İstanbul’daki Kuleler ve Dikilitaşlar, Özellikleri, Tarihi Hakkında Bilgi

0

İstanbul’da önemli kuleler ve dikilitaşlar nelerdir? İstanbul’un kuleleri, dikilitaşları özellikleri, tarihçeleri hakkında bilgi.

istanbul dikilitas

Kaynak: pixabay.com

İstanbul’daki Kuleler ve Dikilitaşlar;

İstanbul’un en tanınmış kuleleri Galata, Beyazıt kuleleriyle Kızkulesi’dir. Halen sağlam ve bakımlı durumda bulunan bu kulelerden başka Bizans zamanından kalma kule harabeleri vardır. Bunlar kara sûrlarında, Martnara yakınlarındaki Mermer Kule ile gene aynı sûrların Ayvânsaray kesiminde, Haliç yakınlarındaki iki kuleden ibarettir. Ayr vansaray’daki kuleler ivazefendi Camisi’ne yakındır. Bunlardan başka Marmara sahili sûrlarında da bir kule olduğu bilinmektedir. Şile’de de bir kule harabesi vardır.

Advertisement

İstanbul’daki dikilitaşların en önemlisi Sultanahmet meydanındaki Firavun III. Tutmozis’in zaferlerini anlatandır. Bu taş, üzerinde kabartmalar bulunan bir kaidenin dört köşesine konmuş dört tane tunç küb üzerinde durur. Taşın yüksekliği 19 m. 59 cm, kaideyle birlikte alınırsa 25 m. 60 cm. dir. Eskiden bu dikilitaşın üstünde bulunan tunç bir küre sonradan düşmüştür.

Sultanahmet meydanında bir de örme dikilitaş vardır. Buna VII. Konstantin sütunu da denir. Yüksekliği 32 metredir. İmparator Konstantin bu sütunu tamir ettirmiş ve üzerine tunç levhalar kaplanmıştı. Bu levhaların üstündeki kabartmalar imparatorun dedesinin zaferlerini anlatıyordu. Levhaların Dördüncü Haçlılar sırasında yok edildiği sanılmaktadır.

Burma Sütun bu iki dikilitaşın arasındadır. İstanbul’daki en eski anıtlardan biri olan bu sütun Yılanlı Sütun diye de anılır. M. Ö. 497 yılında dökülmüş olan bu tunç sütun Delphi’deki Apollon tapınağına hediye edilmişti. İmparator Büyük Konstantin tarafından Hipodrom’a dikilmiştir. Burma sütunu bütün olarak görenler yüksekliği 8 m. kadar olan bu tunç sütunun 29 burmadan meydana geldiğini ve tepede üç yılan başına ayrıldığını söylerler. Bir üçgenin üç köşesini meydana getiren bu yılan başlarının üstünde altın bir sacayağı üstünde, gene altından 3 m. çapında bir vazo vardı. Sütunun bitiş yerinde meydana çıkan üç yılan kuyruğunun üstüne oturuyordu.

Kıztaşı:

Fatih’tedir. Eskiden bir evin bahçesinde bulunan sütun 1908’deki bir yangından sonra ortaya çıkmış, bir meydanlıkta bırakılmıştır. 10 metre yüksekliğindedir. Eskiden üstüne İmparator Martianus’un (450-457) heykeli bulunmaktaydı. sütun, Bizanslıların asıl Kıztaşı olarak tanıdıkları sütun değildir. O sütun Süleymaniye Camisi‘nin inşası sırasında, yerinden alınmış ve caminin yapısında kullanılmıştır.

Advertisement

Arkadyus Sütunu (Avrattaşı):

Cerrahpaşa’ da Avratpazarı’ndaki evler arasında kalmış bulunan sütun 402’de İmparator Arcadaius tarafından dikilmişti. 4 metre çapında olan bu sütunun içinde helezoni bir merdiven vardı. Bu sayede tepeye kadar çıkmak mümkün oluyordu. 1715.’te tehlikeli görüldüğü için yıktırılmıştır. Şimdi sadece kaidesi vardır.

Konstantin Sütunu:

Çemberlitaş.

Gotların Sütunu:

Sarayburnu’ndadır. 15 m. yüksekliğindeki taşın üstünde Megaralı Byzas’ın heykeli bulunuyordu.

galata kulesi

Kaynak: pixabay.com

Galata Kulesi Tarihçesi

İstanbul’da Karaköy’le Tünelbaşı arasındaki yokuş üzerinde, silindir biçimi, bir gözetleme kulesidir. Yukarıya kadar bir silindir halinde çıkar, boş olan içi mazgallardan ışık alır. Üzeri gözetleme pencereleriyle çevrilir. Bayrak ve balon çekme direğine kadar daralan birkaç kat, her yanı pencereyle dolu küçük odalardan ibarettir. Kulenin yüksekliği 50 metredir.

Galata Kulesi’nin Bizans İmparatoru I. Anastas tarafından yaptırıldığı sanılıyorsa da, daha kuvvetli bir ihtimale göre, Bizanslılar’ın Cenevizler aleyhine hareketlerine karşılık, Cenevizliler tarafından yapılmıştır. O zamanlar Bizans şehri, sadece, bugünkü şehrin Haliç’le Marmara arasında kalan kısmından ibaretti. Karşı taraf, Galata (Galatea) Cenevizlilerle öbür sömürgecilere ait bulunuyordu. Bu denizci milletler, Galata’yı bir çeşit barınma limanı, Bizans’la ticaret münasebetlerinde istasyon olarak kullanılıyorlardı. Bölgeyi her türlü saldırıştan korumak için de bu kuleyi yaptırmışlardı. Bu maksatla, daha önceden, 1341 tarihinde Galata surunu yaptırmaya başladılar. Surun, içeri doğru bir dirsek yaptığı yere de kuleyi diktiler. Kulenin Önünde, temelleri bugün bile fark edilen korunma duvarı, hendekleri bulunuyordu.

Fatih Sultan Mehmet, Galata’yı Cenevizlilerden alınca, kuleyi üstünden on arşın kadar yıktırttı. III. Murat zamanında ise kule, yıldızları gözetleme işinde kullanılır oldu.

Advertisement

Üzeri çadır şeklinde bir külahla örtülü olan Galata Kulesi’nde III. Selim ve II. Mahmut zamanında birkaç kere yangın çıktı. Külahı, tepeliği yandı. Bununla beraber, Melling gibi, İstanbul’u ziyaret ederek çok değerli bir gravür ve desen albümü bırakmış olan bazı ressamların eserlerinde kuleyi o tepeliğiyle görmek mümkündür. Çünkü, sonradan külah yeniden yaptırılmıştır. Nihayet, sonunda ahşap kısımlar tamir edilirken kuleye şimdiki şekli verildi.

Kulede, büyük sahanlığa kadar duvar içinde dönerek çıkan bir taş merdiven vardır. Yukarısı tahta basamaklıdır. Kulenin kapısında, II. Mahmwt zamanında konulmuş bir tarih yazıtı vardır. Yazıtta tarihi gösteren beyti. şudur:

«Sezadır pertev-î gevherle tezyîn olsa târîhi
Bu külle pek metin oldu pek ala yapdı Mahmud Hân»


Leave A Reply