Hicr Suresi Hakkında Bilgi

0

Hicr Suresi nedir? Hicr Suresi ne zaman ve nerede indirilmiştir, kaç ayetten oluşur? Hicr suresinin konusu ve anlamı hakkında bilgi

hicr süresi


Hicr Suresi Hakkında Bilgi

Hicr Suresi; Kuran-ı Kerim’in 15. sûresidir. 99 ayetten oluşur. Mekke’de inmiştir. Medine ile Şam arasında eski bir kent olan El-Hicr’de inkârcı bir halktan söz edildiği için bu adı almıştır. Ayrıca Kuran’ın ayetlerinde, Kuran’ın Allah’ın korumasında bulunduğundan, bazı peygamberlerle onların halkı arasında geçen savaşımlardan, insanların azgınlıkları sonucu cezalardan sözedilir. Hz. Adem’in yaratılışı ve şeytanın başkaldırısı da bu surede yer alır.

Sure bunlar apaçık kur’anın ayetleridir ifadesiyle başlar. Surede Kur’an’ın korunacağından, peygambere iftira atanların gayretlerinin boşa çıkacağından, dağların, bitkilerin, rüzgarın ve yağmurun yaratılış sebeplerinden, insanın ve cinlerin yaratılışından, şeytana uyanların durumundan şeytana uymayanların cennete gideceğinden, İbrahim peygamberin misafirlerinden, Lut peygamberden ve kavmininin durumundan, Peygamberleri inkar eden Hicr kavminin cezalandırılmasından bahsedilir.

Hicr Suresi Anlamı

Rahman Rahim olan Allah’ın adıyla

1- Elif, Lam, Ra. Bunlar, Kitab’ın ve apaçık olan Kur’an’ın ayetleridir.


2- O inkar edenler Müslüman olmayı nice kereler dileyecekler.

3- Onları bırak; yesinler, yararlansınlar ve onları emel oyalayadursun. İlerde bileceklerdir.

4- Biz, kendisi için bilinen bir kitap olmaksızın hiçbir ülkeyi yıkıma uğratmadık.

5- Hiçbir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler.


6- Onlar: “Ey kendisine Kitap indirilen. Gerçekten sen cinlenmişsin,” dediler.

7- “Eğer doğruyu söylüyor isen, bizlere melekleri getirmeli değil miydin?”

8- Hak olmaksızın Biz melekleri indirmeyiz. O zaman da onlara göz açtırılmaz.

9- Hiç şüphesiz, zikri Biz indirdik Biz; onun koruyucuları da gerçekten Biziz.

10- Andolsun, senden önce geçmiş topluluklara da elçiler gönderdik.

11- Onlara herhangi bir elçi gelmeyegörsün, mutlaka onunla alay ederlerdi.


12- Böylece Biz onu, suçlu-günahkarların kalplerine sokarız.

13- Onlar ona inanmazlar, oysaki evvelkilerin sünneti geçmiştir.

14- Onların üzerlerine gökyüzünden bir kapı açsak, ordan yukarı yükselseler de,

15- Mutlaka: “Gözlerimiz döndürüldü, belki biz büyülenmiş bir topluluğuz” diyeceklerdir.

16- Andolsun, gökte burçlar kıldık ve onu gözleyenler için süsledik.

17- Ve onu her kovulan şeytandan koruduk.

18- Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler.


19- Yer, onu döşeyip-yaydık, onda sarsılmaz-dağlar bıraktık ve onda her şeyden ölçüsü belirlenmiş ürünler bitirdik.

20- Ve orda sizler için ve kendisine rızık vericiler olmadığınız kimseler (varlıklar ve canlılar) için geçimlikler kıldık.

21- Hiçbir şey yoktur ki, hazineleri Bizim Katımız’da olmasın; ancak onu belirlenmiş bir miktar olarak indiririz.

22- Ve aşılayıcılar olarak rüzgarları gönderdik, böylece gökten su indirdik de sizleri suladık. Oysa siz onun hazine-koruyucuları değilsiniz.

