Karagözle Hacivat Diyalogları – En Komik Hikayeleri

156

Özellikle Ramazanların vazgeçilmezi Karagöz ve Hacivat’ın konuşmaları, komik diyaloglar, Komik Karagöz Hacivat Hikayeleri.

Hacivat ve Karagöz
*Karagöz’e Mısır’daki amcasından bir sandık altın miras kalır. Bunun üzerine Karagöz yakın arkadaşı Hacivat ile beraber bir ticaret gemisine binip Mısır’a giderler. Miras işlemlerini hallettikten sonra yine bir ticaret gemisine binip geri dönerler. Ama Marmara Denizi’nde kürekçilerin isyanı sırasında su alan gemiden yolcular kayıklara binerek kurtulurlar.

Karagöz ile Hacivat altın dolu sandıkla Mudanya kıyılarına, bindikleri kayıkla ulaşırlar ama sahilde konuşmaya daldıklarından iskeleye iyi bağlamadıkları kayık dalgalara kapılır ve gözden kaybolur. Daha sonra bir at arabasına binerler ve Bursa’daki evlerine dönerler. Bırak bir sandık altını ceplerindeki para da bitmiştir. İş bulup çalışarak para kazanmaları gereklidir ama nasıl bir iş? Onlar aralarında bu konuyu konuşurken tatlı bir sohbete dalarlar.

Giderek sohbet koyulaşır, şakalaşmalar artar.

hacivat: ooo selam karagöz
karagöz: selam hacivat
hacivat: hadi gel gidelim
karagöz: nereye yaw
hacivat: ziyarete
karagöz: kimin ziyarete
hacivat: ebemin ziyarete
karagöz: hadi gidelim

hacivat: ya anlamadınmı
karagöz: anladım
hacivat: ne anladın
karagöz: ebene gitcez
hacivat: bensenle dalga geçiyom

karagöz: ne dalgası
hacivat: bidiğin dalga tövbe tövbe
karagöz: tövbe nedemek?
hacivat: günahlarımız siliniyor
karagöz: kim siliyor söyle onun kıçından vururum
hacivat: ebem silyor
karagöz: eben nerde
hacivat: burnunun diminde duruyor
karagöz: benim burnumun diminde ne işi var
hacivat: burnunun dimide oturuyor

karagöz: neden burnumun dibinde oturuyor
hacivat: çamaşır yıkıyor
karagöz: benim çamaşırlarımıda yıkasın
hacivat: benim sinirimi bozma
karagöz: sinirin buzulmazbozulursa ben düzeltirim
hacivat: şimdi senin burnunu kırıcam sonra nasıl düzelceni göteririm
karagöz: götter hani
hacivat: sokat atcam şimdi

karagöz: nasıl atılıyor
hacivat: al sana sokat
karagöz: ak hacivat napsın sen niye sokat attın be
hacivat: sinirimi bozdun
karagöz: siniri düzeltiriz ya
karagöz: sokat atmana gerek yok beb kaçtım ak anam canım acıdı

* HACİVAT – Hoş geldin sevgili Karagözüm!
KARAGÖZ – Hoş bulduk kel kafalı kara üzüm!
HACİVAT – Nereden gelip, nereye gidiyorsun bakalım?
KARAGÖZ – Bir yere gittiğim yok da, oğlumla kaç saattir okuma-yazma çalıştık… Biraz gezeyim dedim.
HACİVAT – Tabii iyi yaptın efendim, kafan balon olmuştur.
KARAGÖZ – Hay hay, kafam balon oldu da uçmasın diye boynuma yapıştırdım.

HACİVAT – Hemen yanlış anlama, yani uzun zaman ders çalışmaktan kafan şişmiştir.
KARAGÖZ – Kafam pişti de soğutmaya çıktım.
HACİVAT – Allah iyiliğini versin! Neyse, çalışmalar iyi gidiyor mu?
KARAGÖZ – Hem de nasıl iyi gidiyor bilemezsin Hacı Cavcav! Sen söyle de müdür benim ilkokul diplomamı hazırlasın…
HACİVAT – Efendim sen hele hepsini iyi öğren de diploma işi kolay…

KARAGÖZ – Şey, okuma yazma öğrenirsem diploma başka başka ne işime yarayacak?
HACİVAT – Bak, meselâ artık mühüre lüzum kalmayacak…
KARAGÖZ – Yerine kimse bakmayacak mı?
HACİVAT – Kimin yerine Karagözüm?
KARAGÖZ – “Artık müdüre lüzum kalmayacak…” dedin ya!
HACİVAT – Efendim müdür değil mühür! Hani imza yerine bastığın damga yok mu?
KARAGÖZ – Öyle söylesene köftehor!

*Hacivat’ın son zamanlarda işleri iyi gider. Çok para kazanır.

