Hz. Nuh Kıssası Nedir? Hz. Nuh Kıssasının Özeti ve Çıkarılabilecek Dersler

0

Kuran’ı Kerim kıssalarından Hz. Nuh kıssasının, Kuran’da anlatılışı ve Hz. Nuh kıssasından çıkarılabilecek dersler hakkında bilgi.

Hz. Nuh

Kaynak: pixabay.com

Hz. Nuh Kıssası

Hz. İdris’ten (a.s) sonra peygamber olarak insanlara Hz. Nuh (a.s) gönderilmiştir. Kelime anlamı olarak “Nuh”çok ağlayan, inleyen manasına gelmektedir. Yüce Allah’ın korkusundan dolayı daima ağladığı için O’na Nuh ismi verilmiştir. Hz. Nuh (a.s) doğumunun kırkıncı günü babası Lamek’i kaybetti. Kavmi arasında yetim olarak büyümüştür. Hz. İdris’ten (a.s) sonra insanlar doğru yoldan ayrıldılar. Lanetli şeytan, Hz. İdris’in (a.s) göğe yükseltilmesini fırsat bilip, bir yolunu bulup Hz. İdris’in (a.s) odasının bir köşesine O’nun bir heykelciğini yapıp yerleştirdi. Şeytan, göğe çekilen Hz. İdris’in (a.s) gizli gizli bu şekilde ibadet ettiğini söyleyip insanları kandırdı. İnsanlar arasında puta tapma bu şekilde doğdu. Yüce Allah’a ortak koşmaya başlayan bu insanlar, gün geçtikçe, fitnelere, ahlaksızlıklara ve zulümlere daldı.

Advertisement

Hz. Nuh (a.s), çocukluğundan beri doğru yoldan ayrılmayan, kötülüklerden uzak duran, daima Yüce Allah’a iman ve ibadet eden salih bir kimse idi. Çiftçilik, hayvancılık, marangozluk ve inşaat işleri yapıyordu. Elli yaşına geldiğinde, Yüce Allah, O’nu yaşadığı topluma peygamber olarak gönderdi. Hz. Nuh (a.s), ömrünün sonuna kadar insanları Yüce Allah’a iman etmeye, O’na ibadet etmeye çağırdı. Hz. Nuh’a (a.s) yeni bir kitap ve O’na özgü bir din verilmedi. 0, kendinden önceki peygamberlerin suhufları ve dinlerine davet etti ve ibadet etti. Puta tapan, günahkâr, günahları ile övünen bir topluluğa peygamber olarak gönderildi. İçinde yaşadığı topluma, yaklaşık dokuz yüz elli sene doğruları anlattı ve onları hidayete çağırdı.

Hz. Nuh (a.s), kavmine, peygamber olduğunu bildirdi

Hz. Nuh (a.s), kavmine, peygamber olduğunu, putlara tapınaktan, zulümden ve haksızlıklardan vazgeçip, Yüce Allah’a iman edip, O’nun emirlerine uymalarını istedi. Fakat zulmden, kötülüklerden ve başkalarını ezip köleleştirmekten zevk alan bu talihsiz insanlar O’na inanmadılar. Üstelik O’nunla alay etmeye ve düşmanlık etmeye başladılar. Buna rağmen Hz. Nuh (a.s) onlara: “Ben size doğru yolu göstermek, zulmü kaldırıp adaleti yaymak için Allah tarafından gönderildim. Herkesin putlara tapmaktan vazgeçip bir olan Allah’a ibadet etmesini, kulluk yapmasını bildiriyorum.”diye nasihat etti.

Kavmi ise bu davete inanmayıp Yüce Yaratıcı’nın isteklerine uymuyor ve sapıklıkta ısrar ediyorlardı. Çok az kimse iman etmişti. Fakat Hz. Nuh (a.s) üzerine düşen tebliğ vazifesini yapıyor, usanmadan, yorulmadan sürekli kavmini Allah’a imana ve O’na kulluk etmeye çağırıyordu. Eğer isyan ederlerse büyük bir felaketle ve şiddetli bir azap ile uyarıyordu. Kavmi ise bu daveti kabul etmek şöyle dursun, Hz. Nuh’u (a.s) dinlememek için parmakları ile kulaklarını tıkıyorlar, O’nu görmemek için yüzlerini farklı bir tarafa çevirerek yanından geçiyorlardı. Bir yandan da O’na inananlara eziyet ve işkence yapıyorlardı.

