İtalyan Sineması Tarihi

0

İtalya’da sinema nasıl doğmuş ve gelişmiştir? İtalyan sinemasının tarihçesi, özellikleri, önemi hakkında bilgi.

italyan-sinemasi

Advertisement

İTALYA’DA SİNEMA

İtalyan sinemasının başlangıç yıllarında iki tür ortaya çıktı: André Deed, Gaston Velle ya da Lépine gibi Fransızların temsil ettikleri komedi filmi; az ya da çok düşsel biçimde, Roma ya da İtalya tarihinden bir kesit sunan, büyük sahne düzenli tarihsel film.

Tam anlamıyla İtalyan nitelikli ikinci tür, önce, Alberini’nin Roma ‘nın Alınışı (1905) ve Luigi Maggi’nin Pompei’nin Son Günleri (Gli ultimi giorni di Pompei, 1908) üe tamndı. En büyük başarıyı Eskiçağ’ı konu alan filmler kazandı: Guazzoni’nin Quo vadis’ i (1912 )ve La Gerusalemme libérata ‘sı (Kurtarılmış Kudüs, 1913); Pastrone’nin (1882-1959) Piero Fosco takma adıyla gerçekleştirdiği Truva ‘nın Düşüşü adlı filmi. Pastrone, ayrıca, Gabriele d’Annunzio’nun bir senaryosundan hareket ederek,ustaca yapılmış kurgusuyla ve özellikle kendi bulduğu bir yöntem olan carello’yu(kaydırma) kullanmasıyla dikkati çeken Cabiria (1914) adlı filmi gerçekleştirdi. Edebiyattan kaynaklanan verismo akımı, 1914’te Nino Martoglio’nun (1870-1920) ilgi çekici bir filmi olan Sperduti nel buio ‘da (Karanlıkta Kaybolmuşlar) ortaya çıktı. Hollywood türündeki starların egemen olmasıyla uzun bir gerileme dönemi başlarken, Emilio Ghione (1879-1930) genel olarak niteliksiz yapıtların gerçekleştirildiği bu dönemde Gri Fareler’iyle (1918) dikkati çekti.

Faşizmin egemen olduğu dönemde (1923-1943) hemen hemen bütün film üretimi kurdu. 1930’dan başlayarak Duce’nin oğlu Vittorio Mussolini’nin denetlediği resmi sinemanın dışında çalışan yönetmenler çok az sayıda, nitelikli film gerçekleştirebildiler. 1935’te kurulan Cinecittâ stüdyolarında, birçok ticari nitelikli film çevrildi: Mario Camerini’nin (1895-1981) bulvar komedileri; Gallone’nin 1886-1973) tumturaklı destanları ve melodramları; Genina’nın (1892-1957) filmleri ve Blasetti’nin (doğ. 1900)1860 (1933) gibi filmleri. Söz konusu resmi sinemanın üslup ve anlayışına karşı, 1940’tan başlayarak, estetik açısından bir tepki belirdi. Biçimciliğin aşırı derecede üstünde duran bu yeni okula bağlı sinemacılara “kaligraflar” adı verildi: Renato Castellani’nin (doğ. 1913) Un colpo dipistola’sı (Bir El Ateş, 1941); Mario Soldati’nin (doğ. 1906) Piccolo mondo antico’su (Küçük Antik Dünya, 1941); Alberto Lettuada’nın (doğ. 1914) Giocomo l’idealista’sı (İdealist Giacomo, 1942); Luigi Chiarini’nin (1900-1975) filmleri. Ama öbür yapıtlar, bir yemliğin habercisi oldular: Bunlar aynı dönemde, De Robertis’in (1902-1959) [S.O.S. 103, 1940] ve Roberto Rossellini’nin (1906-1977) [La Nave bianca (Beyaz Gemi, 1942)] çevirdikleri belgesel filmlerdi. Faşizm dönemi sonunun en dikkat çekici yapıtı, Luchino Visconti’nin (1906-1976) Tutku’su (Ossessione, 1942) oldu.

