Jeolojik Zamanlar ve Özellikleri

0
Advertisement

Jeolojik zamanlar denilince ne anlıyoruz. Jeolojik zamanların tamamı hakkında ve Anadolunun ve dünyanın oluşumunun jeolojik olarak anlatımı.

Dünya
Dünyanın kuruluşundan bugüne kadar geçirdiği geniş devrelere denilmektedir. Bugüne kadar yapılan çeşitli araştırmalar sonunda dünyanın 3 – 4.000.000.000 yaşında olduğu tahmin edilmektedir. Bu muazzam zamanın yarısından çoğu dünyanın katılaşması ile geçmiş ve ancak ondan sonra en ilkel şekliyle hayat başlamıştır. Jeolojik Zamanlar çizelgemizde genel olarak Prekambriyen Devre diye gösterilen ve 3.000.000.000 yıldan fazla süren bu ilk devrenin sonlarına doğru 620.000.000 yıllarında yumuşak dokulu bitki ve hayvanların yaşamaya başladığı bilinmektedir. Memleketimizde bu ilk devirden kalma yerlere Trakya ve Anadolu’da rastlamak mümkündür. Trakya’da, Meriç’ten başlayarak Çatalca ve Karadeniz kıyılarına kadar uzanan kesimle Anadolu’da Milâs-Uşak arasındaki yerlerin Prekambriyen devreden kalma olduğu tespit edilmiştir.

Kesin olarak devirlere ayrılmayan Prekambriyen devreden sonra başlayan Birinci Zaman (Paleozoik) başlıca 5 devire ayrılabilmektedir. Her biri 30- 60.000.000 yıl süren bu devirler boyunca canlılar aleminde büyük gelişmeler olmuştur. İlk hayvanların karalara çıkması, zamanımızdaki zengin maden kömürü yataklarını meydana getiren uçsuz bucaksız ormanların görünmesi bu devire rastlar. 250.000.000 yıldan fazla süren Birinci Zaman’da kanat genişliği 70 santimi bulan böcekler (libellül); kabuklular (trilobit), kafadanbacaklılar, karındanbacaklılar gelişmiş, ilk omurgalı hayvanlar olan balıklar, sonra kurbağalar, kertenkeleler yaşamış ve gelişmiştir.

Memleketimizde Birinci Zamanın Silür, Devon, Karbon ve Perm devirlerinin yereylerine rastlanmaktadır. İstanbul’da Çamlıca ve Adalarda Silür Devri yereylerine rastlandığı gibi, İstanbul, Bartın, Van gibi yerlerde Devon Devri yereyleri geniş ölçüde göze çarpmaktadır. Bilhassa İstanbul’da tortul külte ve fosil bakımından zengin yereyler vardır. Ankara, Zonguldak, İznik ve Kozlu çevrelerinde Karbon Devri, gene Ankara ile İznik-Bursa arasında Perm devri yereylerine rastlanmıştır.

İkinci Zaman’ın (Mezozoik) süresi 70.000. 000 yıl kadardır. Bu devrenin en tipik canlıları çok çeşitli türleri olan dinozorlardır. Dinozorlar İkinci Zamanın başlarında görünmüş ve 70.000.000 yıl boyunca dünyaya hakim olduktan sonra zamanın sonu olan 130.000.000 yıllarında nesilleri tükenmiştir. İlk memelilerin ve kuşların görünüşü de bu zamana rastlar. Bu ilk kuşlar kanat açıklıkları 8 metreyi bulan dev hayvanlardı. Pterodaktil denen uçan sürüngenler de bu devirde yaşamıştır.

Advertisement

Memleketimizde İkinci Zaman’ın her üç devrine ait yereylere de rastlanmaktadır. Anadolu’nun güney kıyıları, İzmir, Balıkesir, Amasya, Tokat, Bolu, Eskişehir bölgelerinde Jura; Karadeniz kıyılarının önemli bir kesimi ile Sivas – Malatya, Mardin – Malatya arasında, Kocaeli’nde Tebeşir yereylerine rastlanır.

Senozoik Devre içinde kalan Üçüncü ve Dördüncü Zaman’ın süresi 70.000.000 yıl kadardır. Bunun yalnız 1.000.000 yılı Dördüncü Zaman’a aittir. Bu bakımdan süresi İkinci Zamana kadar uzun olan Üçüncü Zaman canlıları en büyük gelişmeyi geçirmişlerdir. İlk eteneli memeliler, maymunlar, büyük etoburlar bu zaman süresince meydana gelmiştir. Hortumlular’dan fil, mastadon ve dinoteryumlar bu zamanda yaşamış, bunlardan mastadon ve dinoteryumların nesli gene aynı zaman içinde son bulmuştur. Memelilerden sığır, koyun, deve, at gibi hayvanlar da gene bu zamanda yaşamışlarsa da insan henüz meydana çıkmamıştır.

Memleketimizin birçok bölgeleri Üçüncü Zaman’da meydana gelmiştir. Trakya’nın önemli bir parçası ile İstanbul dolayları, güneybatı Anadolu’nun bazı kesimleri, Çanakkale, Gelibolu, Eosen, Oligosen ve Miyosen devirlerinde teşekkül etmiştir. Pliyosen devri yereylerine de Orta Anadolu ve bilhassa Konya Ovası girer. Karadeniz, Ege ve Marmara Denizleri bu devrede çökmüş ve memleketimizin asıl şekli böylece Üçüncü Zaman’ın sonunda meydana gelmiştir. Bununla beraber boğazların açılması Dördüncü Zaman’ın başına rastlar.

