İnsanlık Tarihini Değiştiren Keşifler – Coğrafi Keşifler ve Önemleri

0

İnsanlık tarihi için önem taşıyan keşifler nelerdir? Keşifler devri, coğrafi keşifler, önemi, etkileri nelerdir, keşifler hakkında bilgi.

kesifler-1

Advertisement

İnsanlık Tarihini Değiştiren Keşifler

Keşifler, çok defa tarihin gidişini değiştirmiş, medeniyetin gelişmesini sağlamış önemli olaylardır. Keşif sözü ile, tabiatta var olduğu halde yapılan araştırmalar sayesinde sonradan meydana çıkarılan gerçekler kastedilir.

Keşifler ekseriyetle yeni icatların ortaya çıkmasına sebep olurlar. Mesela sıvıların sıcaklık derecesine göre daralıp genişlemesinin keşfi termometrenin icadına yol açmıştır. Michael Faraday’ın elektromagnetik konusundaki keşifleri telefon, telgraf ve motorun icadını sağlamıştır. Aynı şekilde, bazı icatlar da yeni keşiflerin yapılmasına sebep olmuştur. Meselâ buhar makinesinin icadı, termodinamik konusunda önemli kanunların keşfine yol açmıştır.

Coğrafi Keşifler

İnsanlar binlerce yıldan beri yeryüzünü gezmişler, araştırmışlardır. Keşfetmek, sadece yabancı bir memlekete gitmekten ibaret değildir.

Bir gezginin kâşif unvanını alabilmesi için o güne kadar ayak basılmamış ülkelere gitmesi ve geri dönmesi, yahut oradan haber göndermesi şarttır.

Advertisement

Bir keşfin değer kazanabilmesi için keşfi yapan kimsenin anlayışlı bir çevre içinde yaşaması gerekir.

Birçok tarihçiler 3500 yıl önce Pytheas adında bir Yunanlının Arktika’ya kadar gidip döndüğünü ve memleketinde de yolculuğunun hikayesini anlattığını ileri sürmektedirler. Fakat Pytheas’ın yaşadığı devirde coğrafi keşiflere önem veren yoktu. Hiç kimse onun sözlerine inanmak istemedi. X. yüzyılda Norveçli Kızıl Eric’in oğlu Leif Ericson Amerika’yı keşfetmişti. Kuzey Amerika’da bir kıyıya çıkışını memleketine döndükten sonra herkese anlattı, fakat Leif’in sözlerine kolay kolay kimse inanamamış, inananlar da bu yeni ülkeyle pek ilgilenmemişlerdi. Aradan ancak dört yüzyıl geçtikten sonra bilinmeyen ülkeleri keşfetmek merakı uyandı.

Keşifler Devri

XV. yüzyılda bütün dünyayı saran keşif merakının nereden çıktığı hakkında çeşitli iddialar vardır. Tarihçiler, Hindistan’la ticaret yapıp bol para kazanmak isteğini, filozoflar ve bazı yazarlar, birtakım fırsat ve macera düşkünü insanların kendi menfaatleri için yeni ülkeler keşfetmeye çalışmalarını sebep olarak gösterirler. 1453’te İstanbul’un Osmanlılar tarafından istilâsından sonra Doğu’ya giden yolların kapanması bu iddialara yol açmış olsa gerektir. Avrupalılar, Haçlı Seferleri’nden sonra Doğu’nun paha biçilmez kumaşlarına, baharatına ve diğer birçok eşyasına hayrandılar. Doğuya gidebilmek için başka yollar aramak zorunda kaldılar… Bu iddianın gerçekle ilgisi yoktur. Çünkü 1453’ten sonra da Avrupa’nın ticaret hayatında göze çarpacak bir değişiklik olmamış, Doğu’dan gelen kumaşların ve diğer eşyanın fiyatları değişmemişti.

Bir başka iddiaya göre de Batı Avrupa’nın kuvvetli devletleri, İspanya, Portekiz, İngiltere ve Hollanda, Doğu’yla ticareti ellerinde tutan İtalyan şehirlerini kıskanmışlar ve bu yüzden kıtalar arası keşifler başlamış. Bazı yazarlar coğrafi keşiflerin Hristiyanlığın yayılmasını sağlamakla ilgili olduğunu ileri sürerler.

Afrika Kıyıları

Avrupalılar daha Ortaçağ’da Afrika kıtasının kuzey kıyılarıyla temas sağlamışlardı. XIV. yüzyılın başlarında Portekiz kâşifleri Kuzey Afrika’dan batı kıyılarına doğru inmeye başlamışlardı. 1418’den sonra Gemici namıyla tanınan Portekiz Prensi Enrico, her yıl muntazaman Afrikaya keşif heyeti göndermeyi âdet edindi. Prens Enrico ilme ve denizciliğe çok meraklıydı. Eline geçen bütün parayı yeni ülkeler keşfedecek heyetlerin yolculuk masraflarına harcıyordu. Yeni ülkeler keşfetmek bir bakıma Hristiyanlığın yayılmasını sağlayacağından Prens Enrico haklı da görülüyordu. Yapılan keşif yolculukları sırasında esir ticareti de bir hayli ilerledi, fakat Prens Enrico, sonradan esir ticaretini yasak etti. 1498’de Vasco da Gama Afrika yolculuğuna çıkıncaya kadar çeşitli seyyahlar Afrika’nın birçok kesimlerini dolaşmışlardı. Vasco da Gama‘nın keşifleriyle Afrika kıtasının keşfi tamamlanmış oldu.

Advertisement

Yeni Dünya

Kristof Kolomb, Avrupa’dan Batı’ya giden ilk kâşif sayılır. 790’da İrlandalı rahiplerin İrlanda’ya kadar gidebildikleri bilinmektedir.

982’de Kızıl Eric ve adamları Grönland’a gitmiş, 1124 yılında Katolik Kilisesi Grönland’a bir piskopos göndermişti. 1000 yılında ise Eric’in oğlu Leif fırtına yüzünden gemisiyle beraber Amerika sahillerine sürüklenmişti.

1492’den önce başka seyyahların da Amerika’nın kuzey, yahut güney kıyılarına vardıkları iddia edilmektedir. Bazı bilginler, Portekizlilerin keşifleri hükümetin emriyle gizli tuttuklarını ve Portekiz denizcilerinin çoğu daha önce Amerika’yı tanımış olduklarını ileri sürüyorlar. Fakat keşifler tarihinde Kristof Kolomb, Amerika’nın kâşifi olarak tanınır.

1492’den sonra İspanyol, Portekiz ve İngiliz bayraklarını taşıyan gemiler Yeni Dünya’nın bütün kıyılarını dolaşmaya başladılar. 1513’te Balboa, Panama Kanalı’nı geçip Büyük Okyanus’u keşfetti. On yıl kadar sonra da Ferdinand Magellan, Büyük Okyanus’u geçerek ilk defa, dünya turunu tamamladı.

Advertisement


Leave A Reply