Josephus Kimdir?

0
Advertisement

Josephus (İosephus Flavios) kimdir ve ne yapmıştır? Josephus hayatı, biyografisi, askerlik yaşamı ve tarihteki yeri hakkında bilgi.

Josephus (İosephus Flavios)

Josephus (İosephus Flavios); Latince Flavius İosephus, İbranice Mattitiyahu Ben Yasef Hakohen. Yasef Ben Mattias olarak da bilinir (d. İS 37/38, Kudüs – ö. İS y. 100, Roma), Yahudi din adamı, bilgin, tarihçi ve askerdir. Yapıtları, Eski Yahudi tarihi ve 66-70 arasındaki Yahudi ayaklanması konusunda önemli birer kaynak niteliğindedir.

Gençliği. İosephos Kudüslü aristokrat bir kohen ailesinin çocuğuydu. Kendisinin anlattığına göre daha 14 yaşındayken, üst düzeydeki din adamları Yahudi şeriatı konusunda ona danışırdı. On altı yaşından sonra İosephos, Hz. İsa döneminde Yahuda’da ortaya çıkan çileci Yahudi tarikatlarından birinin üyesi münzevi Bannus ile birlikte insanlardan uzak üç yıl geçirdi.

Kudüs’e döndükten sonra Ferisilere katıldı; sonradan Romalılarla işbirliği yapmasını anlamak açısından bu olay büyük önem taşır. Yeni Ahit’te kendilerinden pek övgüyle söz edilmemesine karşın Ferisiler, sofuluk derecesinde dindar Yahudilerdi ve Tora’ya (Musa’nın Beş Kitabı) katı bir biçimde uyulmasından yanaydılar. Ama Zelotlar gibi savaşçı mezheplerin keskin Yahudi kavmiyetçiliğine hiçbir biçimde yakınlık duymuyor, dolayısıyla da dinsel bağımsızlığın korunması koşuluyla Roma yönetimine bağlanmakta sakınca görmüyorlardı.

Advertisement

İS 64’te İosephos, Roma’da hapis tutulan ve kendisinin de tanıdığı bazı Yahudi din adamlarının serbest bırakılmasını sağlamak üzere gönderilen elçilik heyetinde yer aldı. Orada, İmparator Neron’un ikinci karısı Poppaea Sabina ile tanıştı ve onun yardımları sayesinde heyet amacına ulaştı. Bu ziyaret sırasında İosephos, Roma’nın gelişkin kültüründen ve yaşam düzeyinden, özellikle de askeri gücünden çok etkilendi.

Askerlik yaşamı. Roma yönetimine karşı genel bir ayaklanmanın başlamasından hemen önce Kudüs’e döndü. İS 66’da Yahudalılar, fanatik Zelotların da kışkırtmasıyla Romalı procurator’u kovarak Kudüs’te kendi yönetimlerini kurdular. Kohenler zümresinden olanların çoğu gibi İosephos da bir uzlaşmaya varılması yönünde çaba gösterdi, ama sonunda isteksizce de olsa ayaklanmaya katıldı. Ilımlı tutumuna karşın Celile bölgesinin komutanlığına getirildi. Pek güvenilir sayılamayacak olan kendi ifadesine göre, Giskalalı İoannes’in önderliğindeki Celileli direnişçilerin düşmanca tutumundan ötürü uzlaşma çabalan sonuçsuz kaldı. Silahlı direnişin sonuç vermeyeceğini kavramakla birlikte İosephos, yaklaşan dev Roma ordusuna karşı kuzeydeki kentlerin savunmasını güçlendirmeye girişti.

Komutan Vespasianus önderliğinde İS 67 ilkbaharında Celile’ye ulaşan Roma ordusu, kuzeydeki Yahudi direnişini kırmakta zorluk çekmedi. İosephos, İotapata Kalesi’ni 47 gün savunmayı başardı; kent Romalıların eline geçince de 40 adamıyla birlikte yakındaki bir mağaraya sığındı. Ama mağarada adamları, teslim olmaktansa ölme kararı alınca ne yapacağını şaşırdı. Kendini öldürmenin ahlak dışı olduğunu savunarak herkesin sırayla yanındakini öldürmesini önerdi; önce kimin öleceği ise kurayla belirlenecekti. İosephos bir yolunu bularak sonuncu olmayı başardı ve kendisiyle birlikte sağ kalan kişiyi Romalılara teslim olmaya ikna etti.