Bu birikimi değerlendirmek için, bir yarış atı satın alır. Girdiği her yarışı kazanan meşhur bir at: Küheylan. Olayı duyan Karagöz, Hacivat’ın evine gidip kapıyı çalar. Hacivat pencereye çıkar ve sorar: “ Buyur Karagöz’üm, bir şey mi istemiştin? “

Karagöz: “ Evet Hacivat, bir şey istemiştim. Duyduğuma göre, Küheylan’ı satın almışsın. Onu bana satar mısın? “
Hacivat: ” Neden olmasın Karagöz’üm. İyi bir fiyat verirsen satarım. De bakalım, ne veriyorsun? “
Karagöz: “ Hı?..”
Hacivat: “ Yani kaç para verirsin? Küheylan’ı kaça alırsın? “
Karagöz: “ On altın veririm. Sattın mı? “
Hacivat: “ Dur bakalım, Karagöz’üm. Hemen sattın mı olur mu? Bir pazarlık yapalım, değil mi? “
Karagöz: “ Nazarlık taktırırım, Küheylan’a. Anlaştık o zaman. “

Hacivat: “ Yapma Karagöz’üm. Alışverişi oldubittiye getirme. On altına Küheylan mı satılırmış? Çık biraz, çık çık. “
Hacivat’ın ne dediğini tam olarak anlayamayan Karagöz evin merdivenlerini çıkmaya başlar. Sonunda, burnu kapıya dayanır.
Hacivat: “ Çık Karagöz’üm, çık çık. “
Karagöz: “ Kapıya kadar çıktım. Daha fazla çıkamıyorum. “
Hacivat: “ Ben sana merdivenleri çık demedim. Fiyatta çık, yani on altın dedin ya onu arttır, yirmi de, otuz de. “
Karagöz: “ Yirmi, otuz. “
Hacivat: “ Çık, çık. “
Karagöz: “ Elli, altmış. “
Hacivat: “ Çık, çık. “

Hacivat’ın çok para istemesine kızan Karagöz bağırır: “ Çık çıkı, çık çık. Sanki zil takıp oynuyorsun. Bre Hacivat, sen ne istiyorsun bu ata, onu söyle bakalım. “
Hacivat: “ Bak Karagöz’üm, ben atı yüz altına aldım. Üstüne kar da koy.Yüzü geç, yüzü geç.”
Karagöz: “ Yüzgeç balıklarda olur, alık. “
Hacivat: “ Hemen sinirlenme Karagöz’üm. Şunun şurasında ne güzel pazarlık yapıyoruz. Bak Karagöz’üm, Küheylan’ı sana veririm ama yüz yirmi altınını alırım. Bir kuruş aşağı olmaz. “
Hacivat’ın konuşmasına içerleyen ve Küheylan’ı alamadığına üzülen Karagöz, Hacivat’a küser. Bir hafta ne Hacivat’ın evinin önünden geçer, ne de onunla konuşur. Daha sonra iki eski dost tekrar barışırlar.

—–BİR BAŞKA OYUN—–

KARAGÖZ’ÜN OKUL HAYATI ÜSTÜNE

Hacivat — Ah. Karagöz’üm, vaktiyle okuyup yazaydın hiç olmazsa tar-ı dehaletten kurtulmuş olurdun. Senin bu gabavetin mektep görmemenden ileri gelir.

Karagöz — Ben neden mektep görmedim?

Hacivat — Vay! Sen mEktebe başladın mı?

Karagöz — Başladım ya. ne sandın?

Hacivat — Başladığınız mektep iptidai mi. yoksa rüştiye mi idi”

Karagöz — Ne anlayışsızsın! İptida ben başladım.

Hacivat — Mürekkep yaladınız mı?

Karagöz — Evet. yaladım

Hacivat — Kâğıt karaladınız mı?

Karagöz — Paraladım

Hacivat — Yazı çıkarabilir misin?

Karagöz — Yazı çıkarması bir şey mi. haddin varsa, gel kışI çıkaR. evde ne odun. ne kömür var

Hacivat — Canım, latifeyi bırak. Ufak derslerden Risale-i ahlak. Methal-i kavait falan gibi…

Karagöz — Böyle şeyler sormak ayıptır, ayıp!

Hacivat — İleri dersi gördünüz mü, mesela Arabi. Farisi?

Karagöz — Arabayı da gördüm, kayısıyı da .

Hacivat — Sarf gördünüz mü?

Karagöz — Hay hay!

Hacivat — Binaya çıktınız mı?

Karagöz — Çıktım.

Hacivat — Bu kadar ders gördükten sonra her şeye aşina olmak tabiidir.

Karagöz — Tabii Hacivat

Hacivat — Aferin Karagöz! Ziraat, ticaret, sanat, hüner, marifet hepsi sizde tekmil demek?

Karagöz — Hepsi mevcuttur, övünmek olmasın…

Hacivat — Şimdi sana Arabi’den bir şey soracağım, cevap verebilir misin?

Karagöz — Vızır vızır!

Hacivat — Yakbizû ne kelime?

