Hz. Muhammed’e Peygamberlik Görevinin Gelmesi / Verilmesi

0

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed(s.a.v)’e ilk vahyin gelişi ve peygamberlik görevinin verilişi ile müslümanların ilk yılları ile ilgili genel bilgilerin yer aldığı yazımız.

Peygamber oluşu (Vahyin Gelişi)

Advertisement

Allah tarafından kendisine Peygamberlik görevinin verildiği “Oku” emri ile Alak Suresi ile bildirildi. Açıktan tebliğ etmekle görevlendirildiği hususu Müddessir Suresi’nin 1-7. âyetleri ile bildirilmiştir. Elçilik vazifesinin on üç yılını Mekke’de, halkı dine davet ederek tebliğde bulundu. Bu tebliğ vazifesini daha çok Safa Tepesi’nin eteğinde gözlerden ırak olan Erkam b. Ebü’l-Erkâm’ın evinde yapıyordu. Mekke döneminde nazil olan âyetler daha çok iman ve inanç esasları, ahlâki konularda, temizlik, yaradılış, ahiret alemi ve önceki kavimler ile peygamberlerin başında geçen olaylar hakkında olmuştur. Kurân-ı Kerim, insanları dikkatle düşünmeye ve anlayıp hakikati kavramaya, iyiyi kötüden, doğru olanı eğriden ayırmaya çalışmasını istemektedir. Dolayısıyla hem kişinin kendi huzuru ve güvenini, hem de toplumun yararına olanı tavsiye etmektedir, insanlar arasında ayırımı, zulmü, işkenceyi, haksızlığı, kibirlenmeyi, cehaleti yermiştir.

Mekke döneminde Vahyin İlk Gelişi;

  • Korku ve titreme halindeki gelişi.
  • Fetret ve duraklamanın yaşandığı safha,
  • İştiyak ve arzu ile vahyin beklendiği ve alındığı safha olarak açıklanabilir.

Bazı araştırmacılar da Kurân’ın gelişini (Nüzulü) şöyle safhalara ayırmıştır;

Birinci safhası, Levh-i Mahfûz’dan Beyt-i Semâ’ya indirilmesi,

Advertisement

İkinci safhası ise, yeri ve sırası geldiğinde ayetlerin veya surelerin nazil olduğu süreç olarak izah etmektedirler.

Mekke’de 13 yıl devam eden vahyin gelişinde daha çok İslam iman esasları içerikli ayetler oluştururken, Medine döneminde hükümler, ibadetler, cihat, helâl-haram, beşeri ve toplumsal konularla ilgili ayetler nazil olmuştur.

İslam’ı İlk kabul edenler sırasıyla:

  • Hz. Hatice annemiz
  • Hz. Ali
  • Hz. Peygamberin azatlısı Zeyd b. Harise
  • Hz. Ebu Bekir
  • Hz. Ebu Zer-i Ğifârî
  • Hz. Saad b. Ebi Vakkas

Muhasara ve hüzün yılı

Mekke’de iken Müslüman olanlara pek çok işkenceler, baskılar, yapılmaya başlandı. Üç yıl süren muhasaraya ve ambargoya tabi tutuldular. Müslümanlara yiyecek-giyecek verme, her türlü alış-veriş ve yardımda bulunmak, Müslümanlardan kız alma ve ya verme yasaklanmıştır.

Müslümanlara muhasara kararı alan Mekkeli müşrikler, bu uygulamayı üç yıl aralıksız (Miladi 616-619) “Şib-i Ebu Tâlib” mahallesine uyguladılar. Peygamberliğin 10.yılına kadar, her türlü baskılara göğüs gererek Peygamberimizi koruyan amcası Ebu Talib ile Efendimizin eşi Hz. Hatice üç gün arayla peygamber oluşunun 10. Yılını 11. Yıla rastlayan senede vefat etmişlerdir. Her ikisi de Mekke’de Hacun Mezarlığına defnedilmiştir. Bu yıla “Âmü’l-hüzn=Hüzün Yıl’ı” denilmiştir.

Advertisement

Müslümanların Habeşistan’a Göç Etmesi

Nihayet işkence ve baskılara karşı dayanılamaz bir duruma gelindiği 615 yılında Müslümanlar, Habeşistan’a hicrete karar verdiler. Aralarında peygamberimizin kızı Hz. Osman’ın eşi olan Hz. Rukiyye’nin de olduğu 11 erkek 4 kadının oluşturduğu ilk Müslüman kafilesi Şuaybe Liman’ından karşıya geçerek göç etmişlerdir.

