İstanbul’daki Adalar

0

İstanbul adalarının Büyükada, Heybeli, Burgaz ve Kınalı gibi sayfiye yeri olarak kullanılan ve ayrıca üzerinde askeri tesisleri olan Yassıada’dan başka bazı adaları daha vardır. Bu adalar Sivriada, Kaşıkadası, Tavşanadası, Sedefadası, Güzelada, Fener adası, İncirliada’dır.

BÜYÜKADA — Adalar ilçesinin merkezidir. Kuzeyden batıya doğru uzanan bir vadi ile ikiye ayrılır. Bir yanda Ayayorgi, öbür yanda Hristos tepeleri yükselir. Kıyılar yer yer dik yarlı ve girintili çıkıntılıdır. Yörükali Plajının bulunduğu yerler gibi küçük koylar da vardır. Ada tepelerinden kıyılara kadar çamları dolayısıyla, yaz kış yemyeşildir.

Advertisement

Büyükada, Bizans devrinin tüyler ürpertici olaylarına sahne olmuştur.Zalim İmparatoriçe İrena öz oğlu Konstantin’i, gözlerini oydurarak, büyük manastıra hapsettirmiştir. Fahişeliği ile tarihe ün salan İmparatoriçe Zoe de kocası 4. Mihail’i bu manastıra sürdürdü. On dokuzuncu yüzyılın sonuna kadar bu manastır akıl hastalarıyla doluydu. Osmanlılar devrinde Büyükada, onsekizinci yüzyıla kadar bir balıkçı köyü idi. Adada bir demir madeni vardı. 1820 ye kadar işletilen bu maden sonradan kapanmıştır.

HEYBELİ — Bir bucak merkezidir. Manastırları ve ruhban mektepleriyle meşhurdur. Buradan, Bizans’ın dini ve siyasi hayatına tesir etmiş sayısız din adamları ve patrikler çıkmıştır. Adanın etrafında yükselen üç tepe, hafif meyillerle vadilerde birleşir. İskeleden tepeye kadar, evler basamak basamak yükselir. Batı yönündeki Çamlimanı sakin bir koydur. Sol tarafındaki sanatoryum binası bu limana yüksekten bakan bir kaleyi andırır. İskele yanındaki Deniz Harb Okulu binası Heybeli’ye ayrı bir güzellik verir. Adada çok eskiden bakır madeni işletilirdi.

BURGAZ — Heybeli ve Büyükada gibi ağaçlık değildir. Hafif meyilli bir tepe kıyılara kadar iner.

imparator Pape Mihail devrin patriği Mehoduis’u önce kırbaçla dövmüş, sonra da buradaki manastıra hapsettirmişti. Adayı kuşatan İran hükümdarlarından Keyhüsrev surları ateşe verdi. Her taraf yandığı halde surun tepesinde bulunan iki başlı kadın heykeli yanmadı. Bunun üzerine, Keyhüsrev heykeli alıp İran’a götürdü, bir tapınağa koydurdu.

Advertisement

KINALI — İmparator Romanus Diogenes, Malazgirt’te Alpaslan’a yenildiği için, İstanbula getirildi, Kınalı’da, daha önce kendisinin yaptırdığı manastıra hapsedildi. Gözleri oyuldu. Kraliçe Evdoksiya, Diogene ölünceye kadar manastırda beraber yaşadı. Birer ihtilalle tahtlarından indirilen İmparator Mihail ile İmparator Romanus Lekapenus da bu adaya sürgün edildiler.

YASSIADA — Bizans devrinde çile çekmek istiyen keşişler adanın güç şartları içinde, kendi istekleriyle yaşarlardı. Ağır siyasi suç işliyen mahkûmlar için de kayalara oyulmuş .yeraltı odaları yapılmıştı. Bunlar yukarıda bulunan bir delikten aşağıya atılıp ölüme terkedilirlerdi. Geçen yüzyılın ortasında İngiliz elçilerinden Sir Henry Bulwer adayı,

SİVRİADA — Yassıada’nın bir mil kadar batısında, deniz üzerine inşa edilmiş bir piramide benziyen bir adadır. Eski adı Oksiya olan bu ada Bizanslılar zamanında ağır suçluların hapsedildiği yermiş. Ölüm mahkumları su hizasındaki bir delikten kayalar içine oyulmuş geniş yeraltı kovuklarına atılır, yiyecekleri de bu delikten verilirmiş. Adada ayrıca keşişlerin oturduğu bir manastır, bir de kilise varmış, sonradan bir de yetimhane ilave edilmiş. Bugün için adada bir manastır veya bir harb kulesi olması muhtemel olan bir harabe vardır. Bu harabe ve kayalıkların yegane sakinleri deniz kuşlarıdır. Adaya çıkacak olan balıkçılar, ancak birkaç metre kare genişliğindeki küçük bir kumsala yanaşmak zorundadırlar.

TAVŞANADASI — Adaların diğer insan oturmayan bir adası da Büyükada’nın bir mil güneyindeki eski adı Niandre olan Tavşanadası’dır.

SEDEFADASI — Takımadaların bir adası da Büyükadanın doğusundaki Sedef adasıdır. Eski adı Anderovithos olan Sedef adası’nda vaktiyle dünyasından vazgeçenler otururmuş. Bunlar daha sonra Heybeli’ye yerleşmişler, sonra da kaybolup gitmişler. Adada eski bir manastır harabesi vardır. Sultan Abdülmecit’in damadı Ahmet Paşa burada tarım yaptırmışsa da başarılı olamamıştır.

GÜZELADA — Pendik koyunun doğusunda ve Pendik’ten bakıldığı zaman Karataş yarımadasının bağrına yapışmış gibi hiç görünmeyen Güzelada, küçük fakat çok şirin, yer yer ağaçlıklı bir mesiredir. Eski adı Pavli olan bu ada on iki hisselidir. On iki hissenin on biri hazinenin, biri de bir Fransızındır.

Advertisement

DARDAĞAN ADASI — Tuzburnunun karşısındaki minimini bir kaya yığınıdır. Top atışlarında hedef olarak kullanılan bu adanın üzerindeki tek tük ağaç da böylece yok olup gitmiştir.

FENERADASI — Tuzlaköyü açıklarındadır. Eski adı hortlak anlamına gelen Vrukolakas olan bu adada çöküntüler dolayısıyla kapanmış dehlizler vardır. Rivayete göre bu ada ile Tuzburun arasında bir de tünel varmış. 1955 kışında İzmit seferini yapan Pendik vapuru bu kayalıklara bindirerek bir kaza geçirdikten ve kurtarılması imkansız olduğundan parçalattırılmıştır. Ondan sonra 1955 yazında adaya bir fener konmuştur. Bunun için adanın ismi Feneradası olarak kalmıştır.

İNCİRLİADA — Tuzla Körfezinin karşısındadır. Eskiden yerleşim yeri olan adada Bizans’tan kalma bir sarnıç varmış. İşgal zamanında İngilizler sarnıcın altı sütununu alıp İngiltere’ye götürmüşlerdir.

KAŞIKADASI — Adalar grubunun üzerinde yaşanmayan adalarından bir tanesi de eski adı Ptys olan Kaşıkadasıdır. Pideadası da denir. Heybeli ile Burgaz arasındaki bu küçük sevimli ada eskiden çamlarla kaplıymış. Adayı alan biri burada birtakım turistik tesisler kurmak istemişse de idarî zorluklar yüzünden başarılı olamayınca satmış.


Leave A Reply