Kalbin Yapısı ve Çalışması

0

Kalp nasıl çalışır? Kalbin yapısı, özellikleri, insanda dolaşım sitemi ile ilgili bilgi.


Normal bir çalışma zamanında kalbimizin ritmik atışlarının hemen hemen hiç farkında olmadığımız halde, yorucu hareketlerden sonra o kadar kuvvetli çarpar ki sanki göğsümüzü parçalayarak dışarı fırlayacak sanırız. Bu, vücudun bazı kısımlarının, diğer dokuların çeşitli ihtiyaçlarını karşılayabilmek üzere, devamlı surette çalışma derecelerini değiştirme yoluna bir misaldir. Kalp atışlarının değişmesi ile vücudun farklı yerlerine giden kanın miktarı da değişir. Hareket ettiğimiz zaman kasların ihtiyacı fazlalaşır, buraya daha çok kanallar açılmak suretiyle, daha çok yakıt maddesi ve bu yakıtı yakacak olan oksijen taşır. Bu esnada deriye ve bağırsaklara verilen kan miktarı azaltılır.

Advertisement

Böylece, büyük damarların devamlı surette kan taşımasına karşılık, dolaşım sisteminin daha uzak kısımları ihtiyaca göre açılır veya kapanır. Hatta büyük damarların çapları bile, kan akımının hacminin azalıp çoğalmasına göre, büyür veya küçülür, buna imkan verebilmek için de sistemin bütün kısımları plastiktir. Kanın içinde bulunan maddelerden en çoğunun kan damarları içinde devamlı suretle kalmadığını biliriz. Oksijen ve besinlerin sindiriminden meydana gelen maddeler kılcal borulardan dokulara, ve dokulardaki artık maddeler kılcal damarlara geçerler. Kaslar çalıştığı zaman ihtiyaçları olan fazla yakıt (glikoz) karaciğerlerden kana geçer. Böbrekler kandan artık maddeleri alır ve böylece böbreklere gelen kan ile böbrekleri terk eden kanın bileşimi farklı olur. Ayarlanabilen yalnız damar sistemi değildir, içlerinde bulunan sıvı da devamlı surette değişmekte, içine yeni maddeler girmekte ve bir kısım maddeler dışarı atılmaktadır.

Sıcak kanlı olan hayvanlar, memeliler ve kuşlardır. Vücutlarının sıcaklığını yüksek tutabilmek için, çok miktarda yakıt maddesine ve oksijene ihtiyacı olan dokular, bol miktarda artık maddeler de meydana getirirler. Vazifelerini eksiksiz yapabilmeleri için artık maddelerin dokudan hemen uzaklaştırılması ve yeni yakıt maddesi ile oksijen verilmesi gerekir. Bunun için de kanın vücut içinde hızla dolaşması lazım gelir. İnsanlarda kalp, yaklaşık olarak dakikada yetmiş defa atar ve vücutta tam bir dolaşım için yaklaşık olarak yirmibeş saniye gerekir. Kan dokulara yüksek bir basınç altında gönderilir. Bu, çift dolaşımın sonucudur. Çift dolaşım, dokulardan gelen ve oksijeni azalmış olan kanı, akciğerlerden gelen ve bu suretle oksijeni bol olan, vücuda gönderilmeye hazır kandan ayrı tutan bir düzendir. Oksijenlenmiş olan kan, kılcal damarlar sistemi aracılığı ile bütün vücudun dokularını dolaşır. Kalpleri iki kısma ayrılmamış olan balıklarda oksijeni azalmış olan kan, oksijen kazanmak için, solungaçlara gelir ve burada bir çok kılcal damarlarla dolaştıktan sonra dokulara gider. Balıklarda kan, oldukça alçak bir basınçla dokulara gelir. (İnsanlardan başka hayvanlardaki dolaşım ileride söylenecektir.)

KALBİN ATIŞ DEVRELERİ – ÇALIŞMASI

Kalp atışları arasında (yani kalp gevşemiş olduğu zamanda) iki kulakcık kanla doludur. Az bir miktar kan karıncıklara geçebilir.

Kulakcıklar kasıldığı zaman, her bir kulakcık arasındaki kapakcıklar açılır ve karıncıklara kan dolar.

Karıncıklar kasılır ve kan kapakcıklardan aorta ve akciğer atardamarına boşaltılır.

Kalp tekrar gevşer. Kulakcıklar kanla dolar ve devre tekrar başlamak üzere hazırdır.

İnsan kalbi dört bölmeye ayrılmış, kaslı bir torba olup, göğüs kemiği altında ve iki akciğer arasında bulunur. Uzunluğuna ikiye, ve her bir yarımı da iki bölmeye ayrılmıştır. Üst bölmeler kulakçık ve altakiler karıncık adını alır. Alt bölmelerin çeperi kalın kaslı olup kasılmaları ile kan kalpten akciğerlere ve vücuda gönderilir.