Zincire vurulup Vespasianus’un karşısına çıkarıldığında kâhince bir tutum takınarak komutanın yakında imparator olacağını söyledi; İmparator Neron’un Haziran 68’de ölmesiyle bu kehanet belli bir inandırıcılık kazanacaktı. Böylece ölümden kurtulan İosephos, iki yıl Roma ordugâhında tutsak kaldı. Vespasianus İS 69 sonlarında kendi birliklerince imparator ilan edilince de serbest bırakıldı. Bu tarihten sonra Romalıların hizmetine girdi ve Vespasianus’un soyadı olan Flavius’u adına ekledi; bununla birlikte, yapıtlarının çoğunu bu dilde yazdığı için kendisi de Yunanca adıyla tanınmıştır. İosephos, daha sonra Vespasianus’la birlikte gittiği İskenderiye’de üçüncü kez evlendi. (İlk karısı İotapata kuşatması sırasında kaybolmuş, ikinci karısı da Yahuda’dayken onu terk etmişti.) Ardından Vespasianus’un oğlu Titus’un komutasındaki Roma ordusunda İS 70’teki Kudüs kuşatmasına katıldı. Romalılarla isyancılar arasında arabuluculuk yapmaya çalıştıysa da Yahudiler dönekliği yüzünden ondan nefret ettikleri, Romalılar da bir Yahudiye sonuna kadar güvenmedikleri için başarıya ulaşamadı. Kentin düşmesi ve Kudüs Tapınağı’nın yerle bir edilmesinden sonra Roma’ya yerleşti. Yaşamının geri kalan bölümünü, imparatorun koruması altında tarih çalışmalarıyla geçirdi.

Advertisement

Tarih çalışmaları. İlk yapıtı Peri tou İoudaikou polemou’yu (75-79; Yahudi Savaşı Tarihi) Vespasianus’un iktidarının sonlarına doğru yedi cilt olarak yazdı. Kitabın Aramca özgün metni kayıptır, ama günümüze ulaşan Eski Yunanca çevirisi de İosephos’un denetiminde yapılmıştır. Yapıtta, İÖ 2. yüzyıl ortalarından başlayarak Yahudi tarihini ana hatlarıyla anlatan İosephos, İS 66-70 arasındaki büyük ayaklanmayı ayrıntılı biçimde ele alır ve özellikle Roma lejyonlarının yenilmezliğini vurgular. Bir amacı da, Mezopotamya’da sürgünde bulunan ve hâlâ ayaklanmayı düşünen Yahudileri Roma ordusuna direnmenin anlamsızlığına inandırmaktır. Yapıt, özellikle Kudüs kuşatmasının anlatıldığı bölümde, edebi açıdan çok başarılıdır. Yunanca metnin, sonraki yapıtlarının tersine çok akıcı ve incelikli bir üslubu olması, İosephos’un Yunanlı yardımcılarından önemli ölçüde etkilendiğini ortaya koymaktadır. Yahudi ayaklanması konusunda başlıca kaynak olan yapıt, Romalıların askeri taktik ve stratejileri hakkında da önemli bilgiler sağlar. Bununla birlikte İosephos’un Yahudilere karşı son derece düşmanca bir tutum takınması nesnelliğine gölge düşürmüştür.

