak kanun yoluyla alma hakkına sahiptir. Kendisi istediği yoldan çarelere baş-vuramaz.

Hak ve Özgürlüklerin Kullanımını Engelleyen Alışkanlıklar

İnsanı kanunsuzluğa, başkasına zarar verecek hale getiren durumlarda o kişinin hak ve hürriyeti kısıtlanır veya engellenir. Alkollü olarak araç kullanmak, her türlü uyuşturucu madde kullanmak, kumar gibi haksız kazanç yollarına başvurmak, sağlığını tehlikeye atacak sigara gibi kötü alışkanlıklar sayabiliriz.

Hukukun Üstünlüğü

Allah’ın doksan dokuz adından birisi de “Hak”‘dır. Dayanağı adaletli olmak, her “kesin payını ona vermek, yerli yerince tastamam yapmaktır. Dolayısıyla her toplum için hukuk kuralları lüzumlu ve gereklidir. Başıboş olan yerde zulüm, haksızlık, cinayet, gasp, ezme ve ezilme, fuhuş ve diğer çirkinlikler sergilenir. Hukuk her kes için bir ihtiyaç olduğu gibi, uygulamada zengin-fakir, yerli-yabancı, dinli-dinsiz, alim-cahil vs. ayırımı yapamaz. Çünkü insanlar hukukun üstünlüğüne inanmışlardır ve hakkın yerini bulmasını beklemek de bir hakları olacaktır. İslamiyet hukukun üstünlüğüne ve adalete çok önem vermiştir. Öyle ki, bir saat adaletle hükmetmeyi, altmış yıl nafile ibadet etmekten daha hayırlı saymıştır. Adil hükümdarlar, adaletle karar veren hakimler övülmüş ve her türlü takdirin üstünde görülmüşlerdir.

Kul Hakkı Yemek Büyük Günahtır

Allah (c.c), insanlar üzerinde olan kendi haklarını dilerse affedebileceğini belirtirken, kul hakkını affetmeyeceğini beyan etmiştir. Meğer ki hak sahibi olan kişi hakkını helal ederse o zaman o şahsı bağışlayabileceğim bildirmiştir. Kul hakkı ödemeden ölen insanların karınlarına eritilmiş demir akıtılacağını ayetler bildirmektedir. Peygamber efendimiz vefatına yakın zamanlarda ve veda haccında kimin bende hakkı varsa gelsin vereyim buyurmuşlardır. Çünkü kul hakkı yemek, büyük günahlardan sayılmıştır. Ecdadımız devlet ve toplum malını kast ederek “Saçı, tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı vardır” diyerek, devlet ve millet malına dikkat etmemizi, korumamızı ve asla haram yollarla mal-mülk sahibi olmamamız gerektiğini belirtmiştir. Esasen “Ağlayanın malı, gülene hayır getirmez!” ifadesi de bu konuya dikkat çekmektedir.

Advertisement


Leave A Reply