Hz. Nuh’un (a.s) davetini, zamanla herkes duydu ve her yanda O konuşulmaya başlandı.

Hz. Nuh’un (a.s) davetini, zamanla herkes duydu ve her yanda O konuşulmaya başlandı. Putperestler ise bundan endişe edip, eziyet ve işkencelerini daha da artırdılar. Hz. Nuh da (a.s) bu azgın topluluğa: “Ben size zor bir teklif yapmıyorum. Puta tapmaktan vazgeçip Yüce Allah’a ibadet ediniz. Sizlerin herbiri başka birinden korkuyor, zulme uğruyor ve zulmediyorsunuz. Yalnız Allah’tan korkun. Zalimlerden ve mazlumlardan olmayınız.” diyordu.

Advertisement

Yıllar geçiyor ve Hz. Nuh (a.s) tebliğ vazifesini devamlı olarak aksatmadan yapıyordu. Ama çok az kimse iman etti. Her geçen glin daha da azgınlaşan bu insanlar, bir türlü kötülük, fitne ve sapıklıklardan vazgeçmiyorlardı. Hz. Nuh (a.s) bu insanlara acıyor, şefkat ve sabırla onları kurtarmaya çalışıyordu. Onlar ise nankörce karşı çıkıyorlardı. Hz.Nuh’u (a.s) taşa tutuyorlar, O’na hakaretler ediyorlar, O’nu aralarından kovuyorlar ve yanlış yapmakla itham ediyorlardı. Bir türlü gerçekleri görmek istemiyorlardı.

Nankörlükleri sebebiyle Yüce Allah onlara öfkelenip, senelerce yağmur yağdırmadı. Malları, hayvanları telef oldu. Nesilleri kesildi, bağları, bahçeleri kıtlıktan kuruyup, zenginlikleri kayboldu ve fakir hâle düştüler. Onların bu hâli karşısında Hz. Nuh (a.s); “Ey kavmim! Başınıza gelen bunca belalar günahlarınız sebebiyledir. Putlara tapıp, Allah’a ibadet etmekten kaçındığınız için Yüce Allah size öfkelendi. Bu sebeple yağmurlar kesildi. Büyük sıkıntılara düştünüz. Ama Rabbinizden günahlarınızın bağışlanmasını isteyin, sizi affedip üzerinize rahmet yağmuru göndersin. Size mallar ve evlatlar ihsan ederek imdat etsin. Nihayet bir gün ölüp kabre gireceksiniz. Rabbiniz sizi bir müddet kabirde beklettikten sonra diriltecek ve amellerinizin cezasını ve mükâfatını verecek…” diyerek daha birçok gerçeği anlatıp onları bu nasihatleri ciddiye almaya çağırdı. İsyandan vazgeçmezlerse daha ağır azaplarla cezalandırılacaklarını haber verip uyardı.

Hz. Nuh’a (a.s) ve bildirdiklerine inatla inanmayan kavmi:

Hz. Nuh’a (a.s) ve bildirdiklerine inatla inanmayan kavmi: “Ey Nuh! Gerçekten bizimle çok mücadele ettin, bunda da çok ısrarlı davrandın. Bu işe başladığın günden beri bizi devamlı olarak azapla korkutup durdun. Artık sözünde doğru isen şu azabı getir de görelim. Artık ne olacaksa olsun.” diyerek onun davetlerini kabul etmeyeceklerini ve istemediklerini kesin ve net bir dille talihsizce ifade ettiler.

Hz. Nuh (a.s), kavminin bu tutumu karşısında onların asla imana gelmeyeceklerini iyice anladı. Bunun üzerine şöyle dua etti: “Ey Rabbim! Yeryüzünde, hareket eden hiçbir kâfiri bırakma! Eğer sen onları bırakırsan, kullarını dalâlete, sapıklığa sürüklerler. Hem bundan sonra onların çoluk çocuğu olmaz. Olsa bile çocukları taşkınlıkta ve inkârda pek ileri kimseler olurlar. Ey Rabbim! Beni, anamı, babamı, mümin olarak evime girenleri, erkek, kadın bütün inananları mağfiret eyle, bağışla, zalimlerin(kâfirlerin) ise ancak helâk ve hüsranlarını artır.” ve bir başka duasında da: “Yâ Rabbi! Gerçekten kavmim beni tekzip etti. Beni yalanladı. Artık benimle onların arasındaki hükmü sen ver. Beni ve beraberimdeki müminleri kurtar.”

