İslamiyetten Önce Yazılı Türk Edebiyatı ve Özellikleri

0

İslamiyetten önce yazılı Türk edebiyatının özellikleri nelerdir? Yazılı edebiyat ürünleri hakkında bilgi.

İSLAMİYETTEN ÖNCE YAZILI TÜRK EDEBİYATI :

Yazılı Türk edebiyatı, yazının Türkler arasında yayılmasıyla başlamıştır. Türkler, iki çeşit yazı kullanmışlardır. Bunlardan birisi Köktürk (Göktürk) yazısı, öteki de Uygur yazısıdır. Köktürk yazısı, Uygur yazısına göre, alfabesindeki harf sayısı bakımından daha zengin bir yazıdır. Uygur alfabesi, Köktürk alfabesinin hemen hemen yarısı kadardır.

Türk boylarından Kırgızlar, Köktürk alfabesiyle, VI. yüzyılda Yenisey yazıtlarını meydana getirmişlerdir. Bunlardan sonra Köktürkler, VIII. yüzyılda, aynı alfabeyle Orhun yazıtlarını yazmışlardır.

Köktürk yazısıyla yazılan bu iki Türk boyuna ait yazıtlardan en önemlisi Köktürklerin meydana getirdikleri Orhun yazıtlarıdır. Orhun yazıtlarının en önemli özelliği, yazarlarının belli olmasıdır. Bu yazarlar Bilge Tonyukuk ile Yulığ Tigin’dır.

Orhun yazıtları, Köktürklerin, bağımsızlık için Çinlilerle yaptıkları savaşları ve bu savaşlar sonucunda yeniden nasıl kurulduklarını anlatır. Bu yazıtlardan ilki, M.S. 720 yılında Bilge Tonyukuk tarafından yazılmış ve diktirilmiştir. Bilge Tonyukuk, bu yazıtında, Köktürk -Çin savaşlarını, kendi hâtıraları şeklinde yazmıştır. An-ltaımı çok sadedir. Sanata ve süse kaçmadan, halkın konuştuğu dili kullanmıştır. Birtakım atasözleri de katmak suretiyle yazısının Köktürk halkı tarafından iyice kavranmasını sağlamıştır.

İkinci ve üçüncü Orhun yazıtları, Yulığ Tigin tarafından yazılmıştır. Yulığ Tigin’in yazıtlarından ilki, M.S. 732 yılında, Kutluk Han’ın çocuklarından olan ve cılasınlığı ile ün salmış bulunan Kültigin; öteki de M.S. 735 yılında, Kültigin’in ağabeyi olan Bilge Kağan adına dikilmiştir.

Yulığ Tigin’in yazdığı yazıtlardaki dil, söylev dilidir. Anlatım, oldukça ağır, sanatlı ve uzun sözlerden meydana gelmiştir.

Olayları Bilge Kağa’nın ağzından anlatan Yulığ Tigin, gerçekleri olduğu gibi söylemiş, «Türklerin özü-sözü birdir» hasletine sadık kalmıştır.

VIII. yüzyıl, yazılı Türk edebiyatı’nın en canlı devresi olmuştur. Fakat onun arkasından gelen IX. yüzyıl, Türk edebiyatına pek hayırlı şans getirmemiştir. Bu yüzyıl, Türk edebiyatının akışını kösteklemiştir. O sıralarda, Güney Asya’da ortaya çıkan Budizm ve Manihaizm dinleriyle birlikte Uygur alfabesi Köktürkler arasına da yayılmış, bu devre yazarları, Türk dilinin yapısına uygun düşmeyen ve Köktürk alfabesinden çok kısır olan bu alfabe ile birtakım dinsel eserler vermişlerdir. Böylece Köktürkçe ve Köktürk yazısı umursanmaz olmuştur. IX. yüzyılda, dinsel eserler dışında, Türk edebiyatını ayakta tutacak önemli eserlere pek rastlanmıyor.

Yazılı Türk edebiyatı’nm özelliklerini şöyle sıralayabiliriz :

YAZILI TÜRK EDEBİYATI’NIN ÖZELLİKLERİ

1. İki çeşit dil kullanılmıştır : biri Köktürkçe ( = Kuzey Türk lehçesi), öteki Uygurca ( = Güney Türk lehçesi).

2. İki çeşit anlatım yolu izlenmiştir : biri doğrudan doğruya halk diliyle anlatım, öteki sanatlı ve özentili söylev diliyle anlatım.

3. İki çeşit yazı kullanılmıştır : biri Köktürk yazısı, öteki Uygur yazısı.

4. İki yolda eser meydana getirilmiştir : biri eski edebiyat geleneklerine bağh olarak din-dışı konular üzerinde, öteki din-içi konular üzerinde.

5. Atasözleri ve birtakım destan konuları yazıya geçirilmiştir.

6. Bir takım alliterasyonlar kullanılmıştır.

7. Manzumelerde hece ölçüsü ve çokça yarım kafiye kullanılmıştır.


Leave A Reply