İndus Vadisi: Karlı Dağlardan Kavurucu Topraklara Uzanan İndus Nehri

0

İndus Vadisi nerededir? İndus Nehri nerede doğar, nerelerden akar? İndus Vadisi ve İnus Vadisi Uygarlığı’nın özellikleri, tarihçesi hakkında bilgi.

İndus Vadisi

İndus Nehri adını ‘savunucu’ anlamına gelen Sanskrit kelimesi olan “sindhu”dan almasına karşın eski Hint efsanelerinde aslanın ağzından çıktığına inanıldığı için “Aslan Nehir” olarak biliniyordu. Aslanın ağzı, Sven Hedin adlı İsveçli kaşif tarafından keşfedildiği 1907 yılma kadar bulunamamıştı. Hedin, nehrin izini Tibet dağlıklarında Himalayalar’ın en sarp bölümlerinden biri olan, 5200 metredeki Kailas Sıradağlarında bulunan küçük kaynağa kadar sürdü.

İndus Vadisi

Kar kaplı yüksek Himalaya tepeleri ve Karakoram Sıradağları’yla her taraftan kuşatılmış olan İndus, dünyanın çatısını düzensiz, verimsiz geçide doğru 560 km’de 3660 m düşerek keser.

NEHRİN KIVRIMI

Issızlığın, 8126 metre yükselen Nanga Parbat (Çıplak Dağ) in sarp yamaçlarının altında, nehir keskin bir dönüş yapar ve 4600 metreden fazla derinlikteki boğazların içinden geçerek yoluna devam eder. Boğazlardan bazıları o kadar gölgede altındadır ki, güneş bile çok seyrek olarak içeriye sızabilir.

1.6 km genişliğinde olan Attock Boğazı’nın güney bitimindeki Kalabagh’tan sonra sonunda dağların arasındaki İndus görünür ve Punjab Ovaları’na yayılırken yaklaşık 16 km’yi kaplar. Burada kanallarla birleşerek, Punjab ve Sind Ovaları’na dünyanın en büyük sulama düzeneğini takdim eder.

İndus Vadisi Haritası

Yaz sırasında sıcaklıklar 50 dereceye çıkabilir. Yaz, eriyen kar ve mason yağmurlarının üç ay süren sele yol açtığı zamandır. Seller, sel bariyerlerini yıkarak ve kocaman bir iç deniz oluşturarak bir yıkım yaratabilir. 1992 yılının Eylül ayında, 50 yılın en kötü selleri, 200’den fazla insanın canını aldı ve 1.620.000 hektarlık ekili alanı mahvetti.

İndus Vadisi Uygarlığı

Uygarlığın ilk izlerini taşıyan topraklardan olan İndus vadisinin geçmişi, günümüzden 4500-5000 yıl önceye dayanır. Arkeolojik ve tarihsel birçok zenginliğe ev sahipliği yapan vadide gerçekleştirilen arkeolojik çalışmalar çok geniş bilgiye ulaşılmasını sağlamıştır. M.Ö. 2600 ile 1700 arasında Indus Nehri kenarındaki bölgede birçok yaşam alanı ve barınak inşa edildiği bilinmektedir.

İndus Vadisi Uygarlığı

Sind Ovaları, 4000 yıldan uzun süredir zengin tarlalar olmuştur. 1992’deki kazı çalışmaları, nehrin kenarındaki Mohenjo-Daro kentini ortaya çıkardı. Bu, Mısır ve Mezapotamya medeniyetleriyle birlikte 1000 yıl önceki İndus Vadisi medeniyetlerinin bir parçasıydı ve Çin ile Orta Doğu’da ticaret yaptığı bilinmekteydi. Yurttaşlar, tuğladan inşa edilmiş evlerde yaşar -bazılarının çamaşırhaneleri, hamamları su yolları vardı- bakır ve bronzdan çanaklar yaparlardı. Taşımacılık -ilk olarak evcilleştirildikleri bilinen- fillerle sağlanırdı.

Büyük İskender, MÖ 327-6 yılında İndus sularından geçti. Ordusu Kyber Geçidi’ni aştı ve Attock Boğazı’na bir köprü kurdu. Buradan denize doğru 1120 km açılmaları 9 aylarını aldı.

İndus 2800 km’lik akışı sonunda Arap Denizi’ne ulaştığında, neredeyse Korsika Adası büyüklüğünde bir delta oluşturur. Kıyıya yaklaştıkça, dizi halindeki tamarisk ağaçları, etrafı sararak hoş bir görüntü oluşturur. Kıyıdan yaklaşık 16 km uzakta nehrin her gün boşalttığı milyonlarca ton alüvyon, denize kızılımsı bir renk bırakır.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?