Hz. Nuh’un (a.s) bu duası üzerine, Yüce Allah O’na şöyle dedi:

“Nuh ‘a vahiy olundu ki; kavminden daha önce iman etmiş olanların dışında hiç kimse iman etmeyecek. O hâlde sen, kavmin seni yalanladıkları ve sana eza verdikleri için üzülme, kederlenme ki; onlardan intikam alma vakti gelmiştir. Nezaretimiz altında ve bildirdiğimiz şekilde bir gemi yap! Zalimler(kâfirler) hakkında bana dua etme. Zira onlar boğulacaklardır. “

Advertisement

Hz. Nuh (a.s) kendisine gelen vahiy üzerine hemen bir gemi yapmaya başladı. Yüce Allah’ın emri üzerine Cebrail (a.s) da geminin yapılmasında yardımcı oluyor ve nasıl yapılacağını tarif ediyordu. Hz. Nuh’a (a.s) iman eden müminler de geminin yapılmasında çalıştılar. Geminin yapıldığını gören putperestler; “Şimdide marangozluğa mı başladın?” diyerek alay ediyorlardı. Hz. Nuh (a.s) ise; “Bizimle alay ediyorsanız, sizin bizimle alay ettiğniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz.” diyordu.

Hz. Nuh (a.s), asırlar boyu insanları Yüce Allah’a iman etmeye çağırdığı hâlde insanların iman etmemeleri sebebiyle helak olmalarının yaklaştığı sırada son olarak: “Ey insanlar! Ben size doğru yolu göstermek için Allah tarafından görevlendirildim. Bir ömür boyu size nasihat ettim. Dinlemediniz, benimle alay ettiniz, sabır ve tahammül gösterdim. Bana, inananlara eziyet edip incittiniz. Yüce Allah yeryüzünü zulüm ve küfürden temizleyecek. Geliniz, davetimi kabul ediniz. Cahillik etmeyiniz. Yüce Allah’a itaat ediniz. Ben sizin hayır ve iyiliğinizi istiyorum. Siz bilmiyorsunuz ama Yüce Allah’ın azabı en kısa zamanda büyük bir tufan şeklinde gelecek. Bildirdiklerime inanmayan herkes helak olacaktır. Şu yaptığım gemi, iman edenlerin binip kurtuluşa ereceği gemidir. Allah’a iman etmeyen asiler suda boğulacaktır. Kurtulmayı isteyen iman etsin ve benimle yolcu olsun. Bu benim, herkesin duyması gereken son sözümdür.” mealindeki ifadelerle adeta yalvardı.

Hz. Nuh’un (a.s) son nasihatlarına da kulak asmayan bu insanlar;

Hz. Nuh’un (a.s) son nasihatlarına da kulak asmayan bu insanlar; “Ey Nuh! Uzun yıllardan beri bu sözleri söylüyorsun. Şimdi de kuru bir çöl ortasında büyük bir gemi yaptın. Bizi tufanla korkutuyorsun; biz sana da söylediklerine de inanmıyoruz.” dediler.

Kısa bir süre sonra geminin yapımı tamamlandı. Kur’an-ı Kerim’de Hz.Nuh’un (a.s) yaptığı bu geminin ateş ile kazanının kaynayıp hareket ettiği, yani buharlı bir gemi olduğu açıkça şöyle bildirilmektedir: “Nihayet helak etme emrimizin, azabımızın vakti geldiği, tennürun (fırının) taşıp fışkırdığı (gemi kazanının kaynadığı) zaman biz Nuh’a şöyle emrettik ki, kendisinden faydalanılan hayvanların her cinsinden erkek ve dişi birer çift hayvanı gemiye koy. Üzerlerine boğulma emri takdir edilenler hariç aile halkını ve iman edenleri gemiye yükle. Zaten Nuh’a iman edenler pek az idi.”

