Hz. Hud Kıssası ve Çıkarılabilecek Dersler

0
Advertisement

Kuran’ı Kerim kıssalarından Hz. Hud kıssasının, Kuran’da anlatılışı ve Hz. Hud kıssasından çıkarılabilecek dersler hakkında bilgi.

Hz. Hud Kıssası

Yemen’de bulunan Âd kavmine gönderilen peygamberdir. Hz. Nuh’un (a.s) oğlu Sâm’ın neslindendir. Kur’an-ı Kerim’de ismi geçen peygamberlerdendir. Hz. Hûd’un diğer ismi Âbirdir. Hz. Hûd (a.s) ahlakta ve güzellikte Hz. Âdem’e (a.s) benzerdi.

Yemen’de Aden ile Umman arasında bulunan “Ahkaf” diyarında doğdu, yaşadı. Çocukluğundan itibaren Yüce Allah’a ibadet ederdi. Ticaretle de uğraşan Hz. Hûd (a.s), çok şefkatli ve cömertti.

Yemen’de Aden ile Umman arasında Hadramut civarında, iri yapılı, büyük kafalı, uzun boylu bir kavim olan Âd kavmi yaşıyordu. Çok güzel bağ ve bahçelere sahip oldular. Hatta bağlarının ünü em Bağlan”adıyla günümüze kadar gelmiştir. Bulundukları yer Ahkâf ismiyle anlatılır. Bu insanlar uzun boyları, heybetli yapıları, güçleri ve kuvvetleri ile ünlendiler. Bu yapılarına uygun olarak direkler üzerine yüksek yüksek evler yapıyorlardı. Yine yüksek yamaçlara zamanın en güzel köşklerini, görkemli saraylarını yapıp rahat içinde yaşıyorlardı. Ahkâf, bereketli bir yerdi. Her tarafı kaplamış bağları, bahçeleri ve hayvanları vardı.

Âd kavmi, yaşanan tufanın etkisini çabuk unuttu.

Âd kavmi, yaşanan tufanın etkisini çabuk unuttu. Servetlerinin ve maddi güçlerinin çokluğuna bakarak azdılar ve dinlerinden ayrılıp sapkınlığa daldılar. Kibirlenip Yüce Allah’ı unuttular, taştan ve ağaçtan yaptıkları çeşitli putlara tapmaya başladılar. Sahip oldukları güçleriyle çevrelerine dehşet saçıyorlar, zayıfları, fakirleri ve diğer kavimleri zulümleri altında eziyorlardı. Onları köleleşti-riyorlar ve sırf eğlenmek için işkence ederek ve yüksek evlerinin üzerinden yere atarak öldürüyorlardı.

Advertisement

Âd kavminin başında eziyetleriyle ünlü “Şeddat”isminde bir zalim vardı. Şeddad kendine tapan ve ilahlığını ilan etmeye hazırlanan bir kimseydi. Bu amaçla “bakırı benim de bir cennetim ı/ar”diyebilmek için yeni bir şehir* yalancı bir cennet kuruyordu. Adı İrem olan bu şehre muhteşem saraylar, bağlar ve bahçeler yaptırdı. Hatta yollarını bile altın ve gümüşle kaplatmış, köşklerini çeşitli mücevherlerle donatmıştı.

Yüce Allah, Âd kavmini doğru yola çağırmak için içlerinden Hz. Hûd’u (a.s) onlara peygamber olarak gönderdi. Bu konuda Kur’an-ı Kerim: “Âd halkına da kardeşleri Hûd’u elçi olarak gönderdik. ‘Ey benim halkım, yalnız Allah’a ibadet edin, O’ndan başka tanrınız yoktur. Hâlâ O’na karşı gelmekten sakınmayacak mısınız? dedi.” buyurmaktadır.

Âd kavmini doğru yola ulaştırmak için Hz. Hûd (a.s) tebliğ görevine başladı. Onları Yüce Allah’a iman edip, ibadet etmeye, putlara tapmaktan vazgeçip, yaptıkları çeşitli zulüm ve günahlardan tövbe etmeye çağırdı. Fakat Âd kavminin azmış ve şımarmış insanları, Hz. Hûd’u (a.s) dinlemeyip, onu yalanladılar, akıl kıtlığı ve delilikle itham ettiler.

Hz. Hûd’un (a.s) samimi nasihatlarını dinlemediler. Kavminin bu tutumu üzerine Hz. Hûd (a.s):

“Yalnız Allah’a ibadet edin. Doğrusu ben, sizin başınıza gelecek müthiş bir günün azabından endişe ediyorum.”  buyurdu. Azgın Âd kavmi ise Hz. Hûd’a (a.s) kendilerine mucize göstermeden asla putlarını terk etmeyeceklerini söylediler. Hz. Hûd (a.s) onlara:

Advertisement

“İstediğiniz mucize nedir?”diye sordu. Onlar da:

“Rüzgârı istediğin tarafa çevir!”dediler. Hz. Hûd (a.s) dua etti. Yüce Allah:

“Ne tarafa istersen elinle işaret et!” buyurdu. O da eliyle işaret edince, rüzgâr istediği yöne doğru esmeye başladı. Büyük kayaların toprak olmasını istediler. Hz. Hûd’un (a.s) duası ile kayalar toprak oluverdi. Bu mucizeleri görmek onları daha da azdırıp, koyunların yünlerinin de ipek olmasını istediler. Hz. Hûd (a.s) dua etti. Koyunların yünü de ipek hâline geldi. Bu azgın kavim, gösterilen mucizelere rağmen inanmadılar.

