Kafa İle İlgili Deyimler ve Anlamları Açıklamaları – Kafa İle Deyim

0

İçinde kafa kelimesi geçen deyimler nelerdir? Kafa kelimesinin kullanıldığı deyimlerin anlamları. Kafa ile ilgili deyimlerin açıklamaları ve anlamları.

kafa ile ilgili deyimler

Advertisement

Kafa İle İlgili Deyimler ve Anlamları

  • ***(birinin) kafasını vurmak
    esk. bir kimsenin kafasını kesmek.
  • ***(biriyle) kafa bulmak
    alay etmek.
  • ***her kafadan bir ses çıkmak
    bir konu üzerinde herkes rastgele konuşmak: “Her kafadan bir ses çıkıyor, sen kazandın ben kazandım, şans mans deyip gülüşüyorlardı.” -N. Meriç.
  • ***kafa atmak
    kavga sırasında karşıdakinin yüzüne, sert ve şiddetli bir biçimde kafayla vurmak.
  • ***kafa cilalamak
    tkz. içki içmek: “İpini koparmış aylakla, çiçeği burnunda asistan, dejenere mirasyedi ile ağır işçi, burada dirsek dirseğe kafa cilalardı.” -H. Taner.
  • ***kafa eskitmek
    zihni yoran sorunlarla sürekli uğraşmak: “Ne gücünü aşan meseleler için çene yormaya, kafa eskitmeye niyeti vardı ne de kendi başarısızlıkları için suçlu aramaya…” -T. Buğra.
  • ***kafa göz yarmak
    beceriksizlik göstermek.
  • ***kafa (kafasını) dinlendirmek
    tasa veya zihni yoran sorunlardan kendini uzaklaştırmak: “Kırmak da istemiyorum zavallı garibancığı, ama ben de buraya kafamı dinlendirmeye geldim.” -M. İzgü.
  • ***kafa (kafasını) karıştırmak
    önceki düşüncelerini altüst etmek.
Devamı
  • ***kafa (kafasını) şişirmek
    gürültü veya gevezelikle bir kimseyi tedirgin etmek: “kafamızı şişirmeyi sürdürecekti ki, cep telefonum çalmaya başladı.” -A. Ümit.
  • ***kafa (kafasını) ütülemek
    argo çok laf edip tedirgin etmek: “Evi satacağım ama içinde kiracı varken müşteri bulamıyorum diye kafamızı ütülemeye başladı.” -S. Dölek.
  • ***kafa kafaya vermek
    1) iki veya birkaç kişi bir kenara çekilip konuşmak: “Şimdi, isterseniz, kafa kafaya verip topunuz birden, yahut topunuzun namına içinizden birisi cevap versin.” -N. Hikmet. 2) dayanışmak.
  • ***kafa (kafayı) çekmek
    argo kafayı çekmek: “Benimle kafa çekmenin onlar için pek keyifli olduğunu sanmıyorum.” -E. Bener. “Ona birisi kafayı çekmekte olduğunu söyleseydi, kılı bile kıpırdamazdı.” -S. F. Abasıyanık.
  • ***kafa (kafayı veya kafasını) dinlemek
    1) zihni yoran sorunlardan uzak kalmak; 2) sessiz, sakin kalmak: “Bir dakika kafamı dinleyip başka şeylerden bahsetmek ihtiyacı duyduğum zaman…” -S. F. Abasıyanık.
  • ***kafa kalmamak
    zihin yorularak çalışmaz olmak.
  • ***kafa patlatmak
    bir konu üzerinde pek çok düşünmek: “Sen sabahtan akşama kadar rahat rahat oturuyorsun, ben kafa patlatıyorum.” -H. E. Adıvar.
  • ***kafa sallamak
    1) ikaz etmek için başını iki yana veya öne arkaya hafifçe eğmek; 2) baş sallamak; 3) doğru veya yanlış her şeye evet demek.
  • ***kafa tutmak
    boyun eğmemek, karşı gelmek, diklenmek: “Hocalara, amirlere, büyüklere kafa tutmak sökmezdi.” -R. N. Güntekin.
  • ***kafa yapmak
    argo dalga geçmek.
  • ***kafa yok!
    “akıl, düşünce yok” anlamında kullanılan bir söz.
  • ***kafa yormak
    bir iş, bir konu üzerinde çokça düşünmek: “Oynarken yaptığı hatalar üstüne kafa yoruyor, sonra yığınla düş kuruyordu.” -N. Cumalı.
Devamı
  • ***kafadan atmak
    bir konu üzerinde inceleme yapmadan rastgele konuşmak, uydurmak, yalan söylemek.
  • ***kafakola almak
    1) sp. güreşte kafa ve kolu birlikte kavrayarak rakibi çevirmek; 2) mec. etkisi altına alıp kandırmak.
  • ***kafası almamak