Binecekler hazır olunca Hz. Nuh (a.s) onlara, Yüce Allah’ın ismiyle gemiye binmelerini söyledi. Bütün inananlar, Hz. Nuh (a.s) ile gemiye bindiler. O sapkın kâfirler ise olanları izleyerek alay ediyorlardı. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de: “Nuh gemiye bineceklere; ‘Yüce Allah’ın ismiyle gemiye girin ki geminin yürümesi ve durması Yüce Allah’ın iradesiyledir. Benim Rabbim, müminleri mağfiret edici ve merhametiyle tufan belasından kurtarıcıdır.’ dedi.” ve: “Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince; ‘Bizi zalim (kâfir) milletten kurtaran Allah’a hamd olsun. Rabbim, beni bereketli bir yere indir, indirenlerin en hay iri ısısın’, de.”

Hz. Nuh (a.s) her hayvandan birer çift alıp, iman edenlerle birlikte gemiye bindikten sonra, gökten çok şiddetli bir yağmur yağmaya ve yerden de sular fışkırmaya başladı ve her yer suyla doldu. Sular dağları aştı. Gemi, dağlar gibi dalgalar arasında kaldı. Hz. Nuh’a (a.s) inanmayan azgın putperest kavim boğularak helak olup gitti.

Tufan Başlıyor

Tufan başladığı sırada Hz. Nuh (a.s), iman etmeyen oğlu Kenan’a, iman edip gemiye binmesini söyledi ise de oğlu; “Dağa çıkar, sudan kurtulurum.” deyip binmedi. Bir dalga gelip onu da boğdu. Boğulanlar arasında Hz. Nuh’un (a.s) son hanımı da vardı. O da iman etmemişti. Tufan yaklaşık altı ay devam etti. Sonra Yüce Allah’ın: “Ey arz! Suyunu yut ve ey gök suyunu tut…”  emriyle yağmur kesilip sular çekildi. Hz. Nuh’un (a.s) gemisi muharrem ayının onuncu günü, aşure gününde Cûdi Dağı üzerine oturdu. Son gün gemideki bütün hayvanlar ve inanan insanlar oruç tutuyorlardı. Elde kalan yiyecekleri karıştırarak yaptıkları yemekle (aşure) karada iftar ettiler. Muharrem orucu ve aşuresi bu günden sonra bütün peygamberlerin bir sünneti olarak kutlana geldi.

Hz. Nuh, (a.s) tufandan sonra bir müddet daha yaşadı. Bu tufandan sonra anlatılanlara göre Hz. Nuh’a (a.s) inanan yaklaşık seksen Müslüman sonradan Babil şehrinin kurulduğu bölgeye “Seksenler Beldesi”diye bir yerleşim yeri kurdular. Ancak çok geçmeden çıkan bulaşıcı hastalıklar yüzünden bütün inananlar vefat etti. Sadece Hz. Nuh (a.s) ve oğulları hayatta kaldı. Bundan sonra insanlar Hz. Nuh’un (a.s) üç oğlu Sâm, Hâm ve Yâfes’ten ve az sayıdaki diğer inananlardan türedi. Bu bakımdan Hz. Nuh’a (a.s) ikinci Âdem denildi. Yaklaşık bin yıl yaşadı. İnsanlar zamanla çoğalıp bütün yeryüzüne yayıldılar.

Hz. Nuh’tan (a.s), kavminden ve yaşadıkları bu olaylardan bahseden bir sureye de “Nuh”suresi ismi verilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de İsrâ suresinin başında Hz. Nuh (a.s) hakkında “çok çok şükreden kul” sıfatı kullanılmıştır.

Hz. Nuh (as) Kıssasından Alınacak Dersler

  • 1. Bir ömür boyu yılmadan yüce Allah anlatılmalıdır.
  • 2. Her şeye rağmen Allah’tan azabı istenilmez.
  • 3. Allah’ın verdiği hükümden asla kaçıp kurtulunamaz. En yüksek dağlar da olunsa bu hüküm mutlaka insanı yakalar.
  • 4. En yüce gerçek Tevhid gerçeğidir.
  • 5. Yüce hakikatlere karşı direnilmez.
  • 6. Eldekileri paylaşmak güzel bir davranıştır.
  • 7. yüce Allah her canlıyı çift yaratmıştır.
  • 8. Suyun kaldırma kuvveti ilk insanlardan beri bilinmektedir.


Leave A Reply