Bu âyet-i kerimede, rüzgârların hem bitkilerin tozlaşmasındaki oynadığı role hem de bulutları sürükleyerek meydana getirdiği aşılamaya işaret edilmektedir.

23- Şüphesiz Biz, gerçekten Biz yaşatır ve öldürürüz ve varis olanlar Biziz.

24- And olsun sizden öne geçenleri bilmişizdir; ve and olsun, geride kalanları da bilmişizdir.

25- Ve şüphesiz senin Rabbin, O, onları haşredecektir. Gerçekten O, hüküm ve hikmet sahibidir, bilendir.

26- Andolsun, insanı kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.

27- Ve Cann’ı da daha önce ‘nüfuz eden kavurucu’ ateşten yaratmıştık.

28- Hani Rabbin meleklere demişti: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan bir beşer yaratacağım.”


29- “Ona bir biçim verdiğimde ve ona Ruhum’dan üfürdüğümde hemen ona secdeye kapanın.”

30- Böylece meleklerin tümü, topluca secde etti.

31- Ancak İblis, secde edenlerle birlikte olmaktan kaçınıp-dayattı.

32- Dedi ki: “Ey İblis, sana ne oluyor, secde edenlerle birlikte olmadın?”

33- Dedi ki: “Ben, kuru bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattığın beşere secde etmek için var değilim.”

34- Dedi ki: “Öyleyse ondan çık, çünkü sen kovulmuş-bulunmaktasın.”

35- “Ve şüphesiz, din gününe kadar lanet senin üzerinedir.”

36- Dedi ki: “Rabbim, öyleyse onların dirileceği güne kadar bana süre tanı.”

37- Dedi ki: “Öyleyse, sen süre tanınanlardansın.”

38- “Bilinen günün vaktine kadar.”


39- Dedi ki: “Rabbim, beni kışkırttığın şeye karşılık, andolsun, ben de yeryüzünde onlara, süsleyip-çekici göstereceğim ve onların tümünü mutlaka kışkırtıp-saptıracağım.”

40- “Ancak onlardan muhlis olan kulların müstesna.”

41- Dedi ki: “İşte bu, Bana göre dosdoğru olan yoldur.”

42- “Şüphesiz, kışkırtılıp-saptırılmışlardan sana uyanlar dışında, senin Benim kullarım üzerinde zorlayıcı hiçbir gücün yoktur.”

43- “Ve hiç şüphe yok, onların tümünün buluşma yeri cehennemdir.”

44- Onun yedi kapısı vardır; onlardan her bir kapı için bir grup ayrılmıştır.

45- Gerçekten takva sahibi olanlar, cennetlerde ve pınar başlarındadır.

46- Oraya esenlikle ve güvenlikle girin.

47- Onların göğüslerinde kinden sıyırıp-çektik, kardeşler olarak tahtlar üzerinde karşı karşıyadırlar.

48- Orda onlara hiçbir yorgunluk dokunmaz ve onlar ordan çıkarılacak değildirler.

49- Haber ver kullarıma; şüphesiz Ben, Ben bağışlayanım, esirgeyenim.

50- Ve şüphesiz azabım; o acıklı bir azaptır.

51- Onlara İbrahim’in konuklarından haber ver.

52- Yanına girdiklerinde “Selam” demişlerdi. O da: “Biz sizden korkmaktayız” demişti.

53- Dediler ki: “Korkma biz sana bilgin bir çocuk müjdelemekteyiz.”

54- Dedi ki: “Bana ihtiyarlık gelip-çökmüşken mi müjdeliyorsunuz? Beni ne ile müjdelemektesiniz?”

55- Dediler ki: “Seni gerçekle müjdeledik; öyleyse umut kesenlerden olma.”

56- Dedi ki: “Sapıklar dışında Rabbinin rahmetinden kim umut keser?”

57- Dedi ki: “Ey elçiler, işiniz ne?”

58- Dediler ki: “Gerçekte biz, suçlu-günahkar olan bir topluluğa gönderildik.”

59- “Ancak Lut ailesi hariçtir; biz onların tümünü muhakkak kurtaracağız.”