    1) anlayamamak, kavrayamamak; 2) zihin yorgunluğu sebebiyle anlayamaz duruma gelmek; 3) olabileceğine inanmamak.
  • ***kafası bozulmak
    öfkelenmek, kızmak.
  • ***kafası bulanmak
    bir olay karşısında aklı karışmak, anlayamaz, kavrayamaz duruma gelmek.
  • ***kafası dolmak
    zihninde çeşitli konular birikmek: “kafası daha o yıllarda özgürlük ve eşitlik fikirleriyle dolmuştu.” -H. Topuz.
  • ***kafası dönmek
    1) sıkışık bir durumda sersemlemek; 2) kızıp öfkelenmek.
  • ***kafası dumanlanmak
    1) çok dalgın olmak; 2) sarhoş olmak: “Saz, söz başlasın, içki ile kafalar iyice dumanlansın, cümbüş tam kıvamını bulsun.” -H. R. Gürpınar. 3) esrar içmiş olmak.
  • ***kafası durmak
    zihin yorgunluğundan düşünemez olmak.
  • ***kafası düzelmek
    doğruyu ve iyiyi bulmak.
  • ***kafası ile oynamak
    takım sporlarında arkadaşlarının durumunu göz önünde tutup en iyi fırsatı değerlendirerek bedenini fazla yormadan oynamak.
  • ***kafası işlemek (çalışmak)
    aklı, zekâsı yerinde olmak, bir konu üzerinde iyi düşünebilir olmak: “Hasan’ın kafası şimdi üç cepheli işliyordu.” -O. C. Kaygılı.
  • ***kafası (kafasına) takılmak
    zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak: “Bu soru kafasına takıldıkça gülüşü mide spazmı geçirir gibi oluyordu.” -T. Buğra.
  • ***kafası karışmak
    önceki bilgi ve düşünceleri altüst olmak: “Esir kızı unutabilmek için kendini teşkilattaki tuhaf aletleri incelemeye verdiğinde kafası iyice karışmıştı.” -İ. O. Anar.
  • ***kafası kazan (gibi) olmak
    kafası şişmek.
  • ***kafası kızmak
    öfkelenmek: “Namusum hakkı için bir kafam kızarsa atarım denize seni.” -S. F. Abasıyanık.
  • ***kafası sarmamak
    anlamamak, aklı ermemek.
  • ***kafası sersem sepet (olmak)
    gürültü ve uğultudan zihni yorulmuş (olmak): “Uzun bir otobüs yolculuğundan sonra, yorgun, uykusuz, kafası sersem sepet girdiği için kasabaya, henüz pek bir şeyin farkında değildi.” -E. Bener.
  • ***kafası şişmek
    1) zihni yorulmak; 2) gürültüden tedirgin olmak.
  • ***kafası yerinde olmamak
    gereği gibi düşünecek durumda olmamak.
Devamı
  • ***kafası yerine gelmek
    kendini toparlamak, kendine gelmek.
  • ***kafasına dank etmek
    bir olay sebebiyle birden ayılmak, doğruyu anlamak: “Onu içine düşürdüğüm kötü durum da böylece kafama dank etmiş oldu.” -A. Ağaoğlu.
  • ***kafasına estiği gibi
    sadece kendi düşünce ve isteklerine göre: “Her an, her yerden çıkıp saldırabilir, kafasına estiği gibi silah değiştirebilirdi.” -E. Şafak.
  • ***kafasına geçirmek
    başına geçirmek.
  • ***kafasına girmek
    1) bir düşünce aklına uygun gelmek; 2) birini bir iş yapmaya kandırmak.
  • ***kafasına girmemek
    anlayamamak, kavrayamamak.
  • ***kafasına göre
    istediği gibi: “Otopark görevlileri, arabayı kendi kafalarına göre bir yere çekerlerdi.” -A. Ümit.
  • ***kafasına koymak
    kararını önceden vermiş olmak, önceden şartlanmak, bir şey yapmaya kesin karar vererek zamanını beklemek: “Burada toprağı, nesi varsa satıp savarak bir başka yere göç etmeyi kafasına koymuştur.” -R. N. Güntekin.
  • ***kafasına sığmamak
    akıl erdirememek.
  • ***kafasına söz girmemek
    1) çok aptal veya inatçı olmak; 2) önemsememek.
  • ***kafasına uymak
    aklına uymak.
  • ***kafasına vura vura
    zorla, isteyip istemediğine bakmadan.
  • ***kafasına vurmak
    başına vurmak.
  • ***kafasında şimşek çakmak
    beyninde şimşek çakmak.
  • ***kafasında tutmak
    bir şeyi unutmamak, aklında tutmak.
  • ***kafasından çıkarmak (atmak)
