İlahi Buyruk Teoremi (Euthyphron İkilemi) Nedir? Tanrı Buyruklarının Önemi

0
Advertisement

Ahlak felsefesinde İlahi Buyruk Teoremi (Euthyphron İkilemi) nedir? Tanrı’nın ne istediğine filozofların ahlak felsefesi açısından bakışı.

İlahi Buyruk Teoremi

Neyin doğru neyin yanlış, neyin iyi neyin kötü, neyin erdemli neyin onursuzca olduğu türünden sorular insanın uykularını kaçıracak türdendir: kürtaj, ötanazi, insan hakları, hayvanlara kötü muamele, kök hücre araştırmaları… hassas ve bir hayli sürtünmeli konulardan oluşan bitmez tükenmez bir liste. Etik, mayın tarlasına benzer – ayağınızın her an bir şeye takılabileceği hain bir arazidir burası; tökezlemenin bedeliyse çok ağır olabilir.

kutsal

Ama ilginçtir, bazılarımız için ahlaki yargılara varmak çocuk oyuncağından farksızdır. Milyonlarca insanın zihninde ahlak, ayrılmaz bir biçimde dine bağlıdır. Bu doğrudur, şu ise yanlıştır, nedeniyse basit: Tanrı öyle buyurmuştur da ondan. İyi iyidir, kötü de kötü, çünkü Tanrı öyle diyor.

“İbrahimi dinler” olan Musevilik, Hıristiyanlık ve Müslümanlıkta ahlak sistemi “ilahi buyruk” üstüne temellenir. Bunlara göre Tanrı buyurur, insan itaat eder; Tanrı kullarına bir dizi ahlaki emir yükler; erdemli davranış bunlara itaati gerektirir, itaatsizlik ise günahtır. Tanrı’nın altına imzasını attığı bu ahlak kuralları öznel ahlak anlayışlarının üzerine düşen, “acaba ahlak kurallarını işimize geldiği gibi kafadan mı uyduruyoruz?” kaygılarını da elbette defeder.

Advertisement

Eftifron İkilemi (Euthyphron İkilemi)

Tanrı olmadan ilahi buyruk kuramı anında çöker elbet ama Tanrı’nın varlığını kabul etsek bile kuramı tehdit eden başka ciddi sorunlar vardır. Bu sorunların muhtemelen en önemlisi Eftifron ikilemidir. Karşımıza ilk olarak 2400 yıl önce Platon’un Eftifron adlı diyalogunda çıkar. Sokrates (Platon’un diyaloglarmdaki sözcüsü) Eftifron adında genç bir adamı erdemin doğası üstüne bir tartışmaya sokar. Erdemli şeylerin “tanrıların sevdiği şeyler” olduğu konusunda anlaştıktan sonra Sokrates can alıcı bir soru sorar: Erdemli davranışlar tanrılar tarafından sevildiği için mi erdemlidir, yoksa erdemli oldukları için mi tanrılar tarafından sevilirler? ilahi buyruk kuramı işte bu ikilemin oltasına takılıp kalır.

Dolayısıyla doğru olan şeyler Tanrı emrettiği için mi doğrudur, yoksa doğru oldukları için mi Tanrı tarafından emredilirler? Her iki seçenek de ilahi buyruk kuramcısına göre yenilir yutulur cinsten değildir. İlk seçeneği ele alalım: Öldürmek yanlıştır, çünkü Tanrı öyle buyurmuştur. Fakat böyle olmayabilirdi. Eğer Tanrı öldürmekte bir sorun olmadığını, hatta mecburi olduğunu söyleseydi doğru olan bu mu olacaktı ? Eğer öyleyse dine uymak demek keyfi bir otoriteye körlemesine itaat etmek demektir. Şimdi de ikinci seçeneğe bakalım: Eğer Tanrı bir şey iyi olduğu için iyi olduğunu söylüyorsa, iyilik Tanrı’dan bağımsız demektir. Bu durumda Tanrı olsa olsa ahlakın habercisi rolündedir; ahlaki doğruları bize aktarır ama onların kaynağı değildir. Öyleyse neden haberciyi bırakıp doğrudan kaynağa gitmeyelim? Sonuç olarak her iki seçenek de Tanrı’yı ahlakın teminatçısı olarak kabul etmek isteyenler için zorlayıcı: Ahlak söz konusu olduğunda Tanrı ya keyfidir, ya da mevzu dışı.

Eftifron ikilemine karşı sık rastlanan bir savunma “Tanrı iyidir” dolayısıyla kötülük buyurmaz savunmasıdır. Fakat bu türden bir savunma döngüsellik ya da tutarsızlık tehlikesi taşır. Eğer “iyi”, “Tanrı tarafından emredilmiş” anlamına geliyorsa, “Tanrı iyidir” sözü anlamsız olacaktır – bir bakıma “Tanrı öyledir ki kendi buyruklarına itaat eder” demek gibi bir şey.

Daha vaat edici görünen bir yaklaşım, “Tanrı iyilikle aynı şeydir” diyerek buyruklarının illa ki iyi olacağını söylemektir. Ama eğer Tanrısallık ve iyilik aynı şeyse “Tanrı iyidir” sözü boş bir sözdür; hiçbir şeyi aydınlığa kavuşturamadan çemberin içinde döndük demektir. Tanrı’nın işine akıl sır ermediğinin bir örneğidir bu belki.

Advertisement

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?