60- “Ama karısını dışında tuttuk, o, geride kalanlardandır.”

61- Böylelikle elçiler Lut ailesine geldiklerinde,

62- Dedi ki: “Sizler gerçekten tanınmamış bir topluluksunuz.”

63- “Hayır” dediler. “Biz sana, onların hakkında kuşkuya kapıldıkları şeyle geldik.”

64- “Sana gerçeği getirdik, biz şüphesiz doğru söyleyenleriz.”

65- “Hemen aileni gecenin bir bölümünde yola çıkar, sen de onların ardından git ve sizden hiç kimse arkasına bakmasın; emrolunduğunuz yere gidin.”

66- Ve onlara şu emri verdik: “Sabaha çıkarlarken onların arkası mutlaka kesilecektir.”

67- Şehir halkı birbirlerine müjdeler vererek geldi.

68- “Bunlar benim konuğumdur, beni utandırıp-dillere düşürmeyin” dedi.

69- “Allah’tan korkup-sakının ve beni küçük düşürmeyin.”

70- Dediler ki: “Biz seni ‘herkese karışmaktan’ alıkoymamış mıydık?”

71- Dedi ki: “Eğer yapmak-istiyorsanız, işte bunlar, benim kızlarım.”

72- Ömrüne andolsun ki, onlar, sarhoşlukları içinde kör-sersemdiler.

73- Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları çığlık yakalayıverdi.

74- Anında üstünü altına çevirdik ve üzerlerine balçıktan pişirilmiş taş yağdırdık.

75- Elbette bunda ‘derin bir kavrayışa sahip olanlar’ için gerçekten ayetler vardır.

76- O gerçekten bir yol üstünde durmaktadır.

77- Elbette, bunda iman edenler için gerçekten ayetler vardır.

78- Eyke halkı da gerçekten zalim-kimselerdi.

Eyke halkı, Hz. Şu’ayb’ın kavmi idi. “Eyke”, birbirine girmiş sık ağaçlar demektir. Şu’ayb, kavmi ağaçlık bir bölgede yaşadığı için onlara “Eyke halkı” denmiştir

79- Bundan dolayı onlardan intikam aldık; her ikisi de açıkça öndedir.

80- Andolsun, Hicr halkı da gönderilenleri yalanlamışlardı.

81- Onlara ayetlerimizi vermiştik de ondan yüz çevirmişlerdi.

82- Dağlardan güvenli evler yontuyorlardı.

83- Derken, sabah vaktine girdiklerinde, onları o dayanılmaz-çığlık yakalayıverdi.

84- Buna rağmen kazandıkları şeyler, onlara yetmedi.

85- Biz, gökleri, yeri ve her ikisinin arasındakileri hakkın dışında yaratmadık. Hiç şüphesiz o saat de yaklaşarak-gelmektedir; öyleyse güzel davranışlarla davran.

86- Çünkü Rabbin, yaratan ve bilenin ta Kendisi’dir.

87- Andolsun, sana çiftlerden yediyi ve büyük Kur’an’ı verdik.

88- Sakın onlardan bazılarını yararlandırdığımız şeylere gözünü dikme, onlara karşı hüzne kapılma, mü’minler için de kanatlarını ger.

89- Ve de ki: “Şüphe yok, ben apaçık bir uyarıcıyım.”

90- Parça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi,

91- Ki onlar Kur’anı parça-parça kıldılar.

92- Rabbine andolsun, onların tümüne soracağız.

93- Yapmakta oldukları şeyleri.

94- Öyleyse sen emrolunduğun şeyi açıkça söyle ve müşriklere aldırış etme.

95- Şüphesiz o alay edenlere Biz sana yeteriz.

96- Ki onlar, Allah ile beraber başka İlahlar yapmakta; onlar yakında bilip-öğreneceklerdir.

97- Andolsun, onların söylemekte olduklarına karşı senin göğsünün daraldığını biliyoruz.

98- Sen Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol.

99- Ve yakîn sana gelinceye kadar Rabbine ibadet et.





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?