Kara Toprak Kitap Özeti – Reşat Enis

0

Reşat Enis’in Kara Toprak adlı kitabı konusu, yorumlar, kısa özeti, tanıtımı. Kara Toprak kitabı ile ilgili bilgi.

Kitabın Adı:Kara Toprak
Kitabın Yazarı:Reşat Enis

Kitabın Özeti:


Mehmet Ağa dar gelirli bir köylüdür. Tarlada başakları olgunlaşır. Bunun için orak makinasının kiralanması, buğdayları taşıyan kızağın tamiri, toplanan ürünün bir batözde çektirilmesi gerekmektedir. Fakat Mehmet Ağa’nın parası yoktur.

Şehre inerek bankadan, toprağına karşılık kredi açtırmayı kurar. Gelgelelim, bankanın verdiği para hem az, hem % 25 faizlidir. Onun için, kredi almaktan vazgeçerek sokağa fırlar. Alacağı paranın ardında kendi yıkımını görmektedir. Bir süre çaresiz dolaşır. Sonra, Kötüköy’ün zengin ağası Yarım Hacı’dan borç almaya karar verir.

Yarım Hacı kurnazdır; istenilen parayı -sevincini belli etmeden- hemen verir. Nasıl sevinmesin: Kurduğu tefecilik düzenine göre Mehmet Ağa’ya verdiği iki yüz seksen lira, faiziyle dört yüz yirmi lira olarak geri gelecektir. Saf köylüler hesap kitap bilmedikleri ve çaresiz kaldıkları için, bu düzene kolaylıkla uyarlar. Ancak ürünü kaldırınca Hacı’nın attığı kazığı anlarlar, ama artık iş işten geçmiş olur.

Mehmet Ağa’nın Elif adında güzel bir kızı vardır. Köyün öğretmeni Yalçın’ı sevmektedir. Bir çeşme başında Elif’le konuşan Yalçın, onda şehirlilere özgü bir hava sezer. Soruşturunca, 1918 de Çukurova’nın Fransızların saldırısına uğradığını, Ermenilerin ayaklanarak büyük bir kıyıma giriştiklerini öğrenir. Elif ninesiyle samanlığa saklanarak ölümden kurtulur. Bir binbaşı onu İstanbul’daki ailesinin yanına gönderir. Elif orada ilkokulu bitirir. Yalçın geçmişteki bu olayları düşünürken, Elif’i sevdiğini anlar. Gidip kızı Mehmet Ağa’dan ister. Nişanlanırlar.

Yalçın aydın ve ilerici bir gençtir. Köylünün iyiliği için çırpınır. Fakat çabaları Yarım Hacı’nın hoşuna gitmez. Yaptığı işler çıkarlarını baltalamaktadır. Bu yüzden Hacı onu ezmek için bir plan kurar.


Bir gün Şakir Paşazade’nin bir adamı Mehmet Ağa’ya gelir. Dere boyundaki elli dönümlük tarlasını satın almak istediğini söyler. Mehmet Ağa şaşırır ve teklifi reddeder. Paşazade, tarlayı iyilikle alamayacağını anlayınca, zora başvurur. Adamlarına emir vererek tarlayı sürdürür. Mehmet Ağa dava açar, ama bir sonuç alamaz. Üstelik, eşeği ile öküzlerini de mahkeme masrafı için satmak zorunda kalır. Sonunda, kızı Elif’le Paşazade’nin topraklarında gündeliği otuz beş kuruşla ırgatlığa başlar. Bu yetmiyormuş gibi Elif’in nişanlısı Yalçın da tutuklanır.