Bu ilk kafile baskıların kalktığı düşüncesiyle bir yıl sonra geri dönmüşlerdi. Ancak Mekkeli müşriklerin zulmü artıkça tekrar 17’si kadın olmak üzere 105 kişi bazı kaynaklarda ise 108 kişilik ikinci bir kafile Ca’fer b. Ebu Talib başkanlığında Habeşistan’a göç etmiştir. O sırada Habeşistan hükümdarı Ashame en-Necâşî’ idi. Müslümanlar O’nun ülkesinde kendilerini güvende hissetmişler ve hoş karşılanmışlardır.

Müşriklerin baskılardan kurtulmak gayesiyle Hz. Muhammed (sav.) Tâif’e, akrabaları olan Sakif kabilesinden Amr b. Umeyr’in oğulları Abduyâlîl, Me’ûd ve Habib’in yanına hizmetlisi Zeyd b. Hârise’yi de alarak birlikte gitti. Tâif halkı İslam’a daveti red ettikleri gibi peygamberi taşlayarak oradan kovma eyleminde bulundular.

Peygamberimiz ve hizmetlisi Zeyd, Kureyşli Utbe b. Rebîa ve kaıdeşi Şeybe’ye ait olan bağa gelinceye kadar durmadan yürüyerek Taif’ten uzaklaşmaya çalıştılar. Aslen Ninovalı bir bir Hıristiyan köle olan Addâs, bağdan bir salkım üzüm getirip Peygamberimize ikram etti. Hz. Muhammed (sav.) “Bismillah” diyerek üzümü yemeye başladığını gören köle Addâs’ın dikkatini çekmişti.

Mekke’ye Geri Dönüşü

hz. Muhammed, Mekke’den çıkıp ayrıldığından tekrar şehre girebilmesi için o dönemin geleneğine göre Mekke’li birinin onu himayesine alması gerekiyordu. Hz. Muhammed, Mekke’li iki kişiye bu teklifi yaptıysa da onlar bunu kabul etmediler. Daha önce Müslümanlara uygulanan ambargonun kaldırılması için çalışan Mut’im b. Adiyy’e kendisini himaye etmesi isteğini iletti. O, peygamberimizin bu isteğini kabul etti ve oğullarıyla birlikte silahlarını kuşandılar, Hz. Muhammed (sav.)’i de yanlarına alarak Kabe’ye getirip: “O, benim himayemdedir. Kim ona dokunursa bizi karşısında görür.” diyerek bu sıkıntıyı gidermiş oldu. Ancak bu Mut’im b. Adiyy ne yazık ki Bedir Harbi’nde müşrik olarak ölmüştür.

Hatırlanacağı gibi Peygamberin amcası Ebu Talib ve Hz. Hatice o yıl vefat etmişlerdi. Bu en vefalı iki yardımcısı olan yakınlarını kaybettiği için bu yıla “Se-netü’l-Hüzün” yani “Hüzün Yılı” denilmiştir. Amcası Ebu Talib, Peygamberin babası Abdullah ile Anne-baba bir olan kardeşler idi. Dedesi vefat etmeden önce torunu Hz. Muhammed’i amcası Ebu Tâlib’e emanet etmesinde bu durumu göz önüne aldığı düşünülmektedir. Çünkü diğer amcaları da onu bakmak için yanlarına götürmek istemişler ancak dedesi Ebu Talib’e vermeyi uygun görmüştür.

Hz. Muhammed’in kızları Rukiye ve Ümmü Gülsüm Ebu Leheb’in oğulları Utbe ve Uteybe ile evlenmişlerdi. Peygamberlik verildikten sonra Hz. Muham-med’e düşmanlıkta en önde gelenlerden olan amcası Ebu Leheb ve karısı Ümmü Cemil’in baskısıyla oğulları Rukiye ve Ümmü Gülsüm’ü boşamışlardır.

Hz. Osman (ra.), Peygamberin bu kızlarından önce Rukiye ile evlenmiş, o vefat ettikten sonra da Ümmü Gülsüm ile evlendiği için Hz. Osman’a “Zînnureyn” yani “İki Nur” sahibi sıfatı verilmişti.

Advertisement


Leave A Reply