İngiliz Grup Archigram ve Archigram Mimarlığı Özellikleri Hakkında Bilgi

0

İngiliz Grup Archigram nedir, kimlerdir? Archigram mimarlığının özellikleri ve tarihçesi, örnekleri nelerdir, İngiliz Grup Archigram hakkında bilgi.

Archigram

İngiliz grup Archigram 1960’larda mimarlık tartışmaları ve fikirleri için bir forum olarak gelişti. Projeleri çoğunlukla kâğıt üzerinde kaldı ama fikirleri hayli etkili oldu. Archigram üyeleri popüler kültürü modernizmin kahramanlığa soyunan yüksek kültürüne yeğleyerek, geleneksel anlamda binaların olmadığı, onun yerine takılabilir modüller ile parlak, Pop-Art renklerde uyarlanabilir, elden çıkarılabilir yapıların olduğu bir mimarlık önerdi.

Advertisement

archigram

Avangard mimarlık grubu Archigram 1960’larda Londra’da serpilip gelişti. Renkli bir insan karışımdı – temelde altı kişiydiler, bunların üçü (Warren Chalk, Dennis Crampton ve Ron Herron) tasarımları gerçekleşmiş tecrübeli mimarlar, diğer üçüyse Peter Cook, David Greene ve Mike Webb) genç, deneyimsiz ve -her zaman pratik olmayan- fikirlerle dolu insanlardı. Tecrübeli uygulamacılar ile parlak genç fikirlerin bu birleşiminden, düşünceye yeni açılımlar, tasarıma ise radikal istikametler önerebilen eşsiz bir karışım çıktı.

Teknoloji ve pop

Archigram mimarlığı en son teknolojik buluşlardan ilham alıyordu: uzay aracı, petrol kuleleri ve sualtı yapıları. Çağdaş kültürden de etkilenmişlerdi: pop art, karikatür, Beatles, kullan-at ambalajları. Mimarlıkta Amerikalı Buckminster Fuller’ın hafif strüktürlerinin yanı sıra şehirleri makine olarak tasavvur eden fütüristlerin fikirleri ilgilerini çekiyordu.

Bu olağanüstü karakter ve etki karışımı, geleneksel ayrımların ortadan kalktığı bir mimarlığa yol açtı. Archigram megastrüktürler tasarladı ama ne gökdelenler ne de modernizmin “kahramanca” yapıları biçiminde. Walking City (Yürüyen Şehir) en ünlü fikirleri arasındaydı; yapı, metal ayakları üzerinde kocaman bir böceği andırıyordu. Sakinlerini göçebeye çeviren bu yürüyen topluluklar hizmet istasyonlarında durarak ikmal yapabiliyordu. Ayrıca bir nükleer savaş çıktığında korunaklı bir yaşam ortamı sunacak şekilde tasarlanmışlardı.

Advertisement

Bir diğer Archigram projesi Instant City (Anlık Şehir), yapıdan ziyade bir vakaydı. Çizimlere bakılırsa sıcak hava balonları tarafından taşınarak ölü bir şehre varacak ve performanslar, strüktürler ve yeni teknolojiler ekleyerek o şehri canlandıracaktı. Bu anlık tetiklemenin topluluk içindeki potansiyel zekâ ve yaratıcılığı uyandıracağı, böylece yerel halkın yeni ağlara bağlanacağı, geride birbiriyle bağlantılı bir topluluklar şebekesi bıraktıktan sonra gezici Instant City sirkinin tekrar yola koyulacağı belirtiliyordu.

archigram

Modüler kent

Plug-in City (Takılabilir Şehir), sayısız standart “modül”ün takılabileceği kocaman bir çerçeve önermekteydi. Basitçe ifade edersek, bu, prefabrikasyonla ilgili var olan fikirlerin bir uzantısı gibi duruyordu. Ancak Archigram kavrama çok daha ileri, çok daha derin bir boyut kattı. Bu öneriyi getirdikleri alanlardan biri ulaşımdı. Trenler ve benzinle çalışan arabalardan hoşnut değillerdi; onları pis kokulu ve tehlikeli buluyor, demiryolu hatları ve yollarla fuzuli mekân işgal ettiklerini düşünüyorlardı. Temiz ve kompakt olan elektrikli taşıtları bir alternatif olarak gördüler. Onu hareketli bir mobilya parçası olarak ele alarak, geleneksel taşıtlarla yapılması olanaksız bir şekilde binalara entegre etmeye çalıştılar.

Archigram birçok yerleşik nosyonu baş aşağı çevirdi. Konutlar kıvrımlı, organik formlara sahip yaşam kapsülleriyle, taşınabilir meskenlerle veyahut içinde bir yaşam destek sistemi barındıran kostümlerle değiştirildi. Binalar hareket ediyor, büyüyor ya da içleri dışına çıkıyordu. Görünüşe göre bu sonsuz olasılıklar taşıyan ve teknolojinin sunduğu olanaklar konusunda iyimser bir dünyaydı.

İletişim araçları

Grubun fikirleri, kısmen Archigram üyelerinin yayıncılıkta ve öğretmenlikte iyi olması nedeniyle oldukça etkili oldu. Fikirlerini (yine Archigram adıyla) tüm dünyada satılan bir ilan gazetesinde neşrettiler. Karikatürü andıran cesur çizimlerle görselleştirilen bu yayınlar taze bir soluk getirdi.

Grup, fikirlerini çok daha geniş kesimlere duyuran Rayner Banham gibi eleştirmenlerle, söylem düzeyinde de destek buldu. Bazı Archigram yayınlarına katkıda bulunan mimar Hans Hollein bu yazı ve çizim etkinliğinin gücünü görerek mimarlıklarını bir “iletişim aracı” olarak tanımladı.

Advertisement

Kalıcı etki

Bu yazı ve çizimler Archigram’a diğer mimarlar arasında büyük bir saygınlık kazandırdı. Her ne kadar çizimleri ve Pop-Art esinli fikirleri dönemsel bir tat taşısa da, farklı şekillerde düşünme becerileri, 1960’ların çok ötesine uzanan dersler içerir. Hi-tech hareketi üzerinde güçlü bir etkileri olmuştur. İskeletler ve “yüzen” servis strüktürlerindeki yaratıcılıkları Paris’teki Pompidou Centre gibi binalar üzerinde kalıcı bir iz bırakmıştır. Fikirleri, uğraşlarına farklı açılardan bakmak isteyen 21. yüzyıl mimarları tarafından incelenmeye devam etmektedir.


Leave A Reply