Dördüncü Zaman’ın başlarında insanın ilk şekli meydana çıkmış, başka canlılarda da türlü gelişmeler olmuş, bazılarının da nesli tükenmiştir. Mamutlar, mağara ayıları ve aslanları, büyük boynuzlu geyikler nesilleri son bulanlar arasındadır. Nihayet 11.000 yıl kadar önce bugünkü insanın atası olan ilk insanlar yaşamaya başlamış ve bundan sonra geçen süre içinde tarih öncesi çağları birbiri ardı sıra gelmiştir.

Advertisement

Bu zaman içinde Ege Denizi’nin oluşu tamamlanmış, İstanbul ve Çanakkale Boğazları meydana gelmiştir.

Yeryüzünün Geçirdiği Değişiklikler

Dünyanın oluşundan bugüne kadar geçen zaman boyunca yeryüzünün görünüşü birçok değişiklikler geçirmiştir. Prekambriyen Devre’nin sonlarına doğru Kuzey Amerika’da bugünkü büyük göller bölgesinden başlayarak, İngiltere ve İskandinavya üzerinden Sibirya’ ya kadar uzanan Huron Sıradağları meydana gelmiştir.

Birinci Zaman’ın başlangıcında yeryüzü birkaç adadan ibaretti. Silür ve Karbon devirlerinde iki büyük sıradağ kıvrımı meydana geldi. Birinci Zaman’da yeryüzünde üç büyük kıta olduğu sanılmaktadır. Bunlar:
1 — Bugün İskandinavya, İngiltere, Kanada ve Grönland’ın bulunduğu alanı kaplayan Kuzey Atlantik Kıtası,
2 — Çin ve Sibirya’nın bulunduğu yerdeki Çin-Sibirya Kıtası
3 — Afrika, Hindistan, Hint Okyanusu, Atlas Okyanusu ve Güney Amerika’nın bir kısmını kaplayan Gondvana kıtalarıydı.

Advertisement

Birinci Zaman da ekvatordan Kuzey Kutbuna kadar olan bölgelerde sıcak iklim hüküm sürdüğü, buna karşılık Güney Kutbu’nun soğuk olduğu anlaşılmaktadır.

İkinci Zaman başında Kuzey Atlantik Kıtası ile Çin-Sibirya Kıtası birleşmiştir. Zamanın ortalarında Gondvana kıtası parçalanmış,
1 — Brezilya – Afrika Kıtası
2 — Avustralya Kıtası
3 — Madagaskar – Hindistan Kıtası meydana gelmiştir.

İkinci Zaman’ın sonlarında Brezilya – Afrika kıtasının birbirinden ayrılması sonucu olarak Güney Atlas Okyanusu meydana çıkmıştır. Bu zaman içinde kutup bölgelerinde iklim oldukça sıcak olduğu anlaşılmaktadır.

Zamanımızdaki sıradağların en önemlileri Üçüncü Zaman içinde meydana gelmiştir. Bunlar Alpler, Apenninler, Himalayalar, Kuzey Amerika’daki Kayalık Dağlar, Afrika’da Atlas Dağları, Kuzey ve Güney Anadolu Dağları, Karpatlar ve Pireneler’dir. Üçüncü Zaman’ın sonunda Kuzey Amerika Avrupa’dan ayrılmış, buna karşılık Çin-Sibirya Kıtası Avrupa’yla birleşmiştir. Ekvatorun kuzey ve güneyindeki kıtalar arasında bulunan Tetis denizi küçülmüş, Akdeniz ortaya çıkmıştır. Bu denizin güneyinde Orta Asya, Hazar Denizi, Aral Gölü, Macaristan ve Romanya’yı içine alan bir başka deniz vardı. Bu deniz Zamanın sonunda baş gösteren kuraklıkla parçalandı. Yerinde bir takım küçük denizler, göller meydana geldi. Bunlardan bir kısmının suyu tatlı, bir kısmınınki tuzluydu. Nitekim Karadeniz’in suyu Dördüncü Zaman’ın başına kadar tatlıydı. Üçüncü Zaman sonunda Tiren kıtası çökerek yerini Tiren Denizi’ne bıraktı, Cebelitarık Boğazı açıldı, Ege Denizi meydana geldi.

Advertisement

Dördüncü Zaman’da İstanbul ve Çanakkale boğazlarının açılması sonunda suyu tatlı olan Karadeniz, Akdeniz’den gelen suların etkisiyle tuzlanmıştır. Burada yaşayan tatlı su balıkları ölmüş ve suyun dibine çökmüşlerdir. Bunların cesetlerinin yaptığı kimyasal etkiler sonunda meydana gelen kükürtlü gazlar Karadeniz’in derinliklerinde canlıların yaşamasına imkan vermez. Bugün de Karadeniz’in 400 metreden derin olan yerlerinde hiçbir canlı yaşamaz. Üçüncü Zaman sonlarında meydana gelen büyük iklim değişiklikleri kuzey yarım küresinde bütün Avrupa’nın, Amerika’nın, Asya’nın kuzeyini kaplayan kalın buz tabakasının teşekkülüne sebep olmuştur. Bazı yerlerde buzulların kalınlığı 2.000 metreye yaklaşıyordu. Zamanla buzuliar erimeye ve gerilemeye başladı. Dünyanın bugünkü şekli meydana çıktı.


Leave A Reply