Huzurlu Ofisler İçin Tavsiyeler – Ofiste Huzur Neden ve ya Niçin Kaçar?

0

Günümüzün büyük bir bölümünü ofiste, çalışma arkadaşlarımızla geçirdiğimiz, ailemizden çok iş arkadaşlarımızı gördüğümüz düşünülürse ofis içinde huzurun ve çalışma arkadaşlarıyla iyi diyaloglar kurmanın önemi daha net ortaya çıkıyor.

Ofis Çalışanları

Advertisement

Hırgürle geçen bir iş günü, dedikoducu mesai arkadaşları, işgüzar müdürler, şikayet eden çalışanlar pek çok iş yerinde sıkça karşımıza çıkar. İşinizi bırakmanız bunlardan kurtulma çözümü de değildir üstelik. Başka bir iş yerinde yine karşılaşabilirsiniz onlarla. Ama bilmelisiniz ki sorunu çözemiyorsanız onunla başa çıkmayı öğrenmelisiniz; diğer bir değişle yok edemiyorsanız yönetin.

Sağlıklı, optimum düzeyde mutlu olabileceğiniz bir ofis düşünün. Bunun için neye ihtiyacınız var? Daha fazla maaş, daha anlayışlı bir yönetici, daha esnek çalışma saatleri?.. Bunları bir kenara bırakın. Elbette mutlu olmak için bunlar gerekli ama huzurlu bir ofis ortamını tesis etmek bunlardan çok daha önemli.

Çalışılabilir bir ofis tesis edebilmek için önce ofiste huzuru bozan kitleyi tanımak ve tanımlamak; sonrasında ise onlarla başa edebilmek için ipuçlarını bilmek gerek:

Dedikoducu Mesai Arkadaşları 

Her şeyi sizden önce duyarlar, onlarda hep yeni bir “bomba haber” vardır. İlgilenseniz de ilgilenmeseniz de beyninizi etraftan duyduklarıyla doldurmaya ant içmişlerdir. Bu tarz kişilerin radarları vardır; duydukları her dedikoduyu mümkün olduğu kadar çok kişiyle paylaşmak isterler. En sık kullandıkları cümle “benden duymuş olma” ve “aramızda kalsın”dır. Uzak durulması gereken kişilerdir. Size ne kadar yakın olurlarsa olsunlar; herkesin dedikodusunu yapan sizin dedikodunuzu neden yapmasın?

Advertisement

En doğrusu bunlardan uzak durmaktır. Uzak durulamıyorsa da arada mutlaka belirli bir mesafe bırakılmalıdır. Dedikodu bir virüs gibidir; herkesi etkiler. Üstelik kulaktan kulağa yayılırken boyut ve biçim değiştirir; akla hayale gelmedik sonuçlar doğurabilir. Amma velâkin dedikodu bir rahatsızlıktır, yapanı tedavi etmek zordur. Eğer ofisinizdeki dedikodu sever, astınızsa kendisiyle birebir konuşmak doğru olacaktır. Yaptığınız başkalarına zarar verdiğine inanıyorsanız en doğrusu konuşup her şeyin farkında olduğunuzu bilmesini sağlamalısınız. Eğer bu kişi üstünüzse durum daha zor. Ama size anlatılanları yorumsuzca dinleyip ondan uzaklaşmak en iyisi.

Ofis Çalışanları

Daimi Mutsuz Çalışanlar 

Bunlar başlıktan da anlaşılabileceği gibi her zaman mutsuzdurlar; hep şikayet ederler. Yemekleri beğenmezler, çayın demine bahane bulurlar, her zam döneminde, öncesinde ve sonrasında, yakınırlar, yakınırlar… Ama asla şikayetlerini üstlerine dillendirme cesaretini gösteremezler. İşin kötüsü de budur: Sadece size yakınır; yönetici fikirlerini sorduklarında her şey güllük gülistanlıkmış gibi davranırlar.