Karagöz — Yiyeceğim, ama meydanda bir şey yok?

Hacivat — Ne yok?

Karagöz — Ye karpuzu demedin mi ?

Hacivat — Anlaşıldı. Arabi’den anlamıyorsun. Bir de Farisi’den sorayım: «men» demek, ne demek, “tu” demek ne demek?

Karagöz — durup dururken tükürme öyle.

Hacivat — Farisi’de men demek ben demektir, tu demek sen demek. Gördün mü cahilliği… Halbuki bu sorduklarım pek ehemmiyetsiz şeyler. Hani mektep gördüm, mektebe başladım, dedin, mektep gören böyle mi olur? Suallerimin hiç birine cevap vermedin.

Karagöz — Ayol, ben mektebe başladım ama, mektep yapılırken neçberlikle başladım. Çok çalıştım, ırgat olmak nasip olmadı.

Hacivat — Mürekkep yaladım dedin?

Karagöz — Yaladım, ama bizim çocuğun hokkası odaya döküldü, tahta kirlenmesin diye yaladım.

Hacivat — Hani canım kağıt karaladım, eledin?

Karagöz — Geçen kış oda penceresinin camı kırıldı, biz de kâğıt yapıştırdık. Bizim oğlan ona musallat olmuş, onunla oynuyor, ben de kızdım, paraladım.

Hacivat — Hani Karagöz «Arabi gördüm» dedim?

Karagöz — Gördüm ya! Hem bir tane değil, üç tane… Yanıbaşı-mızdaki konakta.

Hacivat — Ne gördün, Karagöz

Karagöz — Ne olacak, araba?

Hacivat — Hani Farisi?

Karagöz — Onu da komşunun bahçesinde gördüm. Sen de görsen ağzının suyu akar.

Hacivat — Ne gördün canım?

Karagöz — Kayısı.

Hacaivat — «Sarf gördüm» dedin, ona ne diyeceksin?

Karagöz — Onu bir iki gün evvel kuyumcu çarşısından geçerken gördüm.

Hacivat — O ne o?

Karagöz — Gümüş zarf

Hacivat — Emsile?

Karagöz — Çok oldun, şimdi yapıştıracağım bir sille!

Hacivat — Hani «Binaya çıktım» dedin?

Karagöz — Binaya neçberlik ettiğim tarihte çamur teknesiyle çıktım.

Hacivat — Mantık neden bahseder? Nasıl şeydir, bakalım?

Karagöz — Efendim, yufkayı bol yağda kızartırsın, içine kıyma üstüne de yoğurt dökersin. İşte oldu mantı!

Hacivat — Sen lisan-ı maderzadın olan Türkçe tekellüme bile muktedir değilsin, hiçbir şey bilmiyorsun.

Karagöz — Neyi bilmem, yiyip içmeyi pekala bilirim.


156 yorum

  1. cimbom fatoş on

    süper ya karagöz hacivat ikiside birbirinden inatçi yahu ama çok güzel oyunları var

  2. performans için muhteşem diyaloglar süpersiniz işime çok yaradı çok teşekkürler :):)!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!:):)xp

  3. ödevime yardımcı oldukları için çok teşekkürler……………….:::::::::::)herkezin bunları okumasını isterim.

  4. karagöz ve hacivat on

    performansıma çok iyi oldu 100 aldım ollllllllllllllllllllllllllllleeeeeeeeeeeeeeeyyyyyyyyyyyyy

  5. teşkürler ödevime yardımcı bir site ama biraz daha diyalog koyarsanız çok daha güze olur yinede bana yardımcı oldu tekrar teşekkür ederimmmmmmmmm
    ,

  6. galatasaraylı tuğçe on

    …performans ödevimde çok yardımcı oldular nur içinde yatsınlar onlara teşekkür ediyorum sevgilerimi yolluyorum canım karagözüm canım hacivatım sizi çok seviyorum karagöz özellikle sen çok komiksin hahaha diye gülüyorum senin söylediklerine hep hacivat ı kızdırıyorsun hacivat sende karagöz ü aşağılama lütfen lütfen…

  7. çok güzelmiş çok komikmiş ödevime çok yardımcı oldu bu siteyi yaptığınız için çok teşekkürler hepinize

  8. kardelen ünal on

    harikaymış gülmekten karnıma ağrilar girdi boyle birsey olamaz hocanın verdigi karagözve hacivat ödevinden sizin sayenizde yuz aldım çok ıyısınız hepinize çok teşekkür ederim

  9. cukulicukulicukili on

    cooooooooooooook komik harika sahane goz kamaştırıcı bayılcam hata bayıldım 😀 😀 🙁 saka:D

  10. ÇOOOOOOK BEĞENDİM ŞAHSEN HERKEZE OKUMASINI TAVSİYE EDERİM.☺😊😏🙂👍❤💕💗💙💜💛💚✔✅:)

Bir Yorum Yazmak İster misiniz?