Advertisement

YENİ-GERÇEKÇİLİK AKIMININ BAŞYAPITLARI

Roberto Rossellini ve Luchino Visconti. Giuseppe De Santis (doğ. 1917) ve Vittorio De Sica (1901-1974) ile birlikte, savaş sonrası İtalyan sinemasının en önemli okulu olan yeni-gerçekçilik akımının yaratıcısı oldular: Rossellini’nin Roma, Açık Şehir’i (Roma, Cittâ aperta, 1945) ve Paisa ‘sı (1946); Vittorio De Sica’nın Bisiklet Hırsızları (Ladri di biciclette, 1948) adlı filmi; Visconti’nin Yer Sarsılıyor u (La Terra trema, 1948); De Santis’in Caccia tragice’si (Feci Av, 1947); vb. Bununla birlikte, 1950’den başlayarak Visconti Günahkâr Gönüller (Senso, 1954) ile yeni-romantizme, Rossellini de Viaggioinîtalia (İtalya’da Yolculuk, 1954) ile içtenciliğe, îndia (1958) ile de belgesele yönelirken, Federico Fellini ve Michelangelo Antonioni yeni-gerçekçilikten hareket ederek kısa sürede kendilerine özgü bir üslup yarattılar. Fellini taşra yaşamının gerçekçi ve eleştirel bir görünümünü (Aylaklar [İ Vitelloni, 1953]) sunduktan sonra, Sonsuz Sokaklar (La Strada, 1954) üe gizemcilikle donanmış bir hümanizme doğru yöneldi, daha sonra da Sekiz Buçuk (Otto e Mezzo, 1962) ile gerçeküstücü bir anlatıma ulaştı. Birbirine daha benzer yapıda olan Antonioni’nin yapıtları, modern insanın yalnızlığı ve tedirginliği üstüne uzun bir sorgulama olarak ortaya çıktı. Ama bu uzlaşmaz sinemacının ilk filmlerindeki karamsar ve özlü üslubu, İl Deserto rosso (Kızıl Çöl, 1964) filminden başlayarak belirli bir özenticiliğe kaydı.

Brecht’in etkisinde kalan Francesco Rosi (1922-1977), filmlerine bir soruşturma biçimi vererek siyasal sinemayı yenilemeye çalıştı: Salvatore Giuliano (1961); İl Caso Mattei (Mattei Olayı,1972 ); Cadaveri eccellenti (Şahane Cesetler, 1976).

İtalyan sinemasında gülmece Pietro Germi (1914-1974), Mario Monicelli (doğ. 1915) ve Dino Risi (doğ. 1916) üe başardı biçimde temsil edildi. Visconti ve Fellini’den kaynaklanan barok akım, genç sinemacıların yapıtlarıyla sürdü: Marco Bellochio’nun (doğ. 1942) İn nome del padre ‘si (Tanrı Adına, 1972); Bernardo Bertolucci’nin (doğ. 1940) Düzen Adamı (İl Conformista, 1970) adlı filmi, Paris’te Son Tango’su (Last Tango in Paris, 1972) ve 1900’ü (1975); Pier Paolo Pasolini’ nin (1922-1975) alegorik filmleri Teorema (Teorem, 1968) ve Salö (1975). Ermano Olmi(doğ. 1931)İl Posto ‘sunda (1961) getirdiği toplumsal yaklaşımla yeni-gerçekçiliğe yaklaşırken, Elio Petri (1929-1982) de siyasal amaçlı anlatımında aşırdığa kaçtı: La Classe operaia va in paradiso (İşçi Sınıfı Cennete Gider, 1972); Todo Modo (1976).

Marco Ferreri’ye (doğ. 1928) gelince, en etkileyici iki filmini Fransa’da çevirdi: La grande abbuffata (Büyük Tıkınma, 1972); L’Ultima donna (Son Kadın, 1976).

Ticari nitelikli tarihsel tür ise Vittorio Cottafavi (doğ. 1914), Ricardo Freda (doğ. 1909) ve aynı zamanda İtalyan westerninin yaratıcısı Sergio Leone tarafından temsil edildi. Son yıllarda İtalyan sineması Pietro Germi, Vittorio de Sica, Luchino Visconti ve Pier Paolo Pasolini gibi ustalarım yitirirken, Federico Fellini üretimini sürdürdü: Casanova (1976); Orkestra Provası (Prova d’orchestra, 1978); Kadınlar Kenti (Cittâ delle donne, 1980). Öte yandan Michelangelo Antonioni de Yolcu’ya (İl Passagero 1974) yaptı. Dino Risi yergisel komediyi Kadın Kokusu (Profumo di Donna, 1975), Anima persa (Kayıp Ruhlar, 1976), Yeni Canavarlar (ortak yapıt, 1978) ve Caro papa (Sevgili Babam, 1979) ile en üst düzeyine ulaştırdı. Luigi Comencini (doğ. 1916) ile Mario Monivelli de aynı türde başarılı yapıtlar vermeyi sürdürdüler. Siyasal film alanında Francesco Rosi ve Elio Petri’nin yanı sıra Francesco Maselli (doğ. 1930), Ettore Scola (doğ. 1931),Vittorio Taviani (doğ. 1929) ve Paolo Taviani (doğ. 1931) [bu iki kardeşin birlikte gerçekleştirdikleri filmler Allonsanfan (1974), Babam ve Ustam (Padre Padrone, 1977), vb’dir]) sayılabilir.

Advertisement


Leave A Reply