II. Filip (Makedonya kralı) Hakkında Bilgi

0

II. Filip (Makedonya kralı) kimdir? II. Filip (Makedonya kralı) hayatı ve dönemi ile ilgili genel ve tarihi bilgilerin yer aldığı sayfamız.

II. Filip (Makedonya kralı) Hakkında Bilgi

II. Filip (Makedonya kralı)II. Filip (Makedonya kralı), lakabı makedonyali philippos (d. İO 382 – ö. İÖ 336, Küçük Asya), İÖ 359-336 arasında Makedonya kralı. Ülkesinde iç barışı sağlayarak ve Yunanistan’da egemenlik kurarak oğlu Büyük İskender’in fetihlerine uygun bir zemin hazırlamıştır.

Advertisement

III. Amyntas’ın oğullarındandı. Çocukluğunda krallığın dağılma sürecine, bağımlı yerel prenslerin başkaldırılarına, güçlü,Yunan kenti Thebai’nin müdahalesine ve Illyriahlann işgaline tanık oldu. Thebai’de bir süre rehin kaldı. Orada askeri eğitimini geliştirme olanağını buldu. Ağabeyi Perdikkas’ın bir Illyria saldırısında öldürülmesi üzerine İÖ 359’da tahta çıktı.

Öncelikle iç ve dış tehdit odaklarını parayla satın alarak ve Amphipolis’i Atina’ya bırakan bir antlaşma imzalayarak, askeri hazırlıklar için zaman kazanmaya çalıştı. Başta sarissa (uzun kargı) olmak üzere yeni silahlarla donattığı ordusuyla İÖ 358’de Paionia’ya saldırarak Illyrialılan kesin yenilgiye uğrattı. Ertesi yıl Molos soyundan Epeiros (Epir) prensesi Olympias’la (Büyük İskender’in annesi) evlenerek batı sınırında istikran sağladı. Daha sonra Trakya’ya girişi sağlayan ve doğu sınırında stratejik bir konumda bulunan Amphipolis’i Atina’dan geri aldı. Yunan devletleri arasında bir koalisyon oluşturan Atina, Amphipolis için yürüttüğü 10 yıllık savaşta, Makedonya’ya boyun eğdiremedi. Aynı dönemde Orta Yunanistan’da Delphoi’yi Phokis işgalinden kurtarmaya yönelik Kutsal Savaş da sürüyordu. Bu durum Philippos’a Thebai’nin ve kent devletlerince kurulan Tesalya Birliği’ nin müttefiki olarak savaşa müdahale etme olanağı verdi. İÖ 353’te Tesalya’da savaş alanındaki tek büyük yenilgisini almasına karşın, bir yıl sonra kazandığı zaferle Atina’yı savunmaya çekilmek zorunda bıraktı.