    bir şeyi unutmak veya ondan vazgeçmek: “Bir rüyadan böyle abuk sabuk sonuçlar çıkardığım için kendimi suçlayarak bu tuhaf düşünceleri attım kafamdan.” -A. Ümit.
  • ***kafasından geçirmek
    belli belirsiz düşünmek.
  • ***kafasını ezmek
    zararlı olabilecek bir hareketi, bir durumu başlangıçta yok etmek, etkisiz duruma getirmek.
  • ***kafasını işletmek
    doğru ve iyi düşünmek: “Biraz kafanızı işletseniz ne düğümler çözersiniz.” -T. Oflazoğlu.
  • ***kafasını kaldırmak
    karşı gelmek, başkaldırmak: “Sen bağ yeri açıyorsun ha? Çevirin şunu dese, yüz sopa çekse. Bir daha bak kimse kafasını kaldırır mı?” -M. Ş. Esendal.
  • ***kafasını kaldırmamak
    1) yoğun olarak çalışmak, meşgul olmak; 2) yoğun bir biçimde düşünmek veya çalışmak; 3) karşı gelmemek.
  • ***kafasını kaşıyacak vakti olmamak
    çok meşgul olmak
Devamı
  • ***kafasını kırmak
    iyice dövmek, pataklamak.
  • ***kafasını kullanmak
    akıllıca davranmak.
  • ***kafasını kurcalamak
    zihnini meşgul etmek, düşündürmek.
  • ***kafasını sokmak
    barınabilecek bir yere yerleşmek, başını sokmak: “Bazen yapayalnız, kafasını sokacak bir damdan mahrum, aç, avare dolaşmış.” -H. E. Adıvar.
  • ***kafasını taştan taşa çarpmak (vurmak)
    pişman olmak.
  • ***kafasını toplamak
    sağlıklı düşünebilir olmak: “Soluk soluğa kuytu bir yere sinip kafasını toplamaya çalıştı.” -İ. O. Anar.
  • ***kafasını tütsülemek
    sarhoş etmek: “Tekelin en keskin içkisi bizimkilerin kafasını tütsüledi.” -B. Felek.
  • ***kafasını uçurmak
    kellesini uçurmak.
  • ***kafasının bir tahtası eksik (noksan) (olmak)
    alay akıl dışı davranışlarda bulunan.
  • ***kafasının dikine gitmek
    kendi düşünce ve görüşünün en iyi olduğuna inanarak kimsenin öğüdünü, uyarısını dinlememek: “Evvel zaman içinde, kafasının dikine giden bir kuş varmış, kışın güneye göç etmemeye ant içmiş.” -T. Halman.
  • ***kafasının etini yemek
    başının etini yemek: “O, keşki sıhhatli olsaydı da her gün kafamın etini yiyeydi.” -R. N. Güntekin.
  • ***kafasının kontağı atmak
    çok sinirlenmek, öfke ile dolmak: “kafalarının kontağı bir kere atınca eski rayına oturtmakta güçlük çekerler.” -H. Taner.
  • ***kafaya almak
    argo 1) zaaflarından yararlanarak kandırmak, oyuna getirmek; 2) konu önemliymiş gibi yaparak alaya almak; 3) den. gemi seyrederken akıntıyı başa almak.
  • ***kafaya çıkmak
    sp. topa kafayla vurmak için sıçramak.
  • ***kafayı (bir yere) vurmak
    1) hastalanıp yatağa düşmek; 2) uyumak için yatmak: “Ahmet de bize varır varmaz kafayı yere vurdu.” -S. F. Abasıyanık.
  • ***kafayı bulandırmak
    önceki düşünceleri altüst etmek, değiştirmek: “Öğretmenler bu gibi kitapların kafayı bulandırdığını bile söyler.” -S. Birsel.
  • ***kafayı bulmak
    sarhoş olmak: “Samim artık iyice kafayı bulmuştu.” -H. Topuz.
  • ***kafayı çalıştırmak (işletmek)
    akılcı davranarak sorunları çözmek.
  • ***kafayı değiştirmek
    düşüncesini, kanaatini değiştirmek.
  • ***kafayı tütsülemek (dumanlamak)
    argo sarhoş olmak: “Barba Manol kafayı iyice dumanladıktan sonra, iki bacağının nasıl tutulduğunu anlattı.” -Halikarnas Balıkçısı.
  • ***kafayı üşütmek
    delirmek, çılgınlaşmak.
  • ***kafayı yemek
    argo aşırı yorgunluktan bunalıma düşmek.
  • ***nato kafa, nato mermer
    söz dinlemez, söz anlamaz, taş gibi kafa.
  • ***vurup kafayı yatmak (uyumak)
    uykusu geldiğinde hemen yatmak: “Vurup kafayı tekrar uyumaya çalıştım ama nafile.” -E. Şafak.
  • ***örümcek kafalı
    Geri düşünceli, yenilikleri kolay kabul etmeyen (kimse).


Leave A Reply