Hz. Hûd (a.s) kavmini imana davet etmeye sabırla devam etti. Pek az kimse iman etti. Kavminin çoğunluğu ise O’na hakaret edip kendinden geçinceye kadar Hz. Hûd’a (a.s) inananları dövdüler.

Advertisement

Hz. Hûd’a (a.s):

“Ey Hûd! Sen bize yalnız Allah’a ibadet edelim, atalarımızın taptıklarını ise bırakalım diye mi geldin? Eğer doğru söyleyenlerden isen haydi, bizi tehdit edip durduğun o felaketi başımıza getir de görelim, dediler.”

Kavminin hidayete ermeyeceğini anlayan Hz. Hûd (a.s) “Ey Rabbim, beni yalancı saymalarına karşı Sen bana yardım eyle, dedi.” İstekte bulundu. Hz. Hûd’un (a.s) duasını kabul buyuran Yüce Allah, Ad kavmine önce kuraklık ve kıtlık musibetini verdi.Tam üç sene yeşillikler sarardı, soldu. Akan sular kurudu. Meşhur İrem Bağları yok oldu. İnsanlar birden fakir duruma düştüler. Hayvanlar açlık ve susuzluktan telef oldular. Her tarafta devamlı olarak kavurucu kuru bir rüzgâr esiyordu.Tozdan göz gözü görmüyordu. İnsanlar ağızlarını güçlükle açıyor, nefeslerini bile zorlukla alıyorlardı.

Bu arada Hz. Hûd (a.s) kavmine:

“Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret dileyin. Sonra O’na tövbe edin ki, gökten üzerinize bol bol bereket (yağmur) indirsin ve kuvvetinize kuvvet katarak sizi çoğaltsın. Günahlarınızda ısrar ederek imandan yüz çevirmeyin.’ diye tebliğine devam ediyor, kavmini imana ve tövbe etmeye çağırıyordu.

Advertisement

Hz. Hûd’un (a.s) bu son ısrarlı daveti de, artık gücü kalmamış bu azgın kavmin aklını başlarına getirmeye yetmedi. Hz. Hûd’a (a.s) saldırdılar ve O’nu öldürmeye kalkıştılar. Artık onlara azabın gelmekte olduğu Hz. Hûd’a (a.s) bildirildi. Sabaha karşı Hz. Hûd (a.s) iman edenleri bir araya topladı. Gün ağarırken ufukta siyah bir bulut belirdi. Bunu gören Âd kavmi, işte bize yağmur geliyor, dediler. Hz. Hûd (a.s) “Hayır, o can yakıcı azap veren bir rüzgârdır. Her şeyi yok eder.” dedi. İnananlarla birlikte hemen şehri terk etti. Biraz sora son derece şiddetli bir rüzgâr korkunç bir ses çıkararak vadiyi kapladı. Bu bir “Sarsar”fırtınası idi. Hem çok soğuktu her şeyi donduruyordu, hem de şiddetinden önüne gelen her şeyi saman çöpü gibi savuruyordu.

Bu azap günleri, Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de Fussilet suresinin 16. ayetinde “eyyam-/nah/sâf”ismiyle geçmektedir. Âd kavmi kasırgadan kurtulmak için sığındıkları ve tutundukları şeylerle birlikte havaya fırladılar ve hepsi sonra yere saçılıp parçalandılar. Ardından çıkan ayrı bir rüzgâr da bunları sürükleyip denize attı. Bu azap tam sekiz gün sürdü. Evlerinden ve mallarından hiçbir eser kalmadı; helak olup gittiler. Sekizinci gün fırtınanın azap olduğunu ilk olarak anlayan ve derin bir çukura saklanan yaşlı bir kadının da helak olmasıyla bu musibet bitmiştir.

Bu şiddetli kasırgadan Yüce Allah tarafından Hz. Hud ve O’na iman edenler korundular. Kafirleri yok eden şiddetli fırtına, iman edenlere serinletici hafif bir rüzgar gibi esmişti.

HZ. HUD KISSASINDAN ÇIKARILACAK DERSLER:

1. İnsanları mal ve zenginlikleri Allah’a karşı korumadığı gibi bedeni güç ve kuvvetleri de koruyamaz.

Advertisement

2. Allah’tan azap istenilmez.

3. Allah’ın verdiği hükümden asla kaçıp kurtulunamaz. An derin çukurlarda da bulunsa bu hüküm mutlaka insanı bulur.

4. Gerçeklere karşı bilinçsizce inat edilmez.

5. İnanan insanlara bütün varlıklar dosttur. Hatta yırtıcı hayvanlar bile onlara yardım eder.

Advertisement

6. Mucize gördüğü halde inanmayanlar Yüce Allah’ı daha çok kızdırmaktadır.


Leave A Reply