İslamda Adaletin Yeri, Önemi Nedir? İslamda Adalet Konulu Hikaye Örneği

0
Advertisement

İslamiyette adaletin yeri ve önemi nedir? İslamiyette adalete verilen önem nedir? Adalet konulu hikaye örneği.

adalet

Kaynak: pixabay.com

İslamda Adalet

ADALET; İslâm’ın çok önem verdiği konulardan birisidir. “Hakkı teslim etmek ve kim olursa olsun eşit muamelede bulunmak” manasına gelir. Peygamberimiz buna çok dikkat eder, “suçu işleyen kızım Fatıma bile olsa cezasını veririm” buyururdu.

Fert ve cemiyetlerin hayatı bu ilahî prensiple düzene girer. Adaletin ortadan kalkıp, zulmün hakim olduğu bir cemiyette huzur ve güven kalmaz.

Bütün Peygamberler ümmetlerine adeleti emretmişlerdir. Kur’an’ın ayetine göre Peygamberimiz: “Aranızda adaleti icra etmekle emrolundum” buyurmuştur. (Şûra Sûresi, 15. ayet)

Müslümanların hak ve adaletin dışında herhangi bir şeyin tesiri altında kalmamaları gerekir. Her yerde doğru konuşmak adalettir.

Advertisement

Adalet, Allah’ın emirlerine uymak, yasaklarından kaçınmakla gerçekleşir. Suçluya cezasını vermek de adalettir. Mevki ve makam sahiplerinin adaletin pençesinden kurtulmaya çalışmaları zulümdür. Böyle hallerde toplum düzeni kökünden sarsılır.

İslâm adalet dinidir. İslâm devleti âdil insanlarla yücelmiştir. Allah’ın mübarek isimlerinden birisi de El-Adl, yani kullarına adaletle hükmedicidir.

Mutlak manadaki adaleti ancak yüce Allah gösterir. Kıyamet günü ilahî mahkeme kurulacak ve herkes kazandığının karşılığını eksiksiz olarak görecektir. Günah işleyen ceza, sevap işleyen mükafat bulacaktır. Allah’ın adaleti kesindir.

Nisâ Sûresi’nin 135.ayetinde şöyle buyurulur:
“Ey iman edenler, kendiniz, anne-babanız ve akrabanız aleyhine bile olsa Allah için şahitlik yaparak adaleti yerine getirenlerden olun. ister zengin, ister fakir olsun farketmez. Allah onlara daha yakındır. Adaletten yüz çevirerek nefsin arzusuna uymayın. Şayet dilinizi eğer veya yüz çevirirseniz, iyi bilin ki Allah yaptıklarınızdan haberdârdır.”

Advertisement

İslâm’da Adalet Örneklerinden Biri

Adaletin en güzel örneğini Müslümanlar vermişlerdir. Çünkü islâmiyetin adalet mefhûmuna kattığı mânâ, bütün tasavvurların üstündedir, “insanlar Adem’den, Adem de topraktan yaratılmıştır”. “Ne Arab’ın Arap olmayana, ne de Arap olmayanın Arab’a bir üstünlüğü vardır… Üstünlük takvadadır”. “Ey İnsanlar! Biz sizi bir erkekle bir dişiden yarattık. Birbirinizi tanımanız için sizi şubelere ve kabilelere ayırdık. Şüphe yok ki Allah yanında en saygı değeriniz, günahtan en çok korunanızdır.” sözlerini bu din ilân etmiştir.

Bu üstün terbiye ile Cenâb-ı Peygamberin rahlesinde yetişen Hazret-i Ömer (r.a.) kendini şerefli görerek, başkasını hiçe sayıp hakarette bulunan kimseyi asla affetmemiştir. Buna en güzel örnek: Kisrâ ve Kayser’in devletini yıkan, saltanatını alt üst eden Mısır fâtihi Amr bin As’ın oğlu, babasının mevkiine dayanarak haksız yere bir kıptiyi hiçe sayıp tokatlamıştı. Durumdan haberdar edilen Hazret-i Ömer’in bu çirkin olay karşısında rengi değişmiş, kısas yapılması için Amr’e emir vermiş ve şu cümleleri de ilâve etmişti: “Ey Amr! Analarından hür olarak doğan insanları ne vakit köle ettiniz?”

işte adalet ve eşitlik konusunda bu derece hassas olan Hz.Ömer devrinde ikinci hâdiseden bahsetmek, konumuzu daha iyi aydınlatır:

Hz. Ali (r.a.) âdeti üzere Hz. Ömer’i ziyarete gelmişti. Sohbet ederlerken, bir adam halifenin huzuruna çıktı ve gayet açık bir ifâdeyle söze başlayarak Ebû Talib’in oğlu Ali’den şikâyetçi olduğunu söyledi. Bunun üzerine, az öncesine kadar kardeş gibi başbaşa verip sohbet ettiği arkadaşına karşı tavrını değiştiren Hz. Ömer (r.a.):

– Ey Abelhasen! Kalk da davacı ile birlikte bulun…” diye emir verdi. Hz. Ali derhal kalkıp davacının yanında yerini aldı. iki taraf da dinlendi, delilleri karşılaştırıldı ve netice hükme bağlandı. Davacı ayrılıp gittikten sonra, Hz. Ali’nin yüz hatlarından, müteessir olduğu anlaşılıyordu. Hz. Ömer bunu farketmekte gecikmedi ve:

Advertisement

– Ey Ali! Adalet ve hükmümden memnun olmadın mı? Hz. Ali böyle bir soru bekliyordu, derhal cevap verdi:

– Evet, memnun olmadım…

– Niçin?

– Çünkü siz davacının yanında bana künyemle hitap ettiniz, “Ey Ebelhasen” dediniz. Bilirsiniz ki künye ile çağırmak Araplarda bir saygı ifadesidir. Hasmımın yanında beni künyemle çağırmanızı adaletinize yakıştıramadım!..

Advertisement

Bu cevaba son derece sevinen ve duygulanan Hz. Ömer:

– Allah senden razı olsun ey Ali! Beni irşad ettin, diyerek yerinden kalktı ve Hz. Ali’yi kucaklayarak gözlerinden öptü.

İnsanlık tarihinde hangi’milletin fertleri ve hükümdarları hak ve adalete bu derece saygı göstermiştir?.. Evet, bunun birçok örneklerini yine ancak İslâm tarihinde görebiliriz. Müslüman, en zayıf ve en aşağı bir kardeşinin hukukça kendisine denk olduğundan şüphe ederse, o olgun bir Müslüman değildir.

işte bu adalettir ki muhtacına verilen sadakayı, fakirlere karşı bir minnet değil, belki sadaka vermeye muktedir kimselerin mallarından harcamayı gerektiren bir borç kılmış; zengine bu hakkı ödeme hususunda da eşitlik mefhumunu bozacak böbürlenme imkânını vermemiştir.

Advertisement

(İslâm Türk Tarihinin Altın Sahifeleri, Celal Yıldırım, S: 211-213)


Leave A Reply