Hayvanlarla İlgili Deyimler Anlamları ve Açıklamaları, Çeşitli Hayvan Konulu

1

İçinde çeşitli hayvanlar geçen deyimler nelerdir? Hayvanlar ile ilgili deyimlerin anlamları ve açıklamaları, hayvan konulu deyimler.

Hayvanlarla İlgili Deyimler

Arka resim kaynak: pixabay.com

Hayvanlarla İlgili Deyimler

  • aslan gibi
    1) boylu boslu, güçlü ve yakışıklı; 2) sağlığı yerinde.
  • aslan kesilmek
    aslan gibi güçlü ve cesur duruma gelmek.
  • ayıya kaval çalmak
    anlayışsız bir kimseye bir şey anlatmaya çalışmak.
  • fare deliği bin altın
    ‘herkesin kaçıp saklanacak bir yer aradığı durumlarda, saklanılacak bir yer bulmak çok güçtür ve o yer çok değerlidir’ anlamında kullanılan bir söz.
  • fare düşse başı yarılır
    bir yerin boş ve yoksulluk içinde bulunduğunu anlatan bir söz.
  • fareler cirit atmak (oynamak)
    bir yerde hiç insan bulunmamak, o yer çok ıssız olmak.
  • aralarına kara kedi girmek
    iki dost birbirine gücenmek, iki dostun arasına soğukluk girmek.
  • kedi gibi
    uysal ve sokulgan.
  • kedi gibi dört ayak üzerine düşmek
    en güç bir durumdan zarar görmeden kurtulmak.
  • süt dökmüş kedi gibi
    suçunu bilerek bundan utanarak: ‘Hele süt dökmüş kedi gibi susmaktan ne çıkar?’ -N. Uygur.
  • tok evin aç kedisi
    gereksinimi olmadığı hâlde açgözlülük ede
  • Deve kini:
    geçmeyen, unutulmayan kin
  • Devede kulak:
    Küçük bir parça
  • Deveye hendek atlatmak:
    Bir kişiye yapamayacağı bir işi yaptırmaya çalışmak
  • deveyi havuduyla yutmak
    eline geçen ve hakkı olmayan şeyleri kendi menfaati için kullanmak, hiç çekinmeden büyük suistimal yapmak.
  • Kuş sütüyle beslemek:
    Hiç eksiksiz, özenle beslemek
  • Örümcek kafalı:
    Eski, geri kafalı, yenilikler kapalı, geçmişe tutkun kimse
  • Tavşana kaç, tazıya tut demek:
    Birbirine ter olan iki kişinin ikisini de ayrı ayrı yerlerdeyken yüreklendirmek
  • Tekeden süt çıkarmak:
    Olmayacağı olur duruma getirmek
  • Turnayı gözünden vurmak:
    Değeri yüksek bir şeyi kazanmak
  • Yılan Hikayesi:
    Sürüp giden, bir türlü sonuçlanmayan
  • koynunda yılan beslemek
    bir yakınından ihanet görmek.
  • Sinek avlamak:
    Boş oturmak, bir iş yapmamak
  • Leyleği havada görmek:
    Çok fazla gezmek, gezmeye çıkmak
  • Kuş uçmaz, kervan geçmez:
    Kimsenin uğramadığı ıssız, sapa yer
  • Dut yemiş bülbüle dönmek:
    Önceleri susmasını bilmezken birden sesi çıkmaz olmak
  • Eşek şakası:
    Kaba, kırıcı şaka
  • Devlet kuşu:
    Beklenmedik, umulmadık şans
  • Karınca kararınca:
    Küçük önemsiz olsa bile gücü oranında
  • beyni karıncalanmak
    zihin yorgunluğundan düşünemez olmak.
  • karınca duası gibi
    çok küçük, sık ve okunaksız (yazı).
  • karıncayı bile ezmemek (incitmemek)
    çok merhametli, ince duygulu olmak
  • Keçileri kaçırmak:
    Delirmek, dengesi bozulmak, bunalım içine düşmek
  • analı kuzu, kınalı kuzu
    1) her işi yolunda giden; 2) annesi sağ olan çocukların mutluluğunu anlatan bir söz.
  • kuzu gibi olmak
    uslanmak, sessizleşmek, sakinleşmek
anasının körpe kuzusu
pek küçük kucak çocuğu.
  • canciğer kuzu sarması
    içli dışlı, candan, pek içten
  • kuzu postuna bürünmek
    karşısındakini aldatmak için gerçek kişiliğini saklamak, kendini zararsız ve uysal göstermek.
  • öküz arabası gibi
    çok yavaş.
  • öküz gibi
    aptal, anlayışsız bir biçimde
  • öküz gibi bakmak
    karşısındakini rahatsız edercesine bakmak.
  • öküzün altında buzağı aramak
    olmayacak sebeplerle suç ve suçlu bulma çabasında olmak.
  • öküzün trene baktığı gibi bakmak
    aptalca, hiçbir şey anlamadan bakmak.
  • baykuş gibi
    uğursuzluk getirdiğine inanılan (kimse)
  • bir taşla iki kuş vurmak
    bir davranışla birden çok yararlı sonuca ulaşmak.
  • deve kuşuluk etmek
    deve kuşu gibi başını kuma sokup gerçeklerden uzak duracağını sanmak
  • insan kuş misali
    uzakça bir yere gidildiğinde söylenen bir söz.
  • kuş gibi çırpınmak
    çaresizlik içinde telaşlı davranmak
  • eşek sudan gelinceye kadar dövmek
    tkz. adamakıllı dövmek
  • eşekten düşmüş karpuza (düşmüşe) dönmek
    argo 1) çok şaşırmak, donup kalmak; 2) kötü bir duruma düşmek
  • taze ot görmüş eşek gibi
    iştahlanmış bir biçimde
  • topal eşekle kervana katılmak (karışmak)
    tkz. yetkisi ve yeteneği olmadığı hâlde önemli bir işe katılmaya yeltenmek.
  • arı gibi sokmak
    iğnelemek, acı söz söylemek.
  • arının yuvasına kazık (çöp) dürtmek
    tehlikeli kişiyi kışkırtmak.
  • at izi it izine karışmak
    iyiyi kötüden ayıramayacak kadar bir karışıklık ortaya çıkmak
  • domuz gibi
    tkz. 1) kötü huylu ve hain; 2) adamakıllı, iyice: Domuz gibi bilir ama söylemez!
  • domuz gibi tıkınmak (yemek)
    oburcasına çok yemek: ‘Şişmanlıyorum, neden yine bir domuz gibi tıkındım?’ -A. İlhan.
  • domuzdan (bir) kıl çekmek (koparmak)
    sevilmeyen veya eli sıkı olan birinden bir şey alabilmek.

Advertisement

1 Yorum

Leave A Reply