Kadın Haklarının Tarihsel Gelişimi

0

Kadın hakları nedir? Kadın hakları tarih boyunca nasıldı? Türkiye’de kadın hakları ile ilgili gelişmeler nelerdir? Kadın haklarının tarihçesi.

Kadınlar ve Atatürk


Kadın Haklarının Tarihsel Gelişimi

Kadın, insanlığın ilkel çağlarında kısa bir süre anaerkil aile tipinde, üstün duruma yükselmişse de bütün sonraki tarih çağları kadını, toplumda, ailede ikinci plâna geçirmiştir. Hristiyanlık kadına bazı haklar tanıdıysa da, toplum bunları gereği gibi geliştirmemiştir.

XIX. yüzyıl boyunca, Avrupa’da, Amerika’ da kadınlar erkeklerle eşit haklara sahip olmak için büyük savaşmalara giriştiler. Özellikle, kadınlara siyasi hakların tanınması yolundaki gayretler XX. Yüzyılın başlarında Avrupa’yı, Amerika’yı sarmıştır.

İki dünya savaşı arasındaki devrede birçok ülkeler toplumsal ve siyasal hayatta kadınları erkeklerle eşit duruma yükselten kanunlar kabul ettiler İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra UNESCO bu konuyu ele aldı, dünya devletlerini Birleşmiş Milletler çerçevesi içinde “Kadın Hakları Beyannamesi” çevresinde toplamaya çalıştı. Bu gayretlerin kısa bir süre içinde gerçekleşmesi beklenmektedir. Bugünkü durumda kanunlardaki cins tefriki yapan hükümler kaldırılmış olmakla beraber, kadın, evrensel ölçüde hak eşitliğine kavuşmuş değildir. Hâlâ aile içinde, fiilen bazı memleketlerde kanunen, kadının mevkii, erkeğe nazaran bir adım geridedir.

Türkiye’de Kadın Hakları

Atatürk, 3.2.1923’te İzmir’de yaptığı bir konuşmada, kadının en büyük görevini analık olarak gösterdi, bunun başarıyla yerine getirilebilmesi için kadınlara erkeklerin gördüğü bütün öğrenim kademelerinin açılmasının gerektiğini, artık kadınların, toplumsal hayatta erkekle birlikte yürüyeceklerini, birbirlerine yardımcı olacaklarını belirtti. Nitekim Cumhuriyet devri kanunlarında kadın hakları kesin çizgilerle çizildi, kadın erkek eşitliği prensip olarak kabul edildi.


Türk Medeni Kanunu, kadın erkek eşitliğini özel hukuk alanında hiç eksiksiz sağladı, O tarihe kadar, mirasta, karı koca münasebetlerinde, hattâ şahitlikte bile erkekten farklı bir muameleye tabi tutulan kadın, Medeni Kanun’la, yargıcın önünde erkeğe eşit bir mevkiye yükseldi. Kadının, borç ve alacak iktisabında, ticaret ve iş alanında hürlüğü, serbestliği ve eşitliği tanındı.

1930 tarihli Belediye Kanunu, seçme ve ‘ seçilmede kadınla erkeği eşit tutmuştur. Böylece kadınlara belediye seçimlerinde hak tanınması çok ileri bir adım oldu.

İkinci adım, 1933’te atıldı Köy Kanunu değiştirilerek, kadına, köyde muhtar ve ihtiyar heyetini seçmek, muhtar ve ihtiyar heyeti üyesi seçilmek hakkı verildi.

Asıl büyük hamle, yasama organlarına seçme ve seçilme yolunun kadına açılmasıyla oldu. 1924 Anayasasının 10. ve 11. maddeleri 1934’te 2599 sayılı kanunla değiştirildi, bu sayede, Türk kadını, Büyük Millet Meclisi seçimlerinde seçmek ve seçilmek hakkı kazandı.


Böylece, birçok Batı memleketlerinden daha çabuk ve daha geniş ölçüde, erkeklerle eşit haklara kavuşan Türk kadını, 1961 tarihli yeni Anayasada da korunmuştur. 12. madde, Türkiye’de, cinsiyet farkı gözetilmeksizin, herkesin kanun karşısında eşit olduğunu kabul etmiştir. Anayasa, diğer kamu haklarında da, kadınla erkek arasında hiçbir ayırım yapmamıştır. Hatta, 43. maddede, çalışma şartları bakımından kadınların, gençler ve çocuklarla birlikte özel surette korunacağı, belirtilmiştir.





Bir Yorum Yazmak İster misiniz?