Roma’da kendisine yurttaşlık hakkı tanınan ve düzenli bir gelir bağlanan İosephos, Vespasianus, Titus ve Domitianus’un imparatorluk dönemlerinde sarayda önemli bir yere sahip oldu. Ayrıca Yahuda’da bulunan vergiden muaf mülkünden de gelir elde ediyordu. Bu arada üçüncü karısını boşayarak büyük bir mirasın vârisi olan Giritli bir kadınla evlenmiş ve çocuklarına Romalı adları vermişti. Yahudiler ise dönek ve vatan haini olduğu için kendisinden nefret ediyorlardı. Bütün bunlara karşın İosephos, hiçbir zaman Yahudilikten vazgeçmedi. İS 93’te tamamladığı, 20 ciltlik en büyük yapıtı İoudaike arkhaiologia’da (Yahudilerin Tarihi) yaratılıştan başlayarak 66-70 arasındaki ayaklanmanın hemen öncesine değin. Yahudi tarihini anlattı. Kimi zaman Latince adıyla Antiquitates Judaicae olarak anılan yapıt, Yahudiliği Helenistik dünyaya hoş gösterme çabasının bir ürünüydü: İosephos, Neviim’den hemen hemen hiç söz etmemiş, Tevrat’taki öyküleri süsleyerek aktarmış, Yahudi şeriatı ve kurumlarının akılcılığını vurgulamıştı; böylece, Yahudiliği fanatikliğinden sıyırıp kültürlü ve akılcı insanlar için çekici duruma getirmeyi amaçlıyordu. Tarihsel içeriği biraz tutarsız ve derme.çatma olan yapıt bu niteliğiyle, o sıralarda artık 60’ına yaklaşmakta olan yazarın yorgunluğunu yansıtmaktadır. Ama bütünüyle ele alındığında, başka türlü kaybolup gidecek olan kaynakları bir araya getirdiğinden Yahudi tarihi açısından büyük değer taşır. Yapıtın 18. cildinde Hz. İsa’nın tanrısal doğasına ilişkin bir araştırmanın yer aldığı bölüm çok ünlüdür; ancak bu bölümü İosephos’un değil, daha sonra metni kopya eden bir Hristiyanın yazdığı ya da en azından tahrif ettiği yaygın bir kanıdır.

İoudaike arkhaiologia’nın sonuna losepou bios (İosephos’un Yaşamı) başlıklı bir bölüm eklenmiştir. Bu, bir otobiyografiden çok, İosephos’un ayaklanma sırasında Celile’de yaptıklarının savunulmasıdır ve ayaklanmadan onu sorumlu tutan düşmanı Taberiyeli Iustus’un suçlamalarına karşı yazılmıştır. Bu bölümde İosephos, kendisini her zaman Roma’ya sadık kalmış, dolayısıyla da Yahudi ayaklanmasına daha başından ihanet etmiş biri olarak gösterir; böylece daha güvenilir sayılan Peri tou İoudaikou polemou’da anlattıklarıyla çelişkiye düşer. Genellikle Latince adı Contra Apionem ile bilinen Pros Apiona ise (Apion’a Karşı) İosephos hakkında daha kesin bilgiler sağlar. Bu yapıtın iki cildinden ilki, Helenistik yazarların Yahudilere yönelttiği çeşitli suçlamalara bir yanıttır. Yahudiliğin ahlak açısından Helenizmden üstün olduğunu savunan ikinci ciltse İosephos’un dinine ve kültürüne bağlılığını gösterir.

Değerlendirme. İosephos, eski çağlardaki tarih yazarlarının çoğunun düştüğü yanlışlardan kurtulamamıştır: Çözümlemeleri yüzeysel, kronolojisi yanlış, olguları anlatışı abartılı ve içtenlikten uzaktır. Özellikle de kendisiyle ilgili bölümlerde öznellikten kurtulamamış, adını lekeleyebilecek durumlarda gerçekleri çarpıtmaktan kaçınmamıştır. Yunanca yazdığı yapıtlarının üslubu ise, çoğunlukla adına eklenen “Yunanlı Livius” yakıştırmasını hak edecek kadar parlak değildir. Gene de İosephos, Yahudilik ve Helenizm geleneklerini kişiliğinde birleştirmiş, Roma’nın dindışı yaşamıyla Tevrat’ın dinsel mirası arasında, bir bağ oluşturmuştur. Verdiği bilgiler Roma imparatorluğu egemenliğindeki halkların düşünce biçimlerinin kavranmasına da yardımcı olur.

Advertisement

Leave A Reply