Kanije Kuşatması Hakkında Bilgi

0
Advertisement

Tiryaki Hasan Paşa emrindeki birkaç bin muhafız ile başarılması imkansız görülen kuşatmayı kaldırarak Almanlara ağır darbe vurduğumuz oldukça ünlü bir savaş : Kanije Kuşatması

Kanije KuşatmasıKANİJE KUŞATMASI, 18 Kasım 1601’de Türkler’in Almanlar’a karşı kesin zaferiyle biten ünlü bir savaştır. 9 Eylülde Arşidük Ferdinand, bütün Hıristiyan milletlerinin yardım birliklerini içine alan 100.000 kişilik, 47 ağır toplu ordusu ile, Türkler’in güneybatı-Macaristan’daki en önemli şehri, en berkitilmiş kalesi olan Kanije üzerine yürüdü. Kanije, 1600’de Budin (Macaristan) Beylerbeyliği’nîn 5 sancağı alınarak kurulan yeni bir genel valiliğe başkent yapılmıştı. Eski Macaristan genel valisiyken, emekliye ayrıldı, Peç’teki malikanesinde yaşayan Tiryaki Hasan Paşa, sınır boyu durumunu çok iyi bildiği için, bu sınır eyaletinin başına getirildi.

Almanlar, kaleye günde bin, iki bin gülle atarak kuşatmaya başladılar. Hasan Paşa, çok yaşlıydı. Kalenin de 100 küçük topu olmakla beraber, ancak birkaç bin muhafızı vardı. Türkler, gafil avlanmıştı. Yiyecek, cephane, hele barut, tükenmek üzereydi. Tiryaki Hasan Paşa, geceleri, kaleden çıkarttığı adamlarla Türk şehitlerinin bazıları üzerine sahte mektuplar koydurtuyor, vezir-i âzamın, ordusu ile, gelmekte olduğuna, kalenin yiyecek ve cephanesinin bahara kadar bol bol dayanacağına düşmanı inandırıyordu. Arşidük ise, Paşa’nın başını kesecek askere 40 köyü malikâne olarak vereceğini ilân edip ordusunu coşturuyordu.

Gittikte sıklaşan düşman ateşi, kaleyi delik deşik etmişti. Türkler’in kayıpları gittikçe artıyordu. Kalede Türk halkı azınlıktan ibaretti. Bunlar geceleri uyumuyorlar, kalede açılan gedikleri tamirle uğraşıyorlardı. Bu sıralarda Türkler’in barutu tükendi; bu, felaket demekti. Ancak, kaledeki 5. bölük subaylarından Ahmet Ağa’nın barut yapımında usta olduğu anlaşıldı; ham maddeler bulundu, her gün belirli miktarda barut yapılmaya başlandı. Öte yandan, Alman ordusundaki Macar birlikleri Türkler’e karşı dövüşmek istemiyorlar, dövüşür gibi yaptıkları halde, kasten iyi nişan almıyorlardı. Bu olay, Almanlar’ın maneviyatını bozdu.

73 günlük amansız bir kuşatmadan sonra Hasan Paşa, 18 kasım için bir gece baskını hazırladı. Ya kuşatma kırılacak, ya da bütün Türkler şehit olacaktı. Çünkü bir yandan yiyecek, bir yandan barut yapmak için ham madde tükenmişti. Ortalık, karla örtülüydü. Birkaç bin Türk askeri, mehter çalarak düşman ordugahını o kadar tantana ile bastı ki, Almanlar, vezir-i azamın büyük Türk ordusu ile yetiştiğini sandılar. Başkomutan Arşidük Ferdinand, gecelik kıyafetiyle atına binip kaçtı.

Advertisement

Kanije garnizonundaki akıncı taburu komutanı Kara Ömer Bey, düşmanı amansız bir şekilde kovaladı. Yalnız bu akıncı kolu 18.000 düşman başı getirdi. Arşidük’ün ordugahı, olduğu gibi ele geçirildi. Tiryaki Hasan Paşa, Arşidük’ün çadırına girdiğinde, bir altın, bir de gümüş tahtla, 12 kürsü, birçok zengin ganimet, ordu hazinesi, mücevherler, altınlar, olduğu gibi duruyordu. 80.000 ölü, yaralı, esir veren düşman, bir tek topunu bile kurtaramamıştı. Hepsinde imparatorun arması bulunan 47 büyük top, 14.000 tüfek, 60.000 çadır, bütün ordu erzakı, giyecek, ilaç ele geçti. Bunlar, Kanije’nin tam bir yıllık ihtiyacını karşılayacak kadardı. Sınırdaki 3.000 Alman köyü, Osmanlı uyrukluğuna geçti.

Bu büyük zafer üzerine III. Mehmet, Beylerbeyi (orgeneral) rütbesinde olan Tiryaki Hasan Paşa’ya «vezaret» (mareşallik) verdi; 3 kaftan, 3 mücevher takımlı at, bir mücevherli kılıç gönderdi; akıncı binbaşısı Kara Ömer Bey’e de sancakbeyliği (tümgenerallik) ile Peç valiliğini verdi.

Hasan Paşa, 1611’de, ikinci defa Budin Beylerbeyi (Macaristan Genel Valisi) iken Budapeşte’de öldü.

Advertisement

Leave A Reply