Hz. Muhammed’in Doğumunda Gerçekleşen Olaylar

0

Hz. Muhammed’in doğumundan önce ve doğumunda meydana gelen olağanüstü olaylar, Hz. Muhammed’in doğumu, oluşan mucizeler hakkında bilgi.

Hz. Muhammed’in Doğumunda Gerçekleşen Olaylar

Advertisement

Son Peygamberin doğum gecesinde olağanüstü olayların vukua geldiği yazılır. Bunlar arasında en çok üzerinde durulanlar şunlardır: Mecûsilerin (Zerdüştlerin) yüzlerce yıl sönmeden yanan ve tapınmada devam ettikleri ateş Medân ‘deki merkez tapınakta, o gece, birdenbire sönüvermişti. İran Kisralarının (hükümdarlarının) sarayındaki 14 kemer, bir depremle, yine o gece birden yıkılıvermişti. Ve Save gölü de kuruyuvermişti. Asr-i Saâdeî yazarı bu konuda şöyle demektedir: “Hakikat şu ki; yıkılan, Kisraların sarayı değil, bütün İran’ın saltanat ve ihtişamı, Bizansın satveti ve Çin’in azameti idi. Sönen ateş, Mecûsilerin ateşlerinde parlayan alevler değil, bütün dünyadaki küfür ve ilhad ateşi İdi. Ve kuruyan şey, Save gölü değil, putperestliğin tahakkümü, Zerdüştlüğün kuvveti, Hristiyanlığın tegallübü idi.”

Bazı kitaplarda ve özellikle mevlidlerde doğum olayı şiir ve his inceliği içinde çok çekici bir üslûpla dile getirilir. Genellikle denilir ki: doğum sancıları başlarken Hz. Âmine yalnızdı. Birden etrafını bir kaç hatun alıverdi. Bunlar Âsiye, Meryem ve cennet hurilerinden bir kaç tane olup : Âsiye, bir bakıma, Hz. Musâ’nın Nil nehrine atılışından sonra onu bir sandık içinde bularak kurtaran kadın, Hz. Meryem, Hz. İsa’nın annesi olmak yönünden çok saygılı iffet sembolü bir büyük azize idi. Huriler de cennet kızları idiler.

VE MÜSTESNA BİR DOĞUM

Gelen melekler Hz. Âmine’nin bedenini kanatlariyle örtüp korumuş ve az sonra âlemlere rahmet Hz. Muhammed doğmuştur. Doğan nur topu, sünnetli idi de. Ayrıca secdeye varmış gibi duruyordu. Bu sırada kendisini ak bir bulut sarmış, bir ses, onun elçiliğinin bütün yaratıklarca bilineceğini müjdelemiştir. Sonra ondan önceki peygamberlerin sıfatlarının ona verildiği de hatiften haber verilmiştir. Sonunda üç melek belirmiş, gümüşten bir leğen içine O’nu tertemiz yıkamışlar, ipekten bezlere sarmışlar ve bir süre de kanatları altında korumuşlardır. Ve Allah’ın kulu ve son elçisi böylece saygı içinde annesine teslim edilmiştir. Süleyman Çelebi (1350-1410), Vesiletü’n-necât adlı ünlü Mevlid inde Hz. Peygamberin doğumu bölümüne:

Advertisement

Âmine Hatun Muhammed anesi
K’ol sedeften oldı ol dür dânesi

beyti ile başlamakta, Hz. Muhammed’in doğusundaki âlâmetleri samimiyet ve inançla terennüm eylemektedir.

Ol gice kim doğdı ol Hayrü ‘l-beşer
Anesi anda neler gördi neler
…Ol Rebiü’l-evvel ayı nicesi
On ikinci gice isneyn gicesi
… Yarılıp divâr çıkdı nâgihân
Üç bile hûri bana oldı ayan
Çevre yanıma gelip oturdılar
Mustafâ’yı birbirine muştılar

İrdi hûrîler bölük bölük buğur
Yüzleri nûrından evim doldı nûr
Dediler oğlun gibi hiç bir oğul
Yaradılalı cihan gelmiş değül.

Ve daha sonra “Kaside-i Meliha” gelmektedir ki, ondan alacağımız şu beyitler, doğum yılını daha tesirli ve çoşkunlukla şiirleştirmektedir:

İşidün dahi acâib kudreti
Kudret-i Hak’dan tutun hem ibreti
…Âmine ey dür çü vakt oldı tamâm
Kim vücûde gele ol Hak vehbeti
Susadum su diledüm içmekliğe
Virdiler bir kıf ki dolu şerbeti
Kardan ağ idi vü hem soğuk idi
Dahi şirindi şekerden lezzeti
Sonra gark oldı vücûdum nûr ile
Bürüdü beni o nûrun ismeti
Geldi bir ak kuş kanadıyla benüm
Arkamı sığadı kuvvetle kati
Doğdı ol sâatta ol şâh-i rüsul
Kim anunla buldı âlem lezzeti.

Advertisement

Yüzyıllar boyunca bu mutlu doğum ve doğan Son Peygamber şanına yüzlerce şair, edip, düşünür: binlerce şiir, kitap yazmış, onun dille anlatılamayan, kalemle ifâde edilemeyen büyüklüğünü, eşsizliğini kâğıda olduğu gibi geçirememenin aczini derinden duymuştur. Sözü, yüz yılımızın ilk yarısında inancı, kültürü ve duyuşu ile saygı uyandıran Ferit Kam’ın bir dörtlüğü ile sona erdireceğiz:

Bir mislini getirmiş olsaydı kilk-i kudret
Beytü ‘l-kasîd olurdun manzume-i cihanda
Mısraısın ki sun’un berceste tâ ezelden
Ferdiyetinle kaldın Divan-i “Kün fe kân”da.


Yorum yapılmamış

Reply To Ayşe Cancel Reply