İslamda Haset Nedir? Zararları Nelerdir?

0
Advertisement

İslamda haset (kıskançlık) nedir? İslamiyette kıskançlığın, haset etmenin zararları, günahı hakkında yazı.

İslamda Haset Etmek

Birini kıskanmak ve çekememek haset olarak tanımlanmaktadır. Hasedin değişik nedenleri olabilir. Bunlardan bazıları şunlardır: Düşmanlık beslemek, kibirli olmak, açgözlülük, önde olma arzusu ve kendini olduğundan farklı göstermek.

İslamda Haset Nedir? Zararları Nelerdir?

Yüce Allah, haset etmenin çirkin ve yapılmaması gereken bir davranış olduğunu belirtmiştir. Müslümanlar haset etmekten kaçınmalıdır. Çünkü haset etmek, haset edeni sürekli huzursuz eder. Kişi bu şekilde davrandığında hem kendini hem yakınlarını hem de çevresindeki diğer insanları rahatsız eder. Huzursuzluk ortamı oluşur. Peygamber Efendimiz haset etmenin insana verdiği zararı şu şekilde ifade etmiştir: “Hasetten kaçınınız. Çünkü ateşin odunu yakıp yok ettiği gibi haset de iyi işleri yok eder, bitirir.”

Birilerine kin duymak ve kıskanmak yerine, ona kardeş olmayı kardeşçe yaklaşmayı seçebiliriz. Bu hususa Peygamber Efendimizin şu sözü bizlere rehber olmalıdır: “Birbirinize kin gütmeyiniz, birbirinizi kıskanmayınız, birbirinize sırt çevirmeyiniz. Ey Allah’ın kulları! Kardeş olunuz. Bir Müslüman için kardeşini üç günden fazla terk etmek yani ona küsmek doğru olmaz.” Dinimiz haset etmeyi yasaklamış fakat başarılı, çalışkan ve güzel davranışları bulunan insanlara gıpta etmeyi (imrenmeyi) hoşça karşılamıştır. Yakın çevremizde veya sınıfımızda bulunan başarılı ve edepli arkadaşlarımızı örnek almamız, onlardaki güzel davranışların bizde de olmasını istememiz haset etmek değildir. Buna imrenmek denir. Başkaları yapabiliyorsa bende yapabilirim, arkadaşımda ki o özellik çalışırsam bende de olabilir yaklaşımı içinde olmamız gerekir. Başkalarında bulunan sadece güzel huylara imrenilmelidir. Peygamber Efendimiz şu sözleriyle bu konuya açıklık getirmiştir: “Şu iki kişi dışında hiç kimseye imrenmek doğru değildir: Bunlardan biri Allah’ın kendisine verdiği doğru bilgiyi uygulayan ve bunu başkasına da öğreten bilge kişi diğeri de Allah’ın kendisine verdiği malı hak yolda harcayan zengin ve cömert kişidir.” Cafer-i Sadık ise bu konuda “Mümin gıpta eder, haset etmez; münafık haset eder gıpta etmez.” diyerek haset etmekle gıpta etmenin farklı şeyler olduğunu belirtmiştir.

Advertisement

Haset etmek, insanların ruh sağlığını bozmakta ve tutarlı ilişkilerin kurulmasına engel olmaktadır. Paylaşmaya, yardımlaşmaya ve güven duygusuna zarar vermektedir. Anne-baba, kardeş ve akrabalar arasında huzursuzluğa neden olup, ailelerin dağılmasına neden olmaktadır. Bu çirkin yaklaşımdan dolayı başkalarına zarar verme gibi hoş olmayan sonuçlarla karşılaşılabilir. Haset etme davranışı olmadık yerde, insanları üzen ve kıran çekişmelere yol açabilir.

Haset etmekten uzaklaşmak için elimizde bulunan imkânlarımızı ve sahip olduğumuz yetenekleri en güzel şekilde kullanmalıyız. Güçlü bir iradeye sahip olmaya çalışmalı ve gerçek zenginliğin çok mala sahip olmakta değil gönül zenginliğinde olduğunu bilerek hareket etmeliyiz. Başkalarının sahip olduğu güzellikleri kabullenmeli ve onlardaki güzelliklere benzer özelliklere sahip olmak için çalışmalıyız. Haset etmenin kendimize ve çevremize zarar vermek anlamına geldiğini bilerek hoşgörülü olmaya çalışmalı ve başkalarını kıskanmamalıyız.

Kaynak – 2

İslamda Haset (Kıskançlık);

Sakınılması gereken huylardan biri: Haset’tir. Bir müslüman hayatı boyunca güzel huylar edinmeyi, sosyal düzenin devamı için olduğu kadar, hattâ ondan daha fazla bir din görevi olarak düşünmeli ve kendisine amaç edinmelidir. Haset: başkasının nimetini çekememek, onun yok olmasını istemek, elin kavuştuğu servet, ikbal ve imkânların bozulmasını, kaybolmasını içten içe dilemek şeklinde tanımlanabilir. Böyle kötü huy sahibine de hasûd adı verilir.

Advertisement

Kur’ân-ı Kerim’de haset yerilmiş ve hasudların şerrinden sakınılmak gereğine işaret olunmuştur. El-Bakara sûresinde Allah emri şöyledir: “Ehl-i kitaptan bir çoğu hak kendilerince besbelli olduktan sonra, ruhlarındaki hasetten ötürü sizi imanınızdan sonra küfre döndürmek hevesine düştü. Allah emri gelinceye kadar şimdilik onları bırakın, serzeniş de etmeyin.

Kur’an’ın sık sık okunan El-Felak sûresi bu konuda dikkatimizi çekicidir: “De ki: sabahın Rabbi’ne sığınırım; yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöküp bastığı zaman gecenin şerrinden; düğümlere üfüren nefeslerin şerrinden; ve haset edenin, hasetini belli ettiği zaman şerrinden…”

Bu sûre bizlere hasetin (kıskançlığın) ne kadar korkunç ve tehlikeli olduğunu ve aynı zamanda kötülüğü düşünüp anlamamıza yeterli kanıttır.

Hz. Peygamber de haset konusunda değişik hadîslerinde mü’minleri aydınlatmıştır. Bir defasında şöyle buyurmuşlardır: “Allah yolunda katlandığı toz ile cehennem alevi, bir kulun içinde birleşemez. İman ile haset de bir kulun içinde yerleşemez.” Burada tereddüte mahal bırakmayacak şekilde kıskançlığın imana aykırı olduğu anlaşılmaktadır.

Advertisement

Leave A Reply