Yarım Hacı, işlerine burnunu sokacağını sezince, Yalçın’ı bir iftira ile hapse tıktırır: Güya öğretmen küçük bir oğlana sarkıntılık etmiştir. Elif, kızgın güneşin altında hem çalışır, hem de bu katı yürekli adama kargış yağdırır. Gözyaşlarını yüreğine akıtır. Mahkeme aylarca sürer. Elif ile babası tanıklık ederler. Olay gecesi Yalçın’ın Elif’in yanında olduğu ortaya çıkar. Fakat doktor raporuna göre çocuğun kirletildiği de kesindir. Mahkeme soruşturmayı genişletir. Yarım Hacı, çevirdiği dolapların açığa çıkmasından korkar, kirlettiği çocuğu gizlice öldürtür. Yalçın beraat eder. Niğde’nin uzak bir köyüne atanır.

Bir gün Elif tarlada çalışırken ağa onu görür. Çok beğenir. Hemen ırgatbaşına bir işaret çakar. Sinsice yürütülen bir plan sonunda Elif tuzağa düşer : Gözlerini açtığı zaman kendini ağanın yatağında bulur. Kirletildiğini anlayınca çılgına döner. Kahır ve utançla kıvranır. Kendini asmağa yeltenir, fakat ırgatlar yetişerek kurtarırlar. Mehmet Ağa olup bitenleri duyunca yüreğine iner, ansızın göçüverir.

Elif hastaneden çıkınca babasının öldüğünü öğrenir. Yüreği acıyla, hınçla dolar. Şehre gider, bir pamuk fabrikasına işçi olarak girer. Orada öğretmenlik yapan Türkan’la tanışır. Türkan onu sever, yanına alır. Elif, bir yandan öğretmenin ev işlerini görürken, bir yandan da okumaya çalışır. Türkan işverenin oğlu Mustafa ile evlenir. Fakat kocası veremlidir, hastalığı gitgide ilerler ve ölür. Kayınbaba gelinine birkaç bin lira vererek başından savar. İki kadın artık Adana’da kalamıyacaklarını anlarlar. İstanbul’a gelirler. Türkan öğretmenliğine devam eder. Elif liseye yazılır.

Şakir Paşazade Adana’da Melek adlı bir bar kadınına tutulur. Kadın zeki ve kurnazdır. Kötü yola düşmesine bir ağa sebep olduğu için, ağalara kinlidir. Şakir’i istediği gibi evirip çevirir. Paralarını yer, adamakıllı soyar. Yıkıma sürükler.

Bir gün Yüreğir köyünde ırgatlar ayaklanırlar. Binlerce dönümlük ekini ateşe verirler. Jandarma birliği olayı büyümeden bastırır. Elebaşı olarak ağır yaralı, güzel bir kadın yakalanır, şehre getirilir : Bu, Elif’tir. Neyse ki Vali uyanık, ileri görüşlü bir adamdır. Raporunu da buna göre hazırlar. Gerçi Elif hapse atılır, ama Toprak Kanunu da yakında çıkacaktır. Çukurova’nın artık ağa elinden alınarak devletleştirilmesi tasarlanmaktadır.


Kitap Hakkında Yorumlar ve Yargı

«Adana köylüsü ve toprak işçisinin, topraksız insanların yaşayışlarını anlatan ‘Toprak Kokusu’ (1944), onun romancılığının ikinci devresinin ilk eseridir. O, bu romanı ile Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir’lerin bir habercisidir. Sanat hayatına İstanbul’da başlamış, kendisini bu çevrenin tesirlerinden bir dereceye kadar sıyırabilmiş romancıların bir örneğidir. Bundan dolayıdır ki onu yeni hikaye ve romanımızın yol açıcıları arasında görmek yerinde olacaktır. Topraksız köylülerin yaşayışları üzerinde toplumcu gerçekçiliğe yönelen bir eser yazmanın çok aşırı şüpheler uyandırdığı bir devirde bu romanı yazmıştı. Bugünün gerçekçileri ise Anadolu’nun her şeyden önce Adana’nın yaşayışını anlatan hikaye ve romanları rahatça yazıp yayınlayabiliyorlar.» (Tahir Alangu).



Bir Yorum Yazmak İster misiniz?