Philippos savaş alanında gücünü denemektense Atina’nın işgal ettiği Thermopylai’ yi görüşmeler yoluyla almayı yeğledi. Bu arada Tesalya Birliği’nin başyöneticiliğine (arkhon) seçildi (İÖ 352). Bir Yunan konfederasyonunda bu görev ilk kez bir yabancıya veriliyordu. Olynthos ve Khalkidikia’ nın Makedonya egemenliğine girmesi (İÖ 348) ve Makedonya ordularının Trakya’ya sefer düzenlemesi (İÖ 346), doğrudan Atina’nın Yunanistan’daki üstünlüğünü sarsmaya başladı. Ama gelecek için yaptığı planlar açısından Atina’yı yenmiş bir düşman olarak değil, gönüllü bir müttefik olarak görülmek isteyen Philippos, barış girişiminde bulunarak sorunları görüşmelerle çözme yoluna gitti. Daha Atina’yla barışa varılmadan (İÖ 346) önce, Atinalı İsokrates Philippos’u Yunanistan’ın dört büyük kentini uzlaştırmaya ve Pers yayılmasına karşı Yunan ittifakına önderlik etmeye çağırmıştı. Philippos’un bu yöndeki ilk adımı Kutsal Savaş’ı durdurmak için müdahale etmek oldu. Bunun karşılığında Delphoi Birliği Konseyi’ne kabul edildi. Ardından Tesalyalıların oylarıyla konseyin denetimini ele geçirdi ve savaşmadan Yunanistan’a nüfuz etmesini sağlayacak her fırsatı kullandı. Bu arada başını büyük hatip Demosthenes’in çektiği bazı düşmanlar da kazandı. Kışkırtmalara kapılmadan Atinalılarla uzlaşmaya çalıştıysa da bir sonuç alamadı. Aynı dönemde Illyria ve Tesalya üzerindeki denetimini pekiştirdi. İÖ 342’den başlayarak Trakya’ya bir dizi sefer düzenledi ve iki yıl içinde bölgenin büyük bölümünü ele geçirdi. Tuna Deltasının güneyinde yaşayan İskitlere gücünü kabul ettirdi. Trakya’daki gelişmeler sonucu karşısına geçen Perinthos (sonradan Herakleia, bugün Marmara Ereğlisi) ve Byzantion kentlerini kuşattı. Böylece Güney Rusya’dan gelen tahıl yolunu da tehdit etmeye başladı. Atina’nın İÖ 340’ta savaş açması üzerine, Thebai’nin denetimindeki Orta Yunanistan’ı ele geçirerek Atina üzerine yürümeye karar verdi. İÖ 339 sonbaharında ordusuyla harekete geçen Philippos, ittifakın gereklerini yerine getirmeyen Thebai’nin direnmesiyle güçlü bir Yunan cephesiyle karşı karşıya geldi. Ama süvari birlikleri sayesinde Khaironeia Çarpışması’nı kazanarak Yunan devletlerini barışa zorladı. Thebai’ye bir Makedonya garnizonu yerleştirdi, ayrıca Makedonya yanlısı bir yönetimin kurulmasını sağladı. Ama Atina’ya karşı herhangi bir müdahaleye girişmedi. Bunun nedeni güçlü donanmasıyla Ege Denizine egemen olan Atina’yı yanına çekmeyi gerekli görmesiydi. Bütün Yunan devletlerinin desteğiyle Perslere karşı savaşmayı planlayan Philippos, Yunanistan’da genel barışı (koine eirene) sağlamak ve korumak üzere İÖ 337’de Korinthos Birliği’nin kurulmasını sağladı. Sparta dışındaki bütün Yunan devletleri ve adalardan gelen delegeler barışı sürdüreceklerine ve bu amaçla Philippos’u hegemon olarak tanıyacaklarına ant içtiler. Ayrıca bütün devletlerin temsilcilerinden oluşan ve barışın bozulması durumunda alınacak önlemlere karar vermekle yetkili bir meclis (synedrion) oluşturuldu. Alınan kararlar hegemon olarak Philippos tarafından uygulamaya konacaktı. Devletler, hegemon tarafından talep edildiğinde meclisteki oy haklan oranında gemi ve askeri birlik sağlamakla yükümlü kılındı. Böylece kalıcı bir birlik yerine, Makedonya önderliğinde Perslere karşı bir tür ittifak ortaya çıktı. Korinthos’taİci synedrion Philippos’un bu savaşla ilgili programını İÖ 337 başlarında onayladı. Ertesi yıl bir öncü kuvvet Küçük Asya’ya geçti. Philippos da Yunanlıların desteklediği asıl orduyla harekete hazırlandı.

Ama gücünün doruğunda görünen Philippos’un hazırlıkları boşa çıktı. Savaşta ve politikada zamanlama ustası olan bu ince zekâlı, esnek, sabırlı ve hesaplı diplomatın yaşamı beceriksizce noktalandı. Özel yaşamı kötü huylar ve çelişkilerle dolu olan Philippos, ilk karısından sonra siyasal amaçlı başka evlilikler de yapmıştı. Ama İO 338’de Makedonyalı Kleopatra ile evlenmesi, Kraliçe Olympias’ın tahtın vârisi İskender’i de yanına alarak ülkeyi terk etmesine yol açtı. Bu olaydan kısa bir süre sonra ve Asya’ya geçiş hazırlıklarının ilerlediği bir sırada, kızının düğün töreninde, kendisini adaletsizlikle suçlayan genç Makedonyalı soylu Pausanias tarafından öldürüldü.

Advertisement

Savaşlarda acımasız yöntemlere başvurmaktan kaçınmayan ve Yunan dostluğunda bile siyasal amaçları önde tutan Philippos, Makedonya’nın üstünlüğünü sağlamaya çalışırken Yunan uygarlığına değer vermeyi bildi. Başkenti Pella uzun yıllar edebiyatçılar için bir sığmak oldu. Platonun Akademisi’ni destekledi, Theopompos ve İsokrates’i ağırladı, Atina sahnelerinin tanınmış oyuncularını Makedonya’ya getirtti. Babası Amyntas’ın sarayında çalışmış bir hekimin oğlu olan Aristoteles, 3-4 yıl İskender’e ders verdi.

Tarihçiler Philippos’un Asya’yı istila amacını Pers İmparatorluğu’nu yıkmaktan çok Akdeniz’de egemenlik kurma isteğine bağlama eğilimindedir. Bu durumda Yunanlılar sömürgeciliğin nimetlerinden yararlanacak, ama daha geri bir kültürün egemenliğinden kurtulamayacaktı. Bu sorunun farkında olan Philippos’un Korinthos Birliği aracılığıyla eşit ve özgür bir ilişki görünümü yaratma çabası, Yunanlılar üzerinde pek etkili olamadı. Dolayısıyla bölgede yeni bir güç olarak yükselen Makedonya, kendi gelişme çizgisi doğrultusunda Asya içlerine uzanan bir imparatorluğa yöneldi.


Leave A Reply