İslamiyette Tasavvufi Düşüncenin Oluşumu

0

İslam düşüncesinde tasavvufi yorumlar ile tasavvufi düşüncenin oluşumu hakkında bilgiler. Tasavvufi düşüncede Allah-varlık ilişkisi nasıldır?

tasavvufTasavvufi yorumlar; Ahlakı güzelleştirmek, içtenlikle Allah’a kulluk ederek dini yaşamak için ortaya çıkmış anlayışlar bütünüdür. Bir başka ifadeyle Tasavvuf, dinin ahlakla ilgili esaslarının ön plana çıkarılmasıdır.

Advertisement

Tasavvuf, Peygamberimizin ve sahabelerin yaşadığı hayatı örnek alarak, gösterişten uzak, samimi, sevgi ve saygıya dayalı bir hayat yaşamaktır.

Her kurumda olabileceği gibi tasavvufi hareketler içinde de yanlış olanları bulunabilir. Bizim dikkat edeceğimiz husus, bunların Kur’an’a ve Peygamberimizin sünnetine uyup uymadıklarıdır.

Tasavvufî Düşüncenin Oluşumu

Tasavvuf, VIII. yüzyılın ortalarında oluşan ve IX. yüzyılın sonlarına doğru da kurumsallaşan bir disiplindir.

Advertisement

Tasavvufun asıl kaynağı Kur’an ve Sünnet’tir. Tasavvuf yoluna koyulan insana mutasavvıf veya sufi (sofi) denir.

Hz. Peygamber zamanında çeşitli eğilimlere sahip olan sahabeler vardı. Bunlardan bir kısmı ilim öğrenmeye, bir kısmı dini tebliğe, bir kısmı cihada, bir kısmı yöneticiliğe daha fazla ilgi duyarken bir kısmı ibadete daha çok önem veriyor, ahretteki kurtuluş üzerinde yoğunlaşıyorlardı.

Başta ilk dört halife ve aşerei mübeşşere (hayatta iken peygamberimizin cennetle müjdelediği on kişi) olmak üzere birçok sahabe, ibadet ve takvaları ile tanınmışlardı. Daha sonraki dönemlerde yaşayan abid, zahid ve dindar Müslümanlar her zaman bunları örnek almışlardı. Tasavvuf zincirinin ilk halkaları bunlardı. ,

Tasavvufi teşkilatlanmanın başlangıcını gösteren ilk belirtiler, dini sohbet ve zikir için bir araya gelen Müslümanların oluşturduğu sohbet halkalarıdır.

IX. yüzyılın sonlarına doğru kurumsallaşan Tasavvuf, 12. yüzyılın sonlarından itibaren, geniş kitleler üzerinde kendini hissettirmiştir.

Advertisement

Tasavvufi sohbetler hicrî VI. (XII.) asırda daha düzenli, daha disiplinli bir kuruma dönüştü. Bu örgüte tarikat denildi. Tarikat, bireyi Allah’a götüren yollardır. Tasavvufi bir oluşum olan tarikatlar, bir alimin etrafında oluşmuşlardır.

Bu dini önderlere şeyh adı verilir. Şeyhe tabi olan kimselere ise mürit denir.

Bayezid-i Bistami, Cüneyd-i Bağdadi, Hallac-ı Mansur, Ahmed Yesevi, Mevlana, Hacı Bektaş-ı Veli, Yunus Emre ve Ahî Evran meşhur mutasavvıflardır.

1071’de Anadolu fethedildikten sonra Irak’tan, Suriye’den, daha fazla da Horasan’dan gelen gazi dervişler, alperenler ve Horasan erleri İslâmiyet’in Anadolu ve Balkanlar’da yayılmasında etkili olmuşlardır.

Tıpkı mezhepler gibi tasavvuf veya tasavvufi düşünceler de İslam’la özdeşleştirilemez. Bunlar, İslam’ın bir rengi olup, mutasavvıfların görüşleri etrafında şekillenen ve zamanla kurumsallaşan dini ekollerdir.

Advertisement

Tasavvufi Düşüncede Allah-Varlık İlişkisi

Tasavvufi düşüncede varlık konusu önemli bir yer işgal eder. Özellikle de Allah’ın varlığı ve Allah-ev-ren ilişkisi çok önemlidir. Çünkü Tasavvufta önemli olan Allah’ı bilme ve ona ulaşma çabasıdır.

İslam’ın tevhit ilkesi, tasavvufta “vahdet” (birlik) anlayışını hayatın her safhasına yayma sonucunu doğurmuştur. Bazı mutasavvıflar ise gerçek varlığın Allah olduğu ve O’nun dışındaki tüm varlıkların gerçekliğinin bulunmadığını ileri sürerek “Varlığın Birliği” (Vahdet-i Vücud) anlayışını pekiştirmektedir.

Tasavvufi düşünce, ahlaki konular yanında metafizik konular üzerinde de yoğunlaşmaktadır.

Tasavvufî Düşüncenin Ahlaki Boyutu

Advertisement

Tasavvufun en temel amacı, güzel ahlaktır. Tasavvufi düşüncede olağanüstü haller, baş döndüren makamlar, güzel ahlak ile beraber olmadıkları zaman hiçbir kıymet ifade etmezler.

Tasavvuf ahlakında hürriyetin büyük bir önemi bulunmaktadır. Mutasavvıflar, Allah’tan başka insanın şuurunu meşgul eden her şeyin hürriyeti kısıtladığı ilkesinden hareketle cennet nimetlerini arzulamayı bile gerçek hürriyete aykırı görmüşlerdir.


Leave A Reply