Advertisement

Baştan ve vücuttan gelen kan, büyük toplardamarlar aracılığı ile sağ kulakçığa gelir. Bir kapakçık açılarak kanın sağ karıncığa girmesine yol verir. Buradan kan, karıncığın kasılması ile geniş bir damar olan akciğer atardamarlarına gönderilir. Akciğer atardamarının, akciğerlere giden bir sağ ve bir sol kolu vardır. Bu kollar akciğerlerde ince kılcal borulara ayrılırlar. Kan akciğerlerden oksijen kazandıktan sonra akciğer toplardamarı ile sol kulakçığa gelir. Bir kapak açılarak kanın sol karıncığa geçmesine yol verir. Sol karıncığın kasılması ile oksijeni bol olan kan vücutta dolaşmak üzere dışarı atılır. İki kulakçık da, iki karıncığın yaptığı gibi, hemen hemen aynı zamanda kasılır, bu suretle kan akciğerlere ve vücuda aynı zamanda atılmış olur, fakat daima oksijeni bol olan kan (yani akciğerlerden gelen kan) oksijeni azalmış olan kandan (yani vücuttan gelen kan) ayrı kalır.

Kanı kalpten alıp götüren damarlara atardamar (arter) adı verilir. Arterler daha küçük atardamarcıklara ve bunlar da dokular içinde kılcal damarlara dallanırlar. Kılcal damarların çeperi yalnız bir tek sıra hücreden yapılmıştır. Kılcal damarlar doku içinde defalarca dallardıkları ve çeperleri de çok ince olduğu için, kan doku hücreleri ile sıkı temasda bulunur ve bu suretle aralarında çok kolaylıkla madde alışverişi olabilir. Kılcaldamarlar bir araya toplanarak küçük toplardamarları ve bunlar da biraraya gelerek, kanı kalbe iletecek olan toplardamarları meydana getirirler. Toplardamarlardaki kan, oksijeni alınmış olan kandır, ancak akciğerlerden kalbe gelen toplardamarlarda oksijeni bol kan bulunur.

Kalbin atardamarlara kanı itiş basıncı, atardamarlar dallandıkça ve çapları küçüldükçe azalır. Kanın kılcaldamarlar ağından toplardamarlara geçtiği zamanda basınç, başlangıçta olanın yaklaşık olarak onda birine düşmüş bulunur. Toplardamarlardaki kan basıncı, kanı tekrar kalbe götürmeye yeterli değildir. O halde kan toplardamarlardan kalbe nasıl gelecektir? Kalbin emme hareketi kısmen bu işi görür, fakat tek başına yeterli değildir. Toplardamarların kendileri de kasılma yeteneğindedir ve kasılma sebebi ile kan kalbe doğru itilmiş olur. Toplardamarlarda kanın kalp yönünden geri gitmesini engelleyen kapakçıklar (valvul) vardır. (Önkolun toplardamarlarının içindeki kapakçıklar, kol dirseğin biraz üst tarafından s’kıca bağlandığı zaman, şişkinlikler halinde görülebilir.) Toplardamarların çeperleri ince olup, atardamarlarda olduğu kadar kaslı değildir, fakat iç boşlukları (lumen) atardamarlarınkinden daha geniştir. Kasların kasılması da topiardamarlardaki kanın kalbe doğru itilmesine yardımcı olur.

Kalp kasları görünüşlerine göre çizgili kaslardandır, fakat çizgili kaslardan (istemli kaslar) farklı olarak lifleri dallanmıştır. Liflerin dallanması ve yakında bulunan liflerin ağ teşkil etmesi, torba şeklinde, esnek ve devamlı bir surette kasılıp gevşeyen bir organ için en uygun bir durumdur. Kalp atışlarının yumuşak ve kalbin her bölümünün atışının birbirine uygun (koordine) olması esastır. Kalp kaslarının atışlarının kendiliğinden olmasına (yani sinirler ile uyarılmamasına) rağmen, ateş hızı sinirlerin idaresi altındadır. Kalbe iki takım sinir lifi gelmektedir; bunlardan biri vagus sinirinden gelen parasempatik lifler, diğeri sempatik lifler. Kalbin atışının başlangıç noktası sağ kulakçığın çeperinde bulunan küçük bir bölge (sinu-Avrikuler düğüm) dür. Bu düğüm, özel kas liflerinden ve vagus siniri ile simpatik sinir liflerinden meydana gelmiştir. Vagus siniri kalp atışını yavaşlatır, simpatik sinir ise atışları hızlandırır. Kalp kaslarının kasılması çok hızlı yayılır (saniyede bir metre) ve böylece iki kulakçık hemen hemen aynı zamanda atarlar. Diğer özel bir bölge (avrikulo-ventrikuler düğüm) kulakçıkların atışını özel bir doku (His demeti) aracılığı ile, bu demetin dallanmış bulunduğu, kulakçıklara geçirir ve böylece her iki kulakçık hemen hemen aynı zamanda atarlar. Bunlarda kasılma dalgasının yayılma hızı, saniyede bir metrenin onda biri kadardır. Kalp kasının kasılmadan sonra, artık tekrar kasılamayacağı, uzun bir gevşeme devresi vardır. Bu durum diğer bir kalp atışının, son atış bitmeden evvel başlayamamasını sağlar. Kasılma devresine sistol, gevşeme devresine diastol denir. Sistol bir saniyenin dört onda biri kadar sürer (kulakçık saniyenin onda biri, karıncık üç onda biri kadar), diastol bir saniyenin dört onda biri kadar sürer; bu halde toplam olarak saniyenin sekiz onda biri kadar bir zaman. Baskı altında bulunulduğu zamanlarda kalp atışı önemli derecede hızlanabilir. Heyecan, solunum derecesi, sıcaklık, zorlu hareketler, sağ kulakçığa gelen ve aortdan atılan kanın hacmi, kanda bulunan oksijen ve karbondioksidin miktarı gibi çeşitli etmenler kalp atışları üzerinde etki gösterirler.


Leave A Reply