Eğer aynı seviyede çalışma arkadaşınızsa şikayetlerini bildirmesi gereken kişinin siz olmadığınızı söyleyin ve doğru adresi, yöneticinizi, gösterin. Bu kronik şikayetçi astınızsa onu kontrol altında tutmaya özen gösterin. Çünkü şikayetleriyle diğer çalışanların da huzurunu kaçıracak; mutsuz edecektir. Şikayetlerini dinleyip haklı ve haksız olduğu yönleri, doğruları açıklamaya çalışın. Daha ileri giderse, bu tutumunun çalışma arkadaşlarının huzurunu kaçırdığını ve buna hakkı olmadığını söyleyin.

Eli Uzun Çalışma Arkadaşları 

Ofiste hırsızlık vakaları ülkemizde pek sık yaşanan bir olay değil ama yaşanmıyor da değil. Ama ofislerden kalem, kırtasiye, para, telefon gibi eşyaların yanı sıra parlak fikirlerin de yürütüldüğü oluyor. Önemli ya da değil, her türlü hırsızlık hırsızlıktır ve karşıdakine zarar verir. Dolayısıyla “aman zaten küçük bir şeydi” diye önemsememek, peşinden koşmamak doğru değil. Öte yandan “ofiste bir hırsız var” diye ortalığı ayağa kaldırmak ve cadı avı başlatmak da hoş değil.

Bu durumda hak etmedikleri halde başkalarını zan altında bırakabilirsiniz.
Ofis hırsızlığı durumlarında en önemlisi konuyu arkadaş arası muhabbetlerine sakız edip uzatmak yerine, doğrudan yöneticiyle konuşmaktır. Böylece kimseyi huzursuz etmeden yönetici durumu kontrol altına alıp, çalışanları uyarabilir ve ofisteki eli uzunu yakalamak kolaylaşır. Fikir hırsızları için yapılması gereken de yukarıdakiyle benzer: Ağzınız sıkı olsun; iş yapacağına inandığınız fikirlerinizi güvenmediğiniz iş arkadaşlarınızla paylaşmayın. Eğer paylaştığınız fikri arkadaşınız yöneticinize kendisininmiş gibi sunmuşsa siz de asıl fikrin size ait olduğunu bilmesini sağlayın.

Advertisement

Ofis Çalışanları

Gürültücü Mesai Arkadaşları 

Yüksek sesle telefonda konuşurlar, sürekli konuşurlar, işinize burnunu sokarlar, siz başınızı işten alamazken onun hep boş vakti vardır. Kendisi çalışmadığı gibi sizi de çalıştırmaz. Böyle durumlarda en iyisi ona bitmesi gereken işleriniz olduğunu nazikçe söylemektir. Eğer yine devam ederse tonunuzu biraz daha sertleştirebilirsiniz. Eğer yöneticiyseniz ve takımızda böyleleri varsa önce kendinizi sorgulamanız gerek. Demek ki çalışanlarınızın zaman planını doğru ayarlayamıyorsunuz. Dolayısıyla hemen iş planını gözden geçirip daha verimli çalışması için astınızı yeniden planlamalısınız.

Ofisler farklı karakterleri bir arada barındırır. Bu da zaman zaman sürtüşmelerin yaşanmasına neden olabilir. Çalışma ortamında düzen bozucu, huzursuz veya antipatik olmamak için başka kişiliklere saygı duymalısınız ama size zarar vermesine de engel olmalısınız.

İş ortamında hep defansif olmak sizi yorar ve kişiliğinize zarar verir. Önemli olan sizi rahatsız eden sorunları belirlemek ve onların çözüm yolları için yardım istemektir. Çözüm için yöneticinizden yardım istemek, sizi rahatsız eden kişi ya da durumları şikayet etmek demek değildir. Zira sürekli mızmızlanan insan profilini ve sakıncalarını yukarıda sıralamıştık. Bu duruma düşmemek için “gerçekçi sorunlara akılcı çözüm önerileri” ile yaklaşın. Sağduyunuzu koruyun ve kendi içinde huzurlu bir iş ortamının ortak kararlarla tesis edildiğini unutmayın.


Leave A Reply