Halk Edebiyatı Hakkında Geniş Bilgi

0

Halk Edebiyatı nedir? Halk Edebiyatının özellikleri, halk edebiyatı türleri, çeşitleri, sanatçıları, tarihi ile ilgili bilgi

Halk edebiyatı

Halk Edebiyatı Hakkında Geniş Bilgi

Halk Edebiyatı; İslâm uygarlığı etkisindeki gelişen Türk Edebiyatı’nın halk kaynaklarına dayanan ürünlerinin tümü yüksek zümre edebiyatına karşılık halk arasında doğup yayılan sözlü edebiyattır. Bu iki edebiyat, Anadolu’da yaşayan Türk-İslâm halkının eseri, orta devre Türk Edebiyatı’nın birer kanadı, ümmet çağının ürünüdür. Bu yüzden kuralları iyi bellenen bu edebiyatları yüzyıllarca aynı ölçülerin tutarlığı içinde incelemek olanak içindedir ve Halk şiirinde manzume, parça parça, nazım birimlerinin bütünlüğü sağlanmak amacıyla hazırlanır. Yani asıl olan beyit ya da dörtlüğün, kendi içinde tam bir bütün oluşudur.

Bunların ölçü ve uyak benzeşmesiyle bir araya getirilişi manzumeyi ortaya çıkarır. Bu bakımdan her iki edebiyatta da planlı bir kompozisyona rastlanmaz. Onun için de her iki edebiyatın ürünleri nazım şekillerine göre ad alırlar, özel başlık taşımazlar.

Yaşama ve gelişme umutlarını devlet merkezinin koruma ve esirgemesinde gören bilim-sanat-hukuk-edebiyat adamları kapıkulu amacında birleşerek, “Havas” nitelikleriyle halktan ayrılıp uzaklaşır, dil, edebiyat, beğeni ve yaşama biçimleriyle yaklaşılmaz bir üst kat sınıfı yaratınca kasaba, köy-oba-kışla topluluklarında küçük ve dar bir toplumsal çevre yaşamı sürdürülürken halkın (kara budun) içgüdüyle koruduğu eski gelenekler fazla değişmeden sürer; halka dönük tekkelerle Anadolu insanını kendine çekmeye çalışan Şii-Alevi inancının yığınlara yönelen sesi, başarıya ulaşmak için, çoğunluğa, onun dili, beğenisi, ölçüsüyle ulaşmayı amaç edinince İslamlık önce Türk şiir geleneği yeni bir amaçla diriltilmiş olur: Tekke Edebiyatı, Halk Edebiyatı.

Yığınların ana dili olan Türkçe konuşma aracı olarak kullanılmaktadır. Böylece, sonradan yazıya geçirilecek nice sözlü ürün, halkın ortak emek ve beğeni katkılarının birikimi olarak kuşaktan kuşağa belleklere bırakılır. Toplumsal bir değerler birikimi halinde sözlü edebiyat, halkın gereksinimlerini karşılayan iki kaynağın verimleri olarak yerleşir: Anonim edebiyat ürünleri (folklor) ve ona yaslanarak eski ozanlık geleneğini sürdürecek halk aşıkları, saz şairleri. Kültür anlaşmazlığı yüzünden aydın azınlık ile halk yığınlarının kesinlikle birbirinden ayrıldığı zamanın zorunlu verimi olan Halk Edebiyatı tanımı içine bu yüzden hem anonim-ürünlerin hepsi, hem halkın içinde yetişmiş, onun geleneğini sürdürmüş belli, kişilerin (aşıklar, saz şairler) eserleri girecektir.

Doğuşu da, yaşaması da halkın emeği ve çabası ile gerçekleşen, bir ulusun geçmişinin bütün anılarını sürdüren ortak (kollektif) ve yaratıcıları bilinmez (anonim) bütün ürünlere folklor (çeşitli kullanımlarda: Hikmet-i avam, halkiyat, halk bilgisi, halkbilim) denir. Folklor ürünleri başlangıçta kişisel bir yaratış olarak doğabilir. Ama halka mal olarak, onun bilinç ve belleğinde saklanarak uygulamada da ortakça kullanılarak zamanla folklor verimli haline gelir.

ergenekon destanı

Folklor Ürünleri

Dil ve edebiyat alanında karşılaşılan folklor ürünleri şunlardır: Atasözleri, deyimler, tekerlemeler, bilmeceler, masallar, ninniler, ağıtlar, türküler, seyirlik oyunları, çocuk oyunları, maniler, destanlar, halk hikâyeleri, karagöz, ortaoyunu, meddah eserleri. Yalın ve açık bir Türkçeyle söylenmeleri; hece ölçüsüyle, genellikle yarım ve cinaslı uyaklarla, dörtlük birimleriyle biçimlenişleri; yerli yaşantıyı yansıtıp yabancı etkileri taşımayışları; halk yaşamının gereksinimlerini karşılayışları başlıca özellikleridir. Genellikle bent denen birimler (Halk Edebiyatı’nda değişmez bent, dörtlüktür) bağımsız bir bütündür; onların sıralanışını yalnız uyakların düzeni ve -kişisel ürünlerde de- yaratıcısının adının geçişi ayırır.

