İstanbul Yedi Tepesinin İsimleri ve Fetih Sonrası İstanbul

0

Yahya Kemal, “Türk İstanbul” adlı makalelerin birinde, Fatih Sultan Mehmed dönemini aktarırken, Fatih semtinin de o devirde “adeta şehir içinde bir şehir” olduğunu dile getirir.

Yedi Tepeli İstanbul; bilindiği gibi İstanbul’un 7 tepesinin her bir tepesinde bir selâtin camii var. Ve bu tepeler de camilerin isimleriyle bilinmektedir. Ve en pratik şekliyle 7 tepe şu şekilde sıralanır:

1. Tepe: Sultanahmet ve Ayasofya
2. Tepe: Beyazıt ve Nur-u Osmâniye
3. Tepe: Süleymâniye
4. Tepe: Fatih
5. Tepe: Yavuz Selim
6. Tepe: Cerrah Paşa ,
7. Tepe: Mihrimah Sultan
‘dır.

Fetih Sonrası İstanbul

Fetih sonrası Fatih bölgesi, Anadolu’dan gelenlerin yerleşimiyle nüfusu hızla artmaya başlamıştır. Konya, Niğde ve Karaman’dan gelenler ilk önce bugünkü Fatih Camii’nin kıble yönündeki alanlara yerleşmeleriyle, ana caddenin olduğu yer ve civarı Büyükkaraman olarak adlandırılmış. Malta Çarşısı’nın olduğu yere ise, Küçükkaraman ismi söylenegelmiştir. Yine bu bölgeden getirilen nüfusun devamı bugünkü Aksaray semtine yerleştirilmiştir.

Bu ilk fetih yerleşimlerinin devamında, Antalya-Karahisar ve Antalya-Akşehir arasındaki önemli bir ticaret yolu üzerinde yer alan Karaman Çarşamba Suyu bölgesinden getirilen ticaret ehli Hıristiyan halk bugünkü İsmail Ağa ve Çarşamba Pazarı muhitine yerleştirilmiş, Bursa’dan getirilen Ermeniler Samatya merkez ve çevresine iskân ettirilmişlerdir.

Esasında ne İstanbul’un kurucusu Bizans ne de bu coğrafyayı Büyük Roma’nın başkenti yapan Konstantin, ne de Fatih Sultan Mehmed İstanbul doğumludur.

Ama bu coğrafya üzerinde bir şehir ve medeniyet olgusunun oluşmasını ve gelişimini sağlamışlardır. Ve bu şehir ve medeniyet göçlerle kurulmuş ve gelişmiştir.

İstanbul şehrinin yerleşim düzeninde esas olan semtlerdir. Semt isimleri; eski İstanbul hemşerilerinin de pekiyi bildiği ve kullandığı adlardır. Mahallelerin ve sokakların sınırları vardır, fakat semtlerin sınırları ise tam anlamıyla yoktur, nereden başlayıp, nerede bittiği bilinmez. Yine de herkes oturduğu semtin adını söylerdi. Bazı mahalleler iki semtin de parçası olabilmekteydi. Yine İstanbul’a ait bir ifadeyle “Semt-i meşhurunuz neresi?” diye sorarlardı. Eskilerin dilinde ise Fatih semti; Fatih Sultan Mehmed’di. Bayezid ismi de, Sultan Bayezid’di. Eski İstanbul’da sokak adları diye bir şeyden bahsedemeyiz. Bu düzenlemenin sağlıklı oluşması 20. yüzyıldan itibarendir. Semtler mahallelerden meydana geldiğinden her mahalle bir birim teşkil etmekteydi. Mahalleleri de teşekkül ettiren mescit veya camiler olup o mahallenin merkezini oluşturmaktaydı. Adresler de mahallenin mescidine göre ayarlanmaktaydı ve cami imamı bir nevi muhtar olarak mahalle sakinini bulmanızda size yardımcı olurdu.

Fatih semti ismini bugün semtin merkezi konumunda bulunan Fatih Camii’nden almaktadır. Kıztaşı’ndan Hırka-i Şerif’e, Fevzi Paşa Caddesi’nden Vatan Caddesi Etmeydanı’na kadar olan bölge umumiyetle Sarıgüzel adıyla anılmaktadır. Bugün ise genel olarak “Fatih” olarak tanımlanmaktadır. Ancak yakın tarihlere kadar ifade edildiği şekli ve doğru olanı; burasının Sarıgüzel ismi ile maruf olduğudur.


Bir Yorum Yazmak İster misiniz?