Jean Renoir Kimdir?

0

Jean Renoir kimdir? Jean Renoir hayatı, biyografisi, eserleri, filmleri ve sinema kariyeri hakkında bilgi.

Jean RenoirJean Renoir; (15.9.1894 – 12.2.1979)

Advertisement

Empresyonist ressam Auguste Renoir‘ın oğlu olan Jean Renoir, Paris’in sanatçı mahallesi Montmartre’da dünyaya geldi. 1919’da babasının modellerinden biri olan Andre Heuschling ile evlendi. Karı-koca, Erich von Stroheim ile Charlie Chaplin’in filmlerinden etkilenerek filmciliğe başlamadan önce, seramik sanatçısı olarak hayatlarını kazanıyorlardı. Renoir, babasının tablolarından bazılarını satarak kurduğu film prodüksiyon şirketinin kuruluş sermayesini 1924’te bir araya getirebildi. Karısı adını Catherine Hessling olarak değiştirdi ve o tarihten itibaren Renoir’ın filmlerinin başrol oyunculuğunu üstlendi.

1924: Stilinin Şekillenmesi Renoir önceleri o yıllarda moda olan öncü (avant-garde) sinemaya yöneldi. Örneğin bir nehir teknesinde yaşayan öksüz bir kızın öyküsünü anlattığı, ilk yönetmenlik denemesi olan La fille de l’eau’da (Su Kızı, 1924) olduğu gibi. Emile Zola‘nın romanından sinemaya uyarladığı yüksek bütçeli Nana (1926) adlı filminde Renoir, ilk defa realist bir kişilik tasvirine yer verdi. Bu filmin başarısızlığa uğramasıyla iflasa sürüklenen Renoir, bundan sonraki yıllarda gerçekleştirdiği projelerinde prodüktörlerin arzularına boyun eğmek zorunda kaldı. İlk sesli filmi olan On purge bebe’yi (1931) tamamen seyircinin zevkine göre uyarladı. Mizah dolu bir anlayışla filme ses efektleri kattı. Bu film büyük beğeni kazanınca, Renoir ondan sonraki projelerini kendi tasarımlarına uygun olarak gerçekleştirebildi.

1931: Parasal Bağımsızlık 1931’de çektiği La chienne (Dişi Köpek), “film noir” (kara film) öncülerinden biriydi. Kuşkulu bir tip olan bir kızla yaşadığı ilişki yüzünden toplumdaki itibarını kaybeden bir banka veznedarının öyküsünü anlatan bu filmde Renoir’ı ünlü yapan teknik özellikler göze çarpıyordu. Bunların arasında orijinal mekânlarda kaydettiği doğal seslerle, vals adımıyla dahi dans edebilen, hareketli kamera sayılabilir. Toni (1934) ve Le erime de Monsieur Lange’da (Mösyö Lange’ın Suçu, 1935) Renoir’ın giderek politikaya karşı duyduğu ilgi sezilmektedir. Sosyal farkların doğurduğu sonuçlan iç karartıcı bir biçimde anlatabilmek için Renoir, 40’lı yıllarda gelişen İtalyan Yeni-Gerçekçiliğini zamanından önce kullandı. Birinci Dünya Savaşını fon alarak ordudaki sınıf ayrımcılığının etkilerini anlattığı La grande illusion (Harp Esirleri/Büyük Aldanış, 1937) adlı barışçı filmiyle Renoir en büyük ticari başarısına ulaştı.

1939: Başyapıtı Renoir La regle du jeu (Oyunun Kuralı) adlı yapıtında sanatsal film ile toplumsal eleştiriyi mükemmel bir biçimde birleştirdi. Soylularla uşakların yazlık bir sarayda geçen bir davette dışarıya karşı sergiledikleri geleneklere uyma çabasına karşın ikiyüzlülükleri acımasızca ortaya serilmektedir. 45 yaşındaki Renoir İtalya’da yanda kalan bir film projesinin ardından (1940) ABD’ye göç etti.

Advertisement

1949: Amerika Döneminin Başlangıcı Renoir Hollywood’da çevirdiği filmlerde sanatsal açıdan savaş öncesi filmlerinin kalitesini yakalayamadı. Yine de sürgündeki hayatına alışmaya çalışırken, Amerikan film yapımcılık tarzına uymayı oldukça iyi becerdi. Bu dönemin doruk noktasını The Diary of a Chambermaid (Bir Oda Hizmetçisinin Güncesi, 1946) adlı filmi oluşturmaktadır.

1950: Yaşlılık Yapıtı Fransız yönetmen son yapıtlarında ilk başyapıtlarına yaklaştıysa da bunlarda eski filmlerindeki yoğunluğun eksikliği kendini hissettirmektedir. Renoir 1951’de Ganj nehrindeki hayatla ilgili olarak Hindistan’da çektiği The River (Rüya Gibi Geçti) adlı filmin çalışmaları bitince, bundan böyle daha çok tanınmış oyuncularla beraber çalışacağı Avrupa’ya döndü.

Renoir 1969’da Le petit theatre de Jean Renoir (Jean Renoir’ın Küçük Tiyatrosu) ile sinemadan çekildi. Anılarını tamamladıktan sonra, 1975’te sinemaya yaşam boyu katkılarından dolayı Şeref Oscarı ile ödüllendirilen yönetmen 85 yaşında Hollywood’da hayata gözlerini yumdu.


Leave A Reply