Kerem ile Aslı, Aşık Garip, Köroğlu… gibi halk hikâyelerinde nazım-nesir karışık bir anlatım vardır; başka söylentiler halinde birbirinden ayrılarak değişik bölgelerde uzaklaşan konu ve biçim özellikleri taşırlar. Bütün halk şairleri, bu tür anonim ürünlerin bir saklayıcısı, taşıyıcısı, ileticisi olarak görev yapar; meraklıları cönk’lere yazarlar. Tekke şeyhi ve dervişi (mürşid ve mürid) halka dönük aydın tipidir. Din ve tasavvuf konularını, büyük bir coşku kaynağı olabilecek Tanrı ve insan sevgisi yanından işleyerek geniş yığınlara açılan bu edebiyat; bilinçli bir davranışla önce dil sorununu çözmüştür: Anadolu halkına, Anadolu Türkçesiyle seslenmiştir.

Tasavvuf Şiiri

Tekke ve tasavvuf şiirinde yalın bir konuşma ve çağrı dili, yer yer din ve felsefe kavramlarıyla dolar. Doğruyu, gerçeği, iyiyi, gerekeni aşılamak amacıyla toplumsal birer nitelik kazanan bu sanatçılar, Divan ve Halk edebiyatı arasındaki bir orta yolun olanaklarını kullanmışlardır. Halka dönüklüğü bakımından bozulmamış gelenek, Bektaşi tekkesini yaşatır. Bu açıdan en çok bilinenler Bektaşi şairleridir. Zamanla yeni bir şair kişiliği katılır. İlk temsilcilerine 16. yüzyılda rastlanan ve genel olarak âşık diye adlandırılan bu halk sanatçıları, hem şiir söyleyip yaratarak, hem belleklerindeki edebiyat ürünlerini yayarak, hem öyküler anlatımında görev alarak halkın içinde çok yanlı bir etki kazanmaktadırlar.

Aşık Ömer

Saz Şairi

Saz şairi, âşık, halk şairi halk içinde yetişen; özel kültür kurumlarında bir öğrenimden geçmedikleri için yeteneklerine bağlı kalan; köy-kasaba-oba toplumlarında saz çalarak şiir söyleyen; yaşadıklarına ve bulundukları ortamın sorunlarına tanıklık eden sanatçılardır. Asker ocaklarında, sınır kalelerinde, kasaba esnaflığının dar geçim koşullarında, çiftlik işlerinde, göçebe oymaklarında, köy çevresinde doğup yetişen, usta edindiği bir sanatçının hizmetine giren ve ezbere dayanan bir yöntemle dilden dile dolaşan şiirleri belleğine alan halk sanatçısı; bir yandan ortak folklor ürünleriyle, bir yandan tanımak fırsatını bulduğu başka halk sanatçılarının eserleriyle beslenir. Sazcılığının yanına sözcülüğünü de katarak kültür merkezleri dışında kalan yurt yaşamının sesi olmaya başlar.

Halk içindeki inanış geleneği, aşıkların, “uyanma” dönemlerinde “Pir” elinden bir “dolu” içtikleri, o günden başlayarak aşk ve şiir yoluna ömür koyduklarıdır. Bu saygı ve inanış havası; saz şairlerinin müzik ustalığı, söz yarışmaları, duruma göre hemen şiirler yaratı vermeleri gibi esin güçleriyle birleşince aşıkların toplum hayatındaki büyük etkilerini belirlemelidir. Saz şairleri içinde bulundukları toplumsal koşulların, işlerinin ve uğraşlarının egemen niteliklerini kazanır; gelenek içindeki icracılık görevlerini yaparlarken, kişisel özelliklerini ortaya koyan şiirler söylerler. Bu açıdan, daraltılmış bir ayırımla, onları en az beş kümede sınıflandırmak ve işledikleri konuları bu etkiler açısından incelemek doğru olur. a) Köy şairleri, b) Göçebe-oba şairleri, c) Asker şairler, d) Şehir âşıkları, e) (Mezhep ve tarikat nitelikleri çok göze çarpan) Zümre